YAZARA MAİL GÖNDER Babaları gibi asfaltı ağlatıyorlar

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Castrol Ford Team Türkiye takımında yarışan Murat Bostancı ve Orhan Avcıoğlu, motorsporları denince akla gelen ilk isimlerden Azmi Avcıoğlu ile Serdar Bostancı'nın oğulları. Babalarının yolundan gidip, Türkiye motorsporlarında önemli başarılara imza atıyorlar

'Armut dibine düşermiş' atasözü tam bu durumu özetliyor. 80'li yıllarda Türkiye motorsporlarına damga vuran iki ünlü pilot Azmi Avcıoğlu ile Serdar Bostancı'nın oğulları da babalarının yolundan gidiyor. Her ikisi de yarış parkurlarının iki duayeni olan babaları gibi asfaltı ağlatıyor. Castrol Ford Team Türkiye takımında yarışan Murat Bostancı ve Orhan Avcıoğlu, babaları arkadaş hatta arkadaştan ileri dost onlar... Henüz pistlerde birbirlerinin rakibi değiller. Sanırım bir gün rakip olacakları günün geleceğini biliyorlar.

- İki şampiyon babanın iki şampiyon oğlu olarak siz motorsporlarına nasıl başladınız?

- Orhan Avcıoğlu:
Bizim evde yarıştan falan pek bahsedilmezdi. Ben babamın evdeki kupa ve madalyalarını tesadüfen buldum. Mesela Murat'ın, kupalar arasında bebek haliyle fotoğrafları vardır. Benim gözüm evin garajında dolanırken kupa ve kullanılmış direksiyonları bulunca açıldı. Normalde yarışçı bir aileden geliyorsanız tüm bunların evin her yerinde olması gerekir ama bizde bir tane video kaseti bile yoktu ortalıkta. Garajdan çıkarıp, buldukça içimdeki ateş daha da güçlü yanmaya başladı ve yarışçı olmak istedim. 2000 yılında Serdar Ağabey ile tanıştım, 2005'te ilk rallimi yaptım, 2008'deki askerlik dönemime kadar pek de başarılı olmayan bir dönem geçirdim, sonra da 2009'da Serdar Ağabey'in telefonuyla başlayan süreç bugünlere geldi. Murat ile de 2004'te Antalya'da bir yaz WRC yarışı izlerken tanıştık.

- Murat Bostancı: Ben bir yandan da Orhan'ın yarışlarını takip ediyordum, sonuçta o da benden birkaç yaş büyük, babamla Azmi Ağabey arasındaki durum bizde de aynen yaşandı.

- O. A:
O sırada otomotiv mühendisliği okumak için yurtdışına gittiğim dönemde bir araya gelip konuşmuştuk. Ama asıl dostluğumuz Castrol Ford Team Türkiye'de takım arkadaşı olunca başladı diyebilirim. Ama en önemlisi biz dostluğumuzu takım dışına taşıdık.
M. B: Bu işin içine doğdum. Hatta eve motorsporları camiası dışında misafir gelmezdi. Evin her yerinde kupalar, kasetler... Bir taraftan da babalarımızın dost olduğunu bildiğim, karting yapan Orhan Ağabey diye de bir figür var hayatımda. Başka da hiçbir şey ilgimi çekmiyor. Sonrası Orhan'ın anlattığı gibi, sanırım hayatlarımızın kesişmesi kaçınılmazdı. Ama onun da dediği gibi, spor dışındaki hayatlarımızın da birlikte yürümesi büyük bir kazanç.

MURAT ÇOK HIZLIDIR

- Eğer bir gün rakip olursanız, birbirinizin hangi özelliklerinden çekinirsiniz?
O. A:
Murat direksiyona geçtiğinde hiçbir şey düşünmeden gazlar ve yarışların yüzde 95'inde de çok iyi derece yapar. Yalnızca otomobili kullanmayı düşünür. Bu bende olmayan bir özellik.
M. B: Orhan alçak gönüllük yapıyor, çok hızlıdır ve en umulmadık anlarda en tahmin edilmeyecek atağı yapar. Aslında yaptığımız sporda pek de keskin hatlar yok, mesela futbol oynuyor olsaydık "Uzaktan iyi vurur" gibi bir şey söyleyebilirdim (gülüşmeler).

