YAZARA MAİL GÖNDER Galler zirvesinin ardından

YAZARLAR

NATO ittifakı Galler'de son yirmi yılın en önemli zirvesini gerçekleştirdi. Soğuk Savaş'ın bitiminden bu yana en gergin ve herkesin dikkatini çeken zirve bu son toplantı oldu. Aslında, NATO ülkelerinin bir araya gelmesi ve en üst düzeyde zirve gerçekleştirmeleri, Rusya Federasyonu'na önemli bir gözdağı verme işlevi de üstlendi.
Zirveye Türkiye'yi temsilen katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu zirve boyunca ikili görüşmelere ağırlık vermeyi seçti. Başkan Obama ve Şansölye Merkel başta olmak üzere, önemli görüşmeler gerçekleşti. Bu görüşmelerin sonuçları, önümüzdeki dönemin analizlerinin temel malzemesini teşkil edecek.
Zirve başlamadan, görüşülecek en önemli iki konu, yani Ukrayna ve Suriye konularında ABD'den bir adım geldi. IŞİD konusunda Türkiye'nin de dahil olduğu on ülkeye çağrı yapan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, bir operasyonel güç kurulmasını istedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu zirvede, bazı yabancı ve yerli medya organlarının tüm antipropagandasına rağmen, büyük ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Yapılan görüşmelerden, gelecek yıllar için hem Türkiye'nin, hem de müttefiklerinin bölge stratejisi çıkıyor. Bu anlamda, hem Güney hem de Doğu Avrupa liderleri ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Krallık adına Başbakan Cameron, Fransa adına Başkan Hollande ile görüşmeler yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu görüşmelerde, özellikle Ortadoğu bölgesinde mütereddit siyasi tavırlar yüzünden büyük prestij kaybeden Avrupalı ülkelere yeni ufuklar açacak bir perspektif çizen yegâne dünya lideri olduğu da görülüyor. AB Konsey Başkanlığı görevini devredecek olan Herman Van Rompuy'un isteği üzerine kendisiyle görüştü. Bu görüşme muhtemelen sıkıntılı geçti çünkü AB, tümüyle Güney Kıbrıs ve Yunanistan uzlaşmazlığının ardına saklanarak Türkiye dosyasını rafta tutmak niyetinden vazgeçmiyor.
NATO'nun tekrar gündeme gelen önemi, Türkiye'nin bir kan denizine dönen bölgesinde yegâne istikrarlı demokratik güç olması, doğal olarak Türkiye'nin önemini artırıyor, ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son altı ayda gerçekleştirdiği büyük seçim başarısı herkesi çok etkilemiş görünüyor. On iki yıllık iktidarın sonrasında, ilk turda seçilecek kadar seçmen teveccühü sağlamış olması, NATO liderlerinin önemli bir bölümünün kendisine gıptayla bakmasına neden olmuş gözüküyor. Başkan Obama ve Şansölye Merkel ile yaptığı ikili görüşmelerde, bu tazelenmiş demokratik meşruiyet muhakkak olumlu bir rol oynadı.
Bu NATO zirvesi, devamlı olarak medyaya sızdırılan çok sayıda provokatif dedikodunun da önünü alması açısından önem taşıyor. Özellikle ABD'de, Tayyip Erdoğan'a karşı büyük bir lobinin varlığı, gerçekten ciddi etki yapabiliyor.
Cumhurbaşkanı'nın Başkan Obama ile görüşmesi, bundan sonra gelecek BM ve G20 zirveleriyle tamamlanacak. 15 ay sonra gerçekleşecek bu ikili temaslar, Türkiye- ABD ittifakının pekişmesinde önemli rol oynayacak. Böylelikle medya aracılığıyla yansıtılmaya çalışılan siyasi ilişkilerin gerçek yüzü ve gücü ortaya çıkacak. Zaten ne Türkiye'deki seçmen, ne dünyada gelişmeleri takip eden, önceki yazılarımızda değindiğimiz Pakistanlı İşportacı Zakir'den başlayan yüz milyonlarca kişilik bir kitle, dünyanın güçlü çıkar lobilerinden değil, Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tavrından ve söyleminden etkileniyor, desteğini o siyasi duruşa veriyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.