YAZARA MAİL GÖNDER ABD-ABTürkiye ticaret üçgeni (1)

YAZARLAR

ABD ile Avrupa Birliği, bir serbest ticaret anlaşması hedeflediklerini açıkladıklarında tüm dünya kamuoyunu şaşırttılar. Bu serbest ticaret anlaşması, Japonya ve Güney Kore'yi de kapsayarak, dünyanın en güçlü ekonomilerini serbest bir Pazar haline getirecek. Avrupa Birliği, bu tür süreçlerde çok hızlı karar üretemez. Ancak bu kez hızlı davranarak öncelikle teknik görüşmelerin başlayacağını Herman Van Rompuy'un ağzından açıkladı.
ABD, 1945 yılından itibaren dünyada liberal kapitalist sistemi benimseyen ülkeler için, para politikası, uluslararası ticaret standartları, yatırımların teşviki, menşe kuralları, liberalizasyon gibi konularda kuralları belirleyen ülke oldu. 1944 Bretton-Woods anlaşması ile başlayan süreç, IMF, Dünya Bankası ve GATT oluşumlarıyla çerçevelendi. SSCB'nin yıkılması ile birlikte, dünyada neredeyse tüm ülkeler GATT anlaşması çerçevesinde oluşan Dünya Ticaret Örgütü üyesi oldular. Rusya gibi istisnalar da, zamanla bu sisteme dâhil oldu.
Bugün dünyada teknoloji üreten, araştırma- geliştirme ve innovasyon gibi kavramların hayatiyet bulduğu üç önemli ekonomik kutup var. Biri ABD, biri AB, bir diğeri de Japonya ve Güney Kore'nin çekirdeğini oluşturduğu Güney Asya ve Pasifik ülkeleri. Bu üç ekonomik kutup da, ABD güvenlik şemsiyesi altında korunuyor ve birbirleriyle son kertede çatışan değil, örtüşen çıkarlara sahipler.
Dünya üretiminin yarısı, bu üç büyük pazarın dışında yapılıyor. 21. yüzyıla güçlerini birleştirerek girmek isteyen ABD, AB ve Japonya/Güney Kore, gelişmekte olan ülkelerin giderek artan dünya üretiminde ve ticaretindeki payını dengelemek istiyorlar.
Bunu nasıl yapacakları önümüzdeki yıllarda daha belirgin hale gelecek. Ne var ki, şimdiden öngörülebilecek hususlar, fikri ve sınai mülkiyet haklarının genişletilmesi, sosyal damping gibi kavramların hayata geçirilmesi, dünya ticaretinde çevre, geri dönüş gibi standartların tüm ülkelerce uygulanmasının sağlanması gibi alanlar olacağı öngörülebilir.
Türkiye, bu denklemin neresinde? Avrupa Birliği ile bir Gümrük Birliği içindeyiz. Gümrük Birliği, bir serbest ticaret anlaşmasının çok ötesine giden bir "serbest dolaşım" sistemi. Bu nedenle, AB'nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına taraf olan ülkeler, Türkiye ile otomatik olarak serbest ticarete girmiyor. Üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarını akdedemediğimiz için ticarette ciddi sorunlar yaşıyoruz.
ABD ile AB'nin gerçekleştireceği serbest ticaret anlaşması müzakerelerinde, AB'nin bugüne dek Türkiye'ye karşı izlediği politika, bu sürecin Türkiye açısından ne kadar zor olacağını ortaya koyuyor. Öte yandan ABD yönetimi, Kongre'de askıda olan ve 20 Haziran'dan önce resmiyet kazanmayacak olan bu serbest ticaret müzakerelerini başlatmak için çok büyük çaba sarf ediyor.
Müzakere ABD ile AB arasında olacağı, karşılıklı tavizler bu iki tarafça kararlaştıracağından, Türkiye müzakere üçgeninin üçüncü tarafı olarak bu denkleme girmek ve çok yoğun bir strateji yürütmek durumunda. Önümüzdeki aylarda çok yoğun temasların yaşanacağı bir süreç bizleri bekliyor. Bu zor konuyu tartışmayı sürdüreceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.