Türkiye'nin en iyi haber sitesi
FAHRETTİN ALTUN

Leyla Zana Emile Zola değildir!

Ziya Osman Saba, Galatasaray Lisesi'nde öğrencidir. Eline dönemin ünlü ansiklopedisi Larousse geçer.
Z harfinde, Zola'nın adını görür. "Zola"nın üstünü çizer ve oraya dolmakalemle "Ziya" yazar.
Sonra dönüp dönüp bakar kendi ismine.
Hoşuna gider, bir gurur kaplar onu.
Bir lise öğrencisinin, edebiyata, yazıya meraklı bir gencin bu hamlesi belki gülüp geçilecek bir şeydir.
Belki Melih Cevdet Anday'ın yaptığı gibi, bu olay insanın ölümsüzlük arzusunun bir göstergesi olarak sunulabilir.
Ben, böylesi deruni bir kavrayışla değil, başka bir vesileyle, politik bir ruh hali içinde hatırladım bu anekdotu.

***

Üç gün önce yeni seçilen milletvekilleri yeminlerini ettiler ve göreve başladılar.
Renkli görüntüler eşliğinde yeminler edildi, yeni dönem açıldı. Fakat bir istisna yaşandı.
Leyla Zana, yemin metnini tam olarak okumadı.
"Türk milleti" yerine "Türkiye milleti" lafzını tercih etti.
Ve tabii ki bu tercihin de bir bedeli oldu. Zana'nın yemini geçersiz sayıldı.
Zana'nın halihazırdaki yasal statüsünü SETA'dan değerli dostum Cem Uzun'a sordum. Şöyle dedi Cem hoca: "Leyla Zana milletvekilidir ve bu sebeple dokunulmazlık, maaş ve diğer özlük haklarına sahiptir. Ancak, yemin etmediği için göreve başlayamaz yani teklif veremez, Mecliste söz alıp konuşamaz, oy kullanamaz, Komisyonlara ve Başkanlık Divanına seçilemez..."
Leyla Zana'nın bu ikinci yemin vakası. 1991'de Zana Kürtçe yemin etmeye kalkmış ve yer yerinden oynamıştı.
Bugün birçok kişi, Zana'nın o zamanki "eylem"inin "politik" bir karşılığı ve "otantik" bir tarafı olduğu iddiasında.
Ben bundan o kadar da emin değilim.
Turgut Özal'ın gayretleriyle Kürt meselesinde sahici bir mesafe kat ediliyorken gerçekleşti o eylem. Ve Kürt meselesinin çözümüne katkı sunmadı. Türkiye siyasetinin alanının açılmasına değil, daralmasına hizmet etti. Aşırı sağcı, güvenlikçi ve militarist reflekslerin sahneye çıkmasına neden oldu.
***

Zana, o dönemde de içinden geldiği siyasi hareketin en iyi bildiği işi yaptı. Hazıra konmaya çalıştı.
Ve fakat bu hazıra konma refleksi, bir sürü birikimi berhava etti.
Zana, 1991'de de hikâyenin başlığını silip, ona yeni bir ad vermeye kalktı.
PKK, o gün bugündür bu şekilde davranıyor.
Türkiye'deki demokratik siyasetin kazanımlarını iç etmeye, kendine mal etmeye çalışıyor.
Bugün Leyla Zana'nın yaptığı sadece bir şov değil. Türkiye'deki demokratik birikime zarar vermek, sağlıklı bir yeni Anayasa tartışması zemininin inşasına engel olmak.
Zana hiçbir mağduriyet yaşamadan, esasında siyasal alanda bir mağduriyet oluşmasına neden oluyor.
Ziya'nın psikolojisi Zana'da nüksetmiş sanki.
Üstünü çizdiniz oraya adınızı yazdınız. Peki ya altındaki biyografi ne olacak.
2002'den bu yana Türkiye'nin demokratikleşmesi için adım atanların hikâyelerini ne yapacaksınız?
Kürt meselesini, haklar ve özgürlükler sorununu gerçekten bedel ödeyerek çözenleri nereye gizleyeceksiniz?
O biyografinin sahiplerini, o hikâyenin kahramanlarını görmezden gelemezsiniz.
Size düşen, bundan böyle partinizin savaşçı dilini dönüştürmek için mücadele etmektir Leyla Hanım.
Bir de o Zana değil, Zola.
Emile Zola!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA