YAZARA MAİL GÖNDER Kırmızı çizgi

YAZARLAR

Dönem yine ihtilalden sonraki dönem.
Bir gün Süleyman Demirel'in evine gittim. Ben girerken, ABD Büyük-elçisi, Demirel'in evinden çıkıyordu.
"Neden gelmiş" diye sordum.
O dönemde, yabancı büyükelçiler sık sık Demirel'i ziyaret ederlerdi.
Süleyman Bey dedi ki: - Beni ülkelerine davet ediyorlar. - Gidecek misiniz? - Hayır. - Niçin hayır?.. Madem davet ediyorlar, gitmelisiniz.
Demirel bir kez daha "Hayır" dedi ve... "Neden gitmediğinin... Gitmeyeceğinin" gerekçesini söyledi.
"Not tutabilir miyim" diye sordum.
Süleyman Bey "Elbette" yanıtını verdi...
Sonra da üzerinde kendi adı yazılı bloknotu ile cebinden çıkardığı kalemini uzattı. Ben de gerekçeleri not aldım. Yeri ve zamanı geldi... Notları paylaşalım:
Gidip de Avrupalı'ya, Amerikalı'ya ne diyeceğim?
İhtilâl oldu, asker yönetime el koydu, bazı Batılılar da buna alkış tuttu, aman ne iyi mi diyeceğim?.. İhtilali mi öveceğim?..
Bunu yapamam.
Yoksa... Gidip de yabancılara ülkemi kötüleyecek miyim?.. İçeride her eleştiriyi yaparım... Ama dışarıda ülkeme lâf söylemem de, söyletmem de.
Bana gitmemi söylüyorsun... İyi de gidince ne konuşacağım?.. Padişah asmakla, Meclis kapatmak aynı şeydir diyerek kendi askerimi mi küçük düşüreceğim?..
Bana yakışır mı?
Hayır kardeşim... Gitmiyorum...
Davetleri nazikçe geri çeviriyorum.
Gün gelir, Türkiye normalleşir, işte o zaman giderim... Konuşurum... Ama kırmızı çizgiye özen gösteririm... Ülkemi, yabancıya kötülemem, şikâyet edemem.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.