Türkiye'nin en iyi haber sitesi
YÜKSEL AYTUĞ

Müthiş diyaloglar

Bir diziye bu kadar gönülden bağlanacağım aklımın ucuna gelmezdi. Malum; insan, dizileri mesleği gereği eleştirel bir gözlükle izleyince, öykünün içine girmekte zorlanıyor. Teknik değerlendirme yapma zorunluluğu, insanı dramadan uzağa savurup gerçekliğin içine sürüklüyor. Ama ilk kez bir diziyi izlerken mesleki kaygılarımdan arınıyorum. Ezel'i tüm çabama rağmen eleştirmen olarak değil de sıradan bir televizyon seyircisi olarak izliyorum. Nasıl öyle olmasın ki? Ben hayatımda bu kadar felsefi derinliği olan, fîkri temeli bu kadar sağlam, bu denli sürükleyici diyaloglara hiçbir dizide rastlamadım. Karakterlerin her karşılaşması ayrı bir beyin ve yürek düeti. Eyşan'ın, Bade'yi kadınlığıyla ezmesi, Ezel'in, Engin komiserin insanlığını dürtmesi, Kenan'ın Ramiz'in cehaletiyle onu yüreğinden vurmaya çalışması... Hele Tefo ile Ali'nin hiddetle savrulup vefa ve arkadaşlığın kıyılarında son bulan kavgası yok muydu? Hep söylüyorum; Ezel'in her bölümünden ayrı bir sinema filmi çıkar. Bu haftanın finali de enfesti. Ezel, hançeri (cinayet görüntülerinin CD'sini) Ali'nin kucağına bıraktı. Hayatını mahveden adama ikinci bir şans verdi. Şimdi Ali ya ikinci kez Ezel'in hayatını bitirecek ya da vicdanının sesini dinleyip 14 yıl önce yapması gerekeni yapacak... Ya da... Ezel'in senaristleri için her zaman üçüncü bir yol vardır. Bekleyip görelim...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA