Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NBA'de Hido'yu göğsümüz kabararak izledik. Ne yaptı Hido? Pick and roll savunmasını daha milli takımlarında çözememiş Amerikalılar'a (onun için her Yunanistan, İspanya maçı onlara deveye hendek atlatmaktan zor geliyor) pick and roll hücumu dersi verdi. Attı, attırdı. Ama Avrupa'da ikili savunmalar çok daha sert ve organize. Hido'yu ara sıra kullanabileceği perdelemeler dışında, o işi Kerem'e, Ender'e bırakarak, onun şutundan, rakip 3 numaralara karşı sırtı dönük yaratacağı post-up pozisyonlarının avantajlarından yararlanmak akılcı olacaktır.
Barcelona'da sezonun son maçını, kupanın havalandığı maçı MVP olarak kapatan Ersan'ın benzer başarısı ortada. 4 numaradan tüm rakiplere çabukluk ve şutör olmasının yarattığı avantajla en iyi sezonunu oynadı ve Barca'nın şampiyonluğa ulaşmasına büyük katkısı oldu.
"Point guard'ın (oyun kurucun) kadar konuş."
Bunu ben söylemedim. Amerika'da bunu bilmeyeni döverler. Avrupa'da da bilmeyene endişeli gözlerle bakarlar.
Kendimize kendimiz rakip olduğumuz sürelerde oyun kurucularımız için de az hata yapmadık. Kerem vardı. "Seninle olmaz.. Nüfus kağıdına baktık, sen yaşlanmışsın kardeş. Bize 2010'da oynayacak arkadaş lazım!" dedik.

CEO KONUŞTURUR
Topu verdik Hakan Demirel ile Tutku Açık'ın ellerine. Ender'i de götürmedik yaban ellere. Dışarıya söyleyemesek de, kendi kendimize "Zaman nasıl da geliştiriyor bizleri" dedik ve tekrar iki aslana Kerem ve Ender'e döndük. Engin'i, Sinan'ı 2-1, yani hem küçük forvet hem de oyun kurucu olarak ekledik arkalarına.
O pozisyon takımın CEO'sudur. Bakmayın yöneticinin dışarıda gözükmesine... Senin oyun kurucun, CEO'n takımı yönetemezse sen de pek bir şeyi yönetemezsin. O unvan, o sorumluluk, o çocuklara özgüven aşılamak ister. Bu da, lafla değil, eylemle, göstererek olur. Bugün pasaportunda Ay-yıldız olan herkes için Avrupa'nın en değerli oyun kurucuları bizim aslanlardır ve öyle olmalıdır. Onlar da bu emanetin değerini bilerek, Polonya'da önce Milli Takımımız'ı, sonra kendilerini, ülkeyi, tüm basketbolseverleri mutluluğa taşıyacak performansı ortaya koymalılar. 3-5 dakikalık taktik değişiklikler dışında her maç 35 dakika gösterecekleri ve paylaşacakları performans bize de Avrupa'nın en iyi basketbol ülkelerinden biri olarak madalya yolunu açacaktır.

GÜÇ VE YÜREK
Haftaya saatlerce ekran başında olacağız. Maçları izleyip şampiyonanın türlü türlü hesapları yapılır güçlü ülkeler tarafından... Bizim yok mu öyle bir gücümüz? Yoksa gücümüz var da, büyük dereceleri, kürsüyü işaret edecek yüreğimiz mi yok?
Oyun kurucunun da, diğerlerinin de, ekrandaki izleyicinin de, elinde bayrağı sokağa fırlamaya hazır ufaklığın da kalplerine, yüreklerine o inancı düşürmek için neyi bekliyoruz ki?
Şu anda revaçta olan (aynı zamanda çok da güzel olan) reklamda Akın Öngör hedefi vurguluyor: "Siz de gevrek bir simit alın. Çekinmeyin alın verin. Ekonomiye can verin."
İyi oyuncuları, tesisi, Dünya Şampiyonası'nı, ilgiyi, desteği aldık. Artık hedefi coşku ile vermenin zamanı. Hedefi verin ki, basketbol canlansın!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER