YAZARA MAİL GÖNDER Müttefikler nerede?

YAZARLAR

Musul Başkonsolosluğumuz, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı örgüt tarafından basılarak ele geçirildi. Başkonsolos ve çalışanlar, aileleri de dâhil olmak üzere rehin alındılar. Çeşitli yollardan yapılan girişimler ve alınan istihbarat sayesinde, rehinelerin sağlık durumlarının iyi olduğunu öğrenebildik, ancak bu satırların yazıldığı sıralarda diplomatlarımız hala serbest değillerdi. Musul'da yegâne diplomatik temsilcilik olan Türkiye Başkonsolosluğu'nun, radikal bir örgüt tarafından ele geçirilmesi başlı başına dünya medyasını sarsacak bir gelişmedir. Ancak dünya kamuoyunda böyle algılanmadı: İnanılması güç az sayıda ve sathi haberlerle geçiştirildi. NATO Büyükelçileri Türkiye tarafından toplantıya çağrılarak durum açıklandı, o cenahtan da ciddi bir destek tavrı gösterilmedi. Rasmussen'in NATO Genel Sekreterliği konusunda derin çekinceleri olan Türkiye'nin bu tutumununda ne kadar haklı olduğunu gösterdi. ABD Başkan Yardımcısı, Başbakan Erdoğan ile görüştü, Beyaz Saray basın sözcüsü de derin endişelerini dile getirdi. Ancak diğer müttefiklerimizden herhangi bir ses çıkmadığı gibi, bunu "Türkiye'nin arka bahçesinde yaşadığı sorun" olarak görme eğilimi ağır basıyor.
Böylesi anlamsız bir analiz yapabilmek için, yabancı medyanın dayandığı iki önemli unsur var
: birincisi, gerek Suriye, gerek Irak tümüyle savaş alanına dönmüş halde bulunuyor, kimse bölgede var olan silahlı güçlerin ve devamlı değişen ortaklıkların ne olduğunu anlayamaz hale geldi. Tahran'daki 1979 ABD Büyükelçiliği baskınından sonra dünyadaki en ciddi diplomatik saldırı, uluslar arası camia ve medya tarafından sanki önceden hazırlanmış bir mizansen gibi algılanıyor. İkinci unsur, Türkiye'de medya, hükümetin Suriye ve Irak'ta çarpışan bazı radikal silahlı güçlere yardım ettiğini, başka topraklarda gözü olduğunu o kadar çok söyledi ve söylemeyi sürdürüyor ki, yabancı basın da bu söylenenlerin hiç değilse bir kısmının doğru olacağından hareketle, durumun vahametine inanmıyor.
Türkiye, bu satırlarda çok kez yazdığımız gibi, sınırlarında olan biten insani trajediye sırtını dönemezdi, dönmedi de... Ne var ki, çoğu Saddam'a sadık birliklerin eski komutan ve askerlerin- den oluşan radikal bir terör örgütünün Türkiye'nin yönlendirmesiyle hareket ettiğini zannetmek için, bölgedeki gerçeklerden tümüyle soyutlanmış olmak gerekiyor. Bölgede her türlü habaseti yapabilen Rusya ve İran destekli inanılmaz sayıda yabancı ajan varken, insani yardım için sınırlarını kapatmayan ve bu uğurda çok ağır bedeller ödeyen Türkiye'nin benzer bir aktör olduğunu düşünmek, aslında caniyane denebilecek sorumsuzlukta bir yaklaşımı oluşturuyor.
Bu vahim olgu, bazı olumlu dinamikleri de harekete geçirebildi: Birincisi, muhalefet partilerinin tümü, bunun demokratik bir devletin karşı karşıya olduğu bir terör tehdidi olduğu konusunda hemfikir olabildiler. İkincisi, Kürt kimliği sorunu, çözüm süreci, Türk-Kürt barışı adını ne koyarsak koyalım, bu bölgede istikrar yaratabilecek yegâne dinamik olarak ortaya çıktı. Yapılan ve muhtemelen ilerde yapılacak, bayrak indirme dâhil bütün provokasyonlara karşı, bu yolda hareket etmenin önemi iyice belli oldu. Üçüncü ve çok önemli bir husus: dış medyada Türkiye'yi "Pakistan" ya da "Libya" gibi görmek isteyen analizcilerin ne kadar ciddi bir gaflet içinde oldukları belirginleşti. Bu çarpıklığı teşhir etmek gerekiyor, Türkiye, demokratik parlamenter bir rejim. Knesset'de 120 oyun 119'unu alarak seçilen İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin'nin de ifade ettiği gibi, bölgedeki tek demokrasi... Son olarak, Türkiye, bu bölgeye ne kadar gayret etse tek başına çözüm getiremez. Ancak bölgenin huzursuzluğu ve yaşanan vahim olaylar, bütün müttefiklerimizi de bizim kadar olumsuz etkileyecektir. Türkiye'yi yalnız bırakmanın faturası herkes için çok ağır olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.