Türkiye'nin en iyi haber sitesi
TULU GÜMÜŞTEKİN

AB'nin neye ihtiyacı var?

Bugün AB ve Türkiye ilişkilerine bakan herhangi bir gözlemci, umutlu olmak için ne görebilir? Nereye bakması gerekir? Genel olarak kaleme alınan o kadar çok olumsuz analiz varken, üyelik müzakerelerinin belirli bir dinamik kazanmalarını bekleyen analizler yapmak gerçekten çok mu zor? Buna "hayır" diye cevap vermek istiyorum.
Avrupa Birliği'ne kendi gözlüğü ile bakarsak, durum bundan çok farklı mı? Cevabı yine kesinlikle "Hayır, hiç farklı değil". AB yaşadığı son derece zor dönemleri, çok görünür bir siyasi liderlik olmaksızın atlatmaya çalışıyor. Bunu da, Euro örneğinde gördüğümüz gibi genellikle duvara çarptıktan sonra, güçlükle başarabiliyor. Bunun temelinde, AB'nin motor güç olarak Fransa/Almanya ikilisinden başka elinde ciddi bir enstrümanı olmaması yatıyor.
Avrupa Birliği, 27 ülkenin bir araya gelerek oluşturduğu, yeknesak olmayan, tek bir süper devlete hiç benzemeyen bir yapı. Bu yapının önce tek bir pazara, sonra da bir ekonomik ve parasal birliğe dönüşmesi için çok çaba sarfedildi. Bu çabaların sonuç almadığı söylenemez. Ancak belki daha da önemli ve üstünde durulmayan konu, Avrupa bütünleşmesinin bir hedefi olduğu ve bu hedefe adım adım ilerlendiği dönemlerde son derece iyi sonuçlar vermiş olması.

AB liderleri tek ses olsun

Gerek 1992, gerekse 2002 tek para hedefi, Avrupa kamuoyunun benimsediği ve başarıyla desteklediği süreçler oldu. Şimdi geldiğimiz noktada böylesi bir destek yok. Niye? Kamuoyu ancak basit ve anlaşılabilir hedefler konduğunda bir projeye sahip çıkabilir. Bunu yaparken AB liderlerinin tek bir ağızdan konuşmaları esas olmalı.
Bugünse Nicolas Sarkozy ve Angela Merkel'in yapıları, karakterleri ve siyasi tavırları itibarıyla birbirlerini görmekten çok da hoşlanmadıkları bir ikili lider. Başkan Sarkozy, diğer bütün konularda olduğu gibi, Euro konusunda yapılan işlerin yüzde 95'inin kendi inisiyatifi olduğunu basına sızdırarak manşete çıkmayı denedi. Satır arasında, Euro'yu ve Yunanistan'ı kurtarma operasyonlarında, meslekdaşı Şansölye Merkel'in "cimriliğini" ima etti.

AB projesi heyecanlandırmıyor
Şansölye Merkel, Nicolas Sarkozy'nin herkese omuz atarak en ön sıraya yerleşme merakından hiç hoşlanmıyor. Bunu da belli ediyor. Borsa işlemlerinde Fransa'ya danışmadan getirdiği yasaklayıcı regülasyonlarla, kimseden tavsiye alma ihtiyacında olmadığını da belli etti.
Geçmişte tüm AB hamleleri, mutlaka Fransa ve Almanya'nın ortak onayını almış girişimlerle gerçekleşti. Bugün ise Nicolas Sarkozy ile Angela Merkel'i, programlanmış görüşmelerde bile bir araya getirmek sorun oluyor. 7 Haziran günü yapılması gereken Fransa-Almanya zirvesinin iptali, liderlerin arasındaki antipatinin bazen yönetimi etkileyecek düzeye çıktığını gösteriyor.
Bugün eksik olan, AB için iyi bir fikir. Delors bunu 1985'te, Fischer 2000'de dile getirmişti.
AB projesi çok uzun zamandır kamuoyunu heyecanlandırmıyor. Bunda Avrupa kamuoyunun kendini kandırılmış hissetmesi de önemli yer tutuyor.

Tasfiye çok hızlı olabilir

Tek Pazar projesi, güya gayrı safi yurt içi hâsılayı yüzde dört ila altı arasında arttıracaktı.
Ancak Almanya'lar birleştiği için son 20 yıldır AB düşük bir büyüme ile gidiyor. Bu düşük büyüme, ortalama AB vatandaşının gündelik hayatta herhangi bir avantaj sağlayamadığı görüşüne sahip olmasına yol açtı. Son genişleme ile AB'ye giren 12 ülke de, ekonomilerinin boyutları itibarıyla herhangi olumlu bir değişiklik yaratamadı. Kamuoyu da genişleme fikrine giderek daha soğuk bakmaya başladı.
Türkiye'nin sorunları da, bu AB tıkanmışlığının tam hedefi haline gelmesinden kaynaklanıyor. Mesele Türkiye değil, mesele AB'nin bir dizi gerçeklerle yüzleşecek liderlere sahip olması. Gerek Başkan Sarkozy, gerekse Şansölye Merkel, Fransa-Almanya motorunu gözden çıkarabilecek durumda değil. Yine her ikisi, değişik nedenlerle özeleştiri yapmaktan hoşlanmıyor. Oysa bugünkü aşamada, AB'nin özellikle son 18 yıldır düşük büyüme yüzünden neler kaybettiğini açıkça söyleyecek bir liderliğe ihtiyacı var.
Bu yapıldığı an, yüksek büyüme potansiyelini her geçen gün daha iyi değerlendiren bir Türkiye'nin, artık herkesçe teslim edilen önemi, AB'nin gündemine gelecek. Başarısız iki lideri tasfiye etme aşamasındaki Fransa ve Almanya siyasi elitleri, bunun gayet iyi farkında. Bu değişim, sanıldığından çok daha hızlı biçimde gerçekleşebilir, hep beraber izleyeceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA