YAZARA MAİL GÖNDER Yas tutmayı bilmiyoruz

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Bizi insanlığımızdan çıkaran o cümleyi ilk kim söylediyse; bulup, göğüs kafesinde kalp olup olmadığını kontrol etmek istiyorum. "Yas tutarak, terörün ekmeğine yağ sürmeyelim. Ağlayıp da düşmanları kendimize güldürmeyelim..."
Bu ve benzeri cümleler seslendirildiğinden bu yana, yas tutmayı unuttuk. Sanki vicdanlarımız nasırlaştı. "Hayat devam etmeli" klişesinin peşine takılıp acılarımızı, üzüntülerimizi, yokluklarımızı dilediğimizce yaşayamaz olduk. Galiba biraz da işimize geldi. "Düşmanları güldürmeyelim" paravanının ardına sığınıp 'içimizden gelmeyen' bir hüznü yaşamaktan kurtulduk!

UTANDIRAN YAYINLAR
Bu ülkenin bir parçasına ateş düşmüş. Hem de iki kere... Tam 46 vatandaşımız feci şekilde hayatını kaybetmiş. 30'a yakını ağır olmak üzere 100'den fazla yaralı... Yanan, yıkılan evler, panikle yöreyi terk etmeye çalışan, dehşete kapılmış insanlar... Hem de hepsi günahsız, işinde gücünde vatandaşlar, analar, yengeler, kardeşler, çocuklar, amcalar, dayılar, teyzeler... Bundan büyük acı mı olur? Bunun 'katmerli acı' olduğunu bilmek, duymak için ille de resmi açıklamalara, yarıya indirilen bayraklara gerek var mı?
Acıyı eğer yüreğinde hissediyorsan, zaten yastasındır. Resmiyete gerek var mı?
Ama biz ne yaptık? Televizyonların, radyoların yayın akışını bile değiştirmedik. Şovlar, eğlence programları, bol kahkahalı sohbetler devam edip gitti. Bir kez daha 'hüzne' vakit ve 'nakit' ayıramadık. Çünkü programlar için önceden kesilmiş reklam faturaları vardı! Hatta Reyhanlı'daki dehşeti 'reytinge' dönüştürmek için en 'cayırtılısından' haberleri, en 'kan donduran' görüntüleri ekrana dayadık.

VUR PATLASIN...
Dünya yansa, bir tutam otu yanmayan Flash TV; yine vur patlasın çal oynasın programlarına devam etti. Hem de canlı canlı!..
Devletin televizyonu TRT Müzik'te bile yayın ağırlaştırılmadı. 'Anneler Günü Özel Eğlence Programı' canlı olarak yayınlandı.
Gözümüzü öyle bir reyting hırsı bürümüştü ki patlamadan saniye farkı ile kurtulmuş, can havliyle dediğini bilmeyen bir felaketzedenin burnuna canlı yayında mikrofonu dayadık; o da bu ülkenin Başbakanı'na hakaret etti. Canlı yayını geciktirecek sistemleri de yoktu, yayıncılık öngörüleri de... Tek bir amaçları vardı: Herkesten önce en dramatik görgü tanığı ifadesini yayınlamak...
Her zaman olduğu gibi medyamız gerekli duyarlılık ve otokontrolü gösteremediği için Reyhanlı haberlerine yayın yasağı getirildi.
Bu ne büyük bir ayıptır? Koca kuleler Amerikalı'nın kafasına yıkıldığında bile onlar medyaya yayın yasağı getirme ihtiyacı hissetmemişlerdi.
Ne yas tutmayı becerebiliyoruz, ne vakur davranmayı... Show must go on! (Şov devam etmeli) Ne yazık ki!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.