YAZARA MAİL GÖNDER Çanlar kimin için çalıyor?

YAZARLAR

Bilmem farkında mısınız? Siyasette yeni bir "irtica hortluyor dönemi"ne giriyoruz. Kemalistinden Gülenistine, ulusalcısından sosyalistine muhalif söylem üretme arayışındaki isimler bir olmuş alarm veriyor: "Eyvah, muhafazakârlar İslamcılaştı."
Bu söylemi hemen hepsi yarayışlı buluyor. Bunun iki nedeni var. Birincisi, "İslamcılık" karşıtı duyguların bütün dünyada yükseldiğini ve Türkiye'de iktidarın "İslamcı" olarak yansıtılmasının ona ciddi şekilde puan kaybettireceğini düşünüyorlar.
İkincisi, seçime doğru giderken eldeki "yolsuzluk" kartının kullanılamaz hale gelmeye başladığını görüyorlar. Böyle olduğu için de yeniden "irtica tehlikesi"nin altını çiziyorlar.
Hem de "tehlikenin farkında mısınız" sloganını kullanarak yapıyorlar bunu.
Hiç kuşkusuz, bunu yaparken bir bilinçaltına sesleniyorlar.

***

"16 Mayıs'ta saatler 100 yıl geriye alınıyor. Tehlike'nin farkında mısınız?
Cumhuriyetinize sahip çıkın.
" Çok değil, bundan 7 yıl kadar önce bu sözler bir gazetenin televizyon reklamını süslüyordu. Kurtuluş ve Cumhuriyet filmlerinde Mustafa Kemal'i canlandıran Rutkay Aziz'in sesinden duyuyorduk bu ifadeleri. Konuşan, Rutkay Bey değil, Mustafa Kemal'di esasında.
Bütün Türkiye'yi kendi mirasına sahip çıkmaya çağırıyordu. Nitekim bu seri reklamların birinde, ekranda önce Mustafa Kemal'in doğduğu 1881 tarihi beliriyor, ardından ölüm yılını sembolize etmek üzere 2007 tarihi gösteriliyordu. Gerekçe son derece netti:
"Mayıs 2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılıyor."
Verilen mesaj da bir o kadar açıktı: "Cumhuriyetinize sahip çıkın!" Türkiye toplumunun karşısına, bir kez daha irtica imgesi çıkarılmıştı. İrticanın ne denli "büyük bir tehlike" olduğu anlatılırken iki unsur kullanılıyordu: "Cumhuriyet kadını" ve "Harf devrimi."
"Artık gözlerinizi açın Cumhuriyet kadını yok ediliyor"
Bir başka reklamda "tehlikenin farkında mısınız" sloganı sağdan sola Türkçe olarak yazılıyor, Cumhuriyet'in kazanımlarının 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ortadan kalkacağı belirtiliyordu.
Sonraki süreç hepimizin malumu.
***

"İrtica" ve "yolsuzluk" ithamları, Milli Görüş geleneğini izleyen partilere ve AK Parti'ye yönelik tedip stratejisinin iki unsuru olageldi. Zaman zaman irticayla, zaman zaman yolsuzlukla, zaman zaman da her ikisiyle çevrelenmeye, manevra alanları kısıtlanmaya çalışıldı. Milli Görüş partileri bağlamında başarılı da olundu. AK Parti, bu stratejiye karşı direnebildi. Fakat yine de çok ağır bedeller ödedi, çok ciddi enerji kaybetti.
Kılıçdaroğlu'nun başkanlığındaki "yeni CHP", kendisini irtica temelli muhalefet yerine "yolsuzluk" temelli bir muhalefet söylemine adamıştı. Kılıçdaroğlu'nun bu stratejisinin esas sahibi 17 Aralık sürecinde açığa çıktı. Sonrasında, bu strateji muhalefetin bütün kanatları tarafından satın alındı.
İktidar, bu söylemi siyasete bir müdahale olarak gördüğü için "yolsuzluk" üzerine konuşmadı. İktidar partisi, konunun "siyasi taviz" olarak anlaşılmayacağına kanaat getirdikten sonra, daha önce başlattığı şeffaflaşma çalışmalarını sürdüreceğini duyurdu.
Ahmet Davutoğlu'nun açıklayacağı şeffaflık paketiyle, önümüzdeki dönemde "yolsuzluk" üzerinden yürümesi muhtemel siyasi kampanyalar boşa çıkmış olacak. Bu durumda geriye "irtica hortluyor" söylemi kalıyor. Hem Osmanlıca dersleri de zorunlu hale geliyormuş. Tehlikenin farkında mısınız acaba?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.