- Yanınıza co-pilot olarak kimi isterdiniz? Kendi babalarınızı mı, diğerini mi?
O. A: Serdar Ağabey'i alırdım. Ben ailemden biriyle ciddi rekabet gerektiren bir yarışa giremem. Yanımdaki kişinin arkadaşım olmasını tercih ederim. Aile bağı farklı bir şey, yaptığımız iş anne, baba, kardeş ile yapılabilir gibi gelmiyor bana. Burada nasıl ilişki kurduğunuz önemli, babam dünyanın en geçimli insanıdır ama yolda olmaz.
M. B: Babamla giremem. Çünkü babam co-pilot olmayı hiç sevmez. Azmi Ağabey'in de seveceğini sanmam, o nedenle üçüncü seçeneği kullanır Orhan'ın annesi Beyza Abla ile girerdim. Zaten kendisi çok iyi bir co-pilot.

- Şimdi de prokovatif bir soru. Bugün yarışsanız kim kazanır? Babalar mı, oğullar mı?
O. A:
Bu konu çok net. İster onların dönemlerindeki otomobiller olsun, ister bugün bizim kullandıklarımız olsun, ikisini de geçeriz. Hatta geri vitesle bile kazanırız.
Azmi Avcıoğlu: Orada dur bakalım biraz, Serdar ve ben size hiç şans tanımayız.
Serdar Bostancı: Bak sen şunlara...
O. A: Vallahi isterseniz bize beşinci vites yasak olsun, yine de geçeriz.

PİLOTLARIN SOSYAL HAYATI YOK

- Siz oğullarınızın yarış dünyasına girmesine ne dediniz?

Serdar Bostancı: Ben pek istemedim aslında. Çünkü benim kolay bir hayatım olmadı. Her şeyden fedakarlık etmek zorundaydım, hayatımda motorsporlarından başka bir şey olmadı. Üstelik Murat'ın başlamaya karar verdiği dönemde tüm dünyada motorsporları baş aşağı gidiyordu. Hiç sosyal hayatı olmadan yaşayacağı bir dönemle ilgili kararı ben değil kendisi versin istedim. Özellikle ilk gençlik zamanında ona aşı yapmamak için çok özenli davrandım yani hemen karting pistine çıkarmadım. Kendisinin her denemesinde özellikle emin olup olmadığını sordum. Ama o adım adım ilerledi ve şimdi bir baba olarak onun yaptıklarıyla gurur duyuyorum. Beni geçti, en önemli tarafı o.
Azmi Avcıoğlu: Bizde durum biraz farklı, Orhan doğduğunda ben yarışmayı bırakmıştım. Zaten istemiyordum da yarışa girmesini. Üstelik tipik bir yarışçı evinin tersine bizim evde yarışları hatırlatacak hiçbir şey ortalıkta görünmezdi. Sonra bir gün kartinge başlamak istediğini söyledi, baktık başa çıkılacak gibi değil, okuldaki bir başarısı karşılığında hediye olarak destek olmaya başladık. Aslında biraz da içimde ukde kaldı, karting sonrasında Orhan'a hiç destek olamadım. Dönüm noktası ailece Antalya'da tatilde olduğumuz bir yaz günüydü. Orhan bir kenarda telefonla konuşuyor, ama bakıyorum bambaşka bir dünyaya gitmiş. Telefonu kapattıktan sonra "Kimle konuştun?" diye sordum, "Serdar Ağabey aradı, beni yarışlara sokmak istiyor" dedi. "Çok sevindim Orhan" dedim ama karar vermeden biraz beklemesini istedim. Birkaç gün sonra geldi, belli ki kafası karışmış. Ne olduğunu sordum, bana "Çok istiyorum ama birkaç kişiyle konuştum, bana 'Serdar insanın yarış hayatını bitirir' dediler" dedi. "Senin yarış hayatın yok ki bitsin oğlum" dedim. "Koşa koşa git, Serdar'ın elini öp ve başla hemen..." O gün bugündür Serdar kendi oğlundan farklı görmeden Orhan'ı da Castrol Ford Team Türkiye'nin bir parçası yaptı, sağ olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.