YAZARA MAİL GÖNDER Öyle bir dest-i izdivaç ki

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Türk televizyon tarihinin en çok konuşulan, tartışılan ve gündem yaratan üç dizisinden biriydi.
Üç yıllık ekran serüveni bu köşeye de çokça malzeme çıkardı. Kimi zaman nostalji rüzgarının önüne katılıp maziye sürüklendim, kimi zaman içerdiği aşırı şiddet ve ajitasyon nedeniyle tatlı tatlı eleştirdim.
Beni diziye bağlayan ise öykünün anlatıcısı Osman ile aynı yaşta olmamdı.
Osman beni elimden tutup çocukluğuma götürdü. Osman'la iyi arkadaş oldum ve Kanal D'nin kült(!) dizisi Öyle Bir Geçer Zaman ki salı akşamı ekrana veda etti.

ALİ KAPTAN'I ARADIK
Dizi; Farah Zeynep Abdullah, Aras Bulut İynemli, Wilma Elles ve Emir Berke Zincidi gibi genç isimleri şov dünyasına kazandırdı. Erkan Petekkaya'nın, Ayça Bingöl'ün ve Mete Horozoğlu'nun yıldızını parlattı. İlk sezonunda seyirciyi ekrana kilitledi. İkinci sezonunda işler biraz tavsadı. Ali Kaptan (Erkan Petekkaya) gidince de tadı tuzu kalmadı.
İşi kurtarmak için öykü, yörüngesinden saptırıldı. Dizi, 'bir dizi saçmalık' haline dönüştü. Çok iyi başlayan, seyircinin gönlünü kazanan bir prodüksiyon, adeta kendi kendini yiyip bitirdi.
Son bölümü izlerken, pek çok izleyici gibi ben de "Keşke 1.5 yıl önce tadında bitirselerdi" diye geçirdim içimden.

KAVUŞMAYAN KALMASIN
Yine de bu çetin dizi rekabetinde bir yapımı, yıllarca ekranda tutabilmek kolay iş değil. Yapımcısıyla, senaristiyle, yönetmeniyle, oyuncularıyla Öyle Bir Geçer Zaman ki, şimdiden diziler âleminin klasikleri arasındaki yerini aldı.
Diziyi hep, "Bir ailenin başına bunca olay gelir mi?" diye gerçeküstü olmakla eleştirdim. İçinde barındırdığı yoğun şiddet ve reyting sağmaya yönelik abartılı dramatik unsurlar hep gözüme battı. Diziyi yapanlar da kendilerini sorumlu hissetmiş olmalılar ki, üç yıldır ağlattıkları izleyiciye mendil uzatır gibi finali dest-i izdivaç programına bağladılar. İstisnasız tüm karakterler sevgilisine kavuştu. (Hatta Hasefe Ana bile!)
Dizi boyunca Ahmet ile Hakan arasında pinpon topuna dönen Berrin bile Ahmet ölünce rotayı zorunlu olarak Hakan'a çevirdi. Belki de Berrin'in en büyük şanssızlığı, o tarihte gazeteci/yazar Ahmet Hakan'ın henüz ortada olmamasıydı!
Son bölümde düğün, dernek, eğlence gırla gitti. Ne Ali Kaptan'ı, ne Aylin'i, ne İnci Öğretmen'i, ne Ahmet'i hatırlayan vardı. Gerçek dünyada olduğu gibi, ölen öldüğüyle kaldı yani...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.