YAZARA MAİL GÖNDER Beni yak, kendini yak...

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Öyle Bir Geçer Zaman ki ve Seksenler, keşfettikleri yeni damar 12 Eylül'e kazma vurup duruyor. Her iki dizi de darbenin sıradan hayatları nasıl değiştirdiğini, yaşamı nasıl allak bullak ettiğini kendi yöntemleri ile izleyiciye anlatıyor. Öyle Bir Geçer Zaman ki, bildiğinden şaşmıyor. Dramı; ajitasyonlarla, bolca şiddet ve gözyaşı ile olabildiğince sert bir üslupla izleyene aktarıyor.
Mete, Kitapçı Arif ve Aydın'ın babasına cezaevinde yapılan işkence, üç haftadır izleyenlerin kanını donduruyor.
Mete'nin cezaevinde yaşadıklarını henüz bilmiyoruz.
Yaşananlar sadece fiziksel saldırıdan ibaret kalmamış gibi.
Mete cezaevinden çıkışta tüm sevdiklerini elinin tersiyle itebildiğine göre; ruhunda, yüzündeki yaralardan fazlası var.
Kim bilir, belki de tecavüze uğradı. Önümüzdeki bölümler, Mete'nin bu ağır psikolojik durumu üzerine kurulmuş gibi...

YAŞAR NE YAŞAR?
Seksenler ise trajikomedyanın seçkin örneklerini vermeye devam ediyor. Bu hafta 12 Eylül döneminde sakıncalı kitapların başına gelenler kimi zaman hüzünlü, kimi zaman komik diyaloglarla ekrana taşındı.
Hayati, dedesini toprağa verip mahalleye dönmüştü. Ahmet'ten, ödünç verdiği Yaşar Kemal'in İnce Memed romanını istedi.
Ahmet, kitabı Plakçı Ergun'a vermişti.
Ergun da darbe günü, elindeki kitapların bir bölümünü yakmış, bir bölümünü de bahçeye gömmek zorunda kalmıştı. Ama Hayati'nin tek derdi kitap değildi; romanın sayfaları arasına koyduğu, dedesinin elde kalan tek fotoğrafını arıyordu.
Ahmet ve Ergun gece yarısı polis ve bekçi baskınları arasında bahçeyi kazıp kitabı ve fotoğrafı bularak, Hayati'ye teslim ettiler.
Ama aynı anda emekli albay olan yeni belediye başkanı kitabı gördü.
Sakıncalı kitap(!) bizzat başkanın adamları tarafından sokağın ortasında yakıldı.
Hiç unutmuyorum; 12 Eylül'de hava pek güzeldi. İnsanların üzerinde gömlekler, tişörtler vardı. Ama pek çok evin bacasından duman tütüyordu. Biz, sakıncalı kitapların yakıldığını sanıyorduk. Sonradan öğrendik ki yakılanlar sadece sakıncalı kitaplar değil; sakıncasız anılar, sıradan yaşamlarmış...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.