Türkiye'nin en iyi haber sitesi
TULU GÜMÜŞTEKİN

AB'de değişimin sancıları

Avrupa Birliği'nin euro kullanan ülkeleri için, banka sektörünün uyumlulaştırılması, tek bir bankacılık denetim otoritesi kurulması geçtiğimiz perşembe kararlaştırıldı.
On dört saat süren maraton bir toplantıdan sonra, AB ülkeleri maliye bakanları vardıkları uzlaşmadan çok memnun olarak ayrıldılar. Basın demeçleri de bu memnuniyeti vurgulayan nitelikte oldu.
Uzlaşma, aslında tek bir bankacılık otoritesinin oluşturulması değil, belirli büyüklüğün üzerindeki bankaların Avrupa Merkez Bankası tarafından kontrol edilecek olması... Daha ufak bankalar ulusal bankacılık kontrol otoritelerine bağlı kalacaklar. Ancak Avrupa Merkez Bankası, gerekli gördüğü hallerde onları da kontrol edebilecek.
Bu adım, gerçek bir bankacılık birliğine giden yolda ilk önemli adım olabilir ancak yeterli olmadığı da bir gerçek... Bundan sonra atılacak adım, kriz yönetimi ve sermaye artırımıyla ilgili bir sistemin kurulması ve Euro bölgesinde bu sistemi işletecek kurumsal bir yapının oluşturulmasını kapsıyor. S
iyaseten sorunlar yaratsa da, AB ülkeleri bu krizde o kadar gergin dönemler yaşadılar ki, bu adımın atılması da mümkün görülebilir.
Üçüncü ve son aşama, mevduat garantileri verebilecek AB çapında bir sistemin kurulması ki, Almanya buna çok ciddi biçimde karşı çıkıyor. İlk adımın atılması da zaten, Federal Almanya'nın, ciddi bir kontrol sistemi olmaksızın batık ekonomilerin borçlarını üstlenmeyi reddetmesinden kaynaklanıyor.
AB bakanlarının vardığı anlaşma, aslında siyasi bir uzlaşma ve federalist bir yapı ile ulus devlet kavgasının AB içinde vardığı son noktayı gösteriyor. Şimdiden, Birleşik Krallık, İsveç ve Çek Cumhuriyeti bu banka kontrol sistemine girmek istemediklerini teyit ettiler. Ancak her üç ülke de, AB'nin bu konuda bir uzlaşmaya varmış olmasından memnuniyet duyduklarını ifade etmeyi de ihmal etmediler.
Gelinen nokta, ufak yerel bankaları ve tasarruf sandıklarını Avrupa Merkez Bankası'nın kontrolüne vermek istemeyen Almanya'yı rahatlattı. Böyle bir sisteme girmeden karar masasında oturmak isteyen Birleşik Krallık'a da esneklik tanıyor.
2014'te yürürlüğe girecek bu sistem, AB içinde ilk kez ciddi bir kurumsal farklılık yaratacak. Euro bölgesi ülkeleri için zorunlu olan sistem, diğer ülkelerin de girebileceği biçimde kurgulanacak.
Bu gelişmeler, Euro bölgesine girmeyi hedeflemediğini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından açıklamış olan Türkiye açısından büyük önem taşıyor. "Ayrıcalıklı ortaklık" gibi ne anlama geldiği belli olmayan ve Türkiye'yi karar alma masasına oturtmamayı hedefleyen kurgular gündemden artık düştüğüne göre, AB'nin içindeki yeni esnek yapılanma bizim için daha önemli hale geldi.
Bu yapılanma, önümüzdeki dönemlerde Türkiye'nin nihai üyeliğini kolaylaştıracak biçimde gelişebilir. Müzakerelerin canlanması giderek önem kazanıyor. 2013'ün başlamasıyla AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın girişimlerini daha da yakından izlemek gerekecek...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA