YAZARA MAİL GÖNDER Gökyüzünde sanat olur mu?

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

SSM'de 'Otto Piene'nin şişme açıkhava heykelleriyle gökyüzü sanatı yapılıyor. Naciye, Los Angeles'ta ödül bekliyor. 'Küçük Arkadaşım' projesi köy okullarındaki çocukları kırtasiyeyle mutlu ediyor. Umudumuzu diri tutmadan bu hayat geçmez...

Acılı, öfkeli, fena halde sıkıntılı, kasvetli günlerden, umudumuzu kaybetmemek için her yola başvurabileceğimiz zamanlardan geçiyoruz...
Gökyüzü sanatından medet ummuşuz çok mu?..
Tam da böyle karamsar bir dönemde ortaya çıkan bir akıma göz atalım; bakalım bize de azıcık ferahlık aşılayacak mı?
ZERO'dan daha önce de bahsetmiştik.
2. Dünya Savaşı'nın sonunda, 1950'lerin sonlarına doğru ortaya çıkan bir sanat ve fikir akımı, düşünce şekli ZERO.
Safralardan arınma, özgürleşme, temizlenme, tazelenme, yeniden başlama çağrışımlı. Sıfırlanıyor, en beyaz sayfadan sil baştan tekrar giriyorsun hayata...
Olaylar 50'lerin ikinci devresinde, Düsseldorf'ta geçiyor. Başrollerde Heinz Mack, Otto Piene, Günther Uecker var. O güne kadarki sanat ezberlerini hiçe sayıyor; ışığı, boşluğu, hareketi, zamanı, sesi merkeze yerleştiriyorlar.
İlham veren, 'yok artık' dedirten, çivi/ araba lastiği/şişe mantarı gibi gayet gündelik malzemeler kullanıyor, sanatla teknolojiyi evlendiriyorlar.
Titreşimli, projeksiyonlu, ışıklı, dumanlı işlere imza atıyor, bazısını sergiledikten sonra hooop çöpe yolluyorlar. Egolarını nasıl bu derece törpüleyebildikleri bir muamma ama beceriyorlar bunu; pek çok iş biricik değil, imzalarını ayırt etmek de hiç kolay değil.
Dertleri şöhret olmak değil çünkü.
İtici güçleri, iletişim kurmak.
Yenilikçi, şaşırtıcı, dinamik, enerjikler. Çoğu zaman muzip...
İyimser. Hep taze. Pozitif enerji yayıp umut vaat ediyorlar.
Sakıp Sabancı Müzesi'ndeki (Emirgan) ZERO sergisi, tam da böyle duygulara ihtiyaç duyduğumuz bir döneme denk geldi.
İnsanın içini açan, yerine de acayip yakışan bir sergi. Görmediyseniz mutlaka yaratın bir fırsat. Hatta belki tam da haftaya cuma ya da cumartesi (23-24 Ekim), bu etkinliği bahane edip gidersiniz.
Hangi etkinliği? Sanat, bilim, mimari ve teknolojiyi iç içe geçiren 'The Sky Event/Gökyüzü Etkinliği'ni...
Neler olacak peki orada? Dünya sanat çevrelerinden mühim isimlerin ZERO'ya dair konuşmaları, değerlendirmeleri... Kurucu babalardan Otto Piene'nin o inip kalkan, şişip sönen deli açık hava heykellerinin performansı...
Bu renkli balonumsu heykellerin SSM'nin terasından havaya bırakılmasıyla gökyüzü bir tuval olacak ve büyük ihtimalle göz kamaştıracak. "Savaş sırasında gökyüzüne dair keyif duygularının yerini dehşet almıştı" demiş Otto Piene. "Savaş bittiğinde ise gökyüzünü kutlama dürtüsü ve sevinci ortaya çıktı, bununla beraber de gökyüzü sanatı fikri."
Bizdeki bu kederli, kasvetli, umutsuz atmosfere de iyi gelsin.
Tazelik, ferahlık, umut yaysın.

Naciye, Los Angeles'ta...

İyi ve ilginç şeyler de oluyor neyse ki... Naciye, Los Angeles'a gitmiş mesela. Naciye kim? Los Angeles'ta ne işi var? Naciye, eski ev sahibi. Tanıdığımız biri hem de: Derya Alabora... Şöyle: Genç bir çift, eski bir ada evini satın alır. Ve de evin eski sahibi Naciye'yle gerilim dolu dakikalar başlar. Yönetmenliğini Lütfü Emre Çiçek'in yaptığı bir film bu... Başrollerde Esin Harvey, Görkem Mertsöz ve filme adını veren rolde de Derya Alabora yer alıyor. Ve işte bu Naciye bu hafta Los Angeles'ta yarışıyor. Bu yıl 15'incisi düzenlenen, Amerika'nın en büyük korku filmleri festivali Screamfest'te... Hadi bakalım...

Ay sonuna kadar 'Küçük Arkadaşım'

'Küçük Arkadaşım' projesinden haberdar mısınız? Ben değildim. Sevgili Berhan A.'nın mail'iyle öğrendim: "Küçük Arkadaşım projesinde gönüllü olarak yer alıyoruz. Bağışçılar tarafından hazırlanan, kırtasiye malzemelerinden oluşan zarflar köy okullarına gönderiliyor. Tamamen gönüllülük esasına dayalı bir proje... Hayata geçirenler birkaç arkadaş, herhangi bir resmi kuruma bağlı değiller, kendi çabalarıyla oluşturmuşlar: www.kucukarkadasim. org. Zarflar hazırlandı, kolilendi, gönderimler 30 Ekim'e kadar devam edecek. Şu aşamada köy okul öğretmenlerinin başvurusu bekleniyor. Bu sene üçüncü seneleri, farklı okullara gönderilmesi hedefleniyor. Daha fazla öğretmene ulaşılması konusunda destek olabilirseniz çok mutlu oluruz." Web sitelerine baktım, ne kadar içten ve sıcaklar... "Neden mi?" diye soruyor ve şöyle cevaplıyorlar: "Unutamadım, o yüzden... Kalemimi serçe parmağımın boyu kadar kullanmayı... Silgimi dişlerimle koparıp arkadaşımla paylaşmayı... Umutlarımı... Yaşam şartlarımı... Unutmadım, o yüzden!" Yola 'Bir kalem, bir silgi' diye çıkıp ilk yılda yaklaşık iki bin, ikinci yıldaysa üç bin beş yüzü geçen zarf göndermişler. Bu sayıda çocuğa destek olmuşlar, bu kadar çocuğu mutlu etmişler yani, hiç az değil. Zarfın içine üç tane kurşun kalem, bir tane kırmızı kalem, bir tane kareli harita metod defteri, bir tane çizgili harita metod defteri, bir tane silgi, bir tane de kalemtıraş koyuyorsunuz. Ne bir eksik, ne bir fazla... Bir de not yazıyorsunuz isterseniz. 30 Ekim'e kadar vaktiniz var. Sonra sıra öğretmenlere geliyor. Onlardan da biraz talepkâr olmaları bekleniyor. Evet, haydi!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.