Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye hep bir ağızdan seçim sonuçlarını konuşurken, oturup da dizi eleştirisi yapacak değilim. Bugün bilgisayarımın başına 'Televizyon Yazarı Yüksel Aytuğ' olarak değil, 'Sade vatandaş Yüksel Aytuğ' olarak oturdum. Niyetim; seçim sonuçlarını 'mantık, duygu ve vicdan decoder'imden' geçirip olan bitenin şifrelerini çözmek.
İşte, bana göre 2014 yerel seçim sonuçlarının söyledikleri:
Türkiye'de yüzde 45'in üzerinde bir kitle 'liderini' belirlemiştir. Halkın yarısına yakını, Recep Tayyip Erdoğan'ı sadece cumhurbaşkanı olarak değil, 'Devlet başkanı' olarak görme konusundaki kararlılığını ortaya koymuştur. Bu sonuç, başkanlık sisteminin aralık duran kapısını sonuna kadar açacak bir değişim sürecinin başlangıcıdır.

BEYAZ TÜRKLER'İN YANILGISI
'Beni öldürmeyen, güçlendirir...' Bu doğa kanunu, bir kez daha tecelli etmiştir. Topyekun bir saldırıya neredeyse tek başına direnen Erdoğan, gösterdiği kararlı ve dik duruşuyla onu sevenlerin saflarını sıklaştırmalarına vesile olmuştur.
AK Parti'nin televizyonu en iyi kullanan parti olduğunu ve seçime 1-0 önde başladığını yazmıştım.
Erdoğan marşı ve bayrak klibinin etkisi sandık başında daha net görüldü. Başbakan'ın kısık sesle yaptığı konuşmaları izleyip "Bu sesle en az 10 puan kaybeder" diye ahkam kesen Beyaz Türkler, halktan ne kadar kopuk yaşadıklarını umarım anlamışlardır.
Halk, 'son nefesine kadar' davasını savunan lider sever.
Seçim kampanyasının tamamen Recep Tayyip Erdoğan üzerine kurulmasının, son derece akılcı bir strateji olduğunu daha önce yazmıştım. Zira ister yerel, ister genel seçim olsun, biz 'kişilere' oy veririz. Erdoğan'ı, görece yıpranan kadrolarından soyutlayıp üzerine kir, pas bulaşmasını engelleyen kampanyanın dahice olduğunu düşünüyorum.
Komplo peşindeki paralel örgütler ile muhalefetin el ele vererek tezgahladığı kumpasları, halk Erdoğan'ın hanesine artı olarak kaydetmiştir. Özellikle TIR olayında MİT personeline reva görülen muamele ve Dışişleri Bakanlığı'nın uzaktan dinlenerek, ulusal güvenliğin zaafa uğratılmasını halkımız tek kelime ile 'ihanet' olarak yorumlamıştır.
Halkın en büyük özleminin huzur, barış ve istikrar olduğu bu seçimler vesilesiyle bir kez daha kanıtlanmıştır. Vatandaşı sandık başında 'vaatler' ya da 'iddialar' değil, 'icraatlar' yönlendirmiştir.
Kamuoyunu, Twitter ve Facebook'taki dedikodulardan ibaret sayanların düştüğü gaflet ve dalalet de sandıkta yüzlerine vurulmuştur.
Ayrıca bu seçim, komplo severlerin özgül ağırlığının sadece iki-üç puandan ibaret kaldığını da belgelemiştir.
12 yıldır iktidarda olan, cumhuriyet tarihinin en ciddi yolsuzluk iddiaları ile hedefe oturtulan, bel altı siyasetin en ahlaksız oklarıyla vurulmaya çalışılan bir parti ve onun liderinin, siyasi geleneklere göre normalde tepe üstü çakılması gerekirdi.
Ama ne oldu?
2009 yerel seçimlerine oranla oylarını artırdı. Bu müthiş sonucu hâlâ birkaç mahalledeki elektrik kesintisiyle açıklamaya çalışmak, en hafif deyimle 'aczin' ifadesidir. İşin özü ise şudur: Millet, Atatürk'ün partisi CHP'nin, nereden köklendiği belli olmayan karanlık oluşumlarla omuz omuza görüntü vermesini içine sindirememiştir.
Erken öten horozun kafasını keserler... CHP kurmayları daha önceki seçimlerde de örneklerine rastlandığı gibi, hiçbir resmi bilgi ve belgeye dayanmadan daha sandıkların yüzde 15'i bile açılmamışken İstanbul, Ankara ve Antalya'da kendilerini galip ilan ederek, bir kez daha ters köşeye yatmış ve kendilerine giderek azalan güveni adeta sıfırlamışlardır. Haluk Koç, Gürsel Tekin ve Mansur Yavaş'ın seçim gecesi yaptıkları zafer konuşmalarını bu saatten sonra istifa deterjanı bile temizleyemez.
Üç genel, üç yerel ve iki referandumda mağlubiyet yaşayan, oylarını bir türlü yüzde 30'un üzerine çıkartamayan muhalefetin şapkasını önüne koyup düşünme vakti geçmiştir. Vakit, 'şapkasını alıp gitme' vaktidir. Zira muhalefet bile olamayanın, iktidar olmaya hakkı yoktur!

KARNINDAN KONUŞANLAR
Bunlar, siyasi ve sosyolojik gözlemlerim. Gelelim seçimlerin 'teknik' analizine:
Bu seçimin Erdoğan dışındaki galibi, kamuoyu araştırma şirketleridir. Manipülasyon amaçlı olanlar hariç, işini ciddiyetle yapan şirketler, üç aşağı beş yukarı seçim sonuçlarını doğru tahmin etmiştir.
Neredeyse tüm televizyon, radyo ve internet haber sitelerinin seçim sonuçlarını verirken kendi istihbaratları yerine Anadolu Ajansı ve Cihan Haber Ajansı gibi iki ajansı referans almaları, daha doğrusu bu iki ajansa 'mahkum' kalmaları, ilk dakikalarda kaos yaratmıştır. Zira seçim sonuçları kadar, 'sonuçların hangi sıra ile verildiği' de önemlidir. Özellikle CHA'nın ilk saatlerdeki 'farklı tercihleri' hem vatandaşı yanıltmış, hem de NTV gibi koca koca kanalları taça çıkartmıştır. Yıl 2014... Yüksek Seçim Kurulu'nun resmi verilerinin zamanında haber merkezlerine ulaştırılmasının önünde hiçbir teknik engel yok. Bundan sonraki seçimlerde spekülasyon ve manipülasyonlara yol açmamak, haber ajanslarını, televizyon kanallarını töhmet altında bırakmamak ve erken öten parti horozlarının kellelerini kurtarmak adına sadece YSK'nın verdiği resmi sonuçların kullanılması zorunlu olmalıdır.
Seçim yasağı kalkana kadar televizyonda sözde yorum yapan gazetecilerin, akademisyenlerin, kamuoyu araştırma şirketi sahiplerinin adeta 'karınlarından' konuşmaları, son derece sakil bir görüntü veriyor. Bu tür 'gak guk' tarzı konuşmaları, o saatlerde semt kahvehanelerinin önünde herkes yapıyor zaten. 'Sonuçları bilip de söyleyememek' özellikle gazeteciler için acayip bir gaz sancısı yaratıyor. Konuşamıyorsanız, susup saatini beklemeye ne dersiniz a dostlar?

ŞİMDİ NE OLACAK?
Hepimizi davul zarı gibi geren seçim nihayet bitti. Şimdi yapılacak ilk şey, yüzde 95'lik katılımla taçlanan bu demokrasi festivalinin sonuçlarını sükunet ve soğukkanlılıkla sindirmektir. Tıpkı Kırkpınar meydanlarında pehlivanlara söylendiği gibi; 'Üste çıktım diye gerinme, alta düştüm diye yerinme...' Hayalkırıklığı da, zafer coşkusu da bizim insanımıza yaraşan vakur bir asalet ve olgunlukla yaşanmalı. İktidar, kendisine oy vermeyenlerin de hükümeti olduğunu unutmamalı. Muhalefet, bir yandan özeleştiri yaparken, diğer yandan istikrarı sekteye uğratacak komplo ve dalaverelerden kaçınıp kendisini halka ulaştıracak yolun taşlarını döşemeye başlamalı.
Özetle; kaybettiğimiz zaman, enerji ve para yeter. Artık herkes işine gücüne bakmalı...

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER