Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yetenek Sizsiniz Türkiye, yeni jürisiyle cumartesi akşamı tv8 ekranlarında görücüye çıktı.
Önce, tek tek jüri değerlendirmesi:
MURAT BOZ: Hem O Ses Çocuklar, hem de Yetenek Sizsiniz Türkiye'de jüri üyesi olması, seyirci açısından 'doz aşımı' yaratabilir. İki jüri üyeliği birbirini törpüleyebilir. Murat Boz'un bir de 3 Adam ile beraber bu sezon bir sit-com'da rol alacağı hesaba katılınca, insan ister istemez "Acun acaba diş macununu ortasından mı sıkıyor?" diye düşünmeden edemiyor.
ESER YENENLER: Her ne kadar şaka yollu da olsa, "Ben, Murat'tan da, Özgü'den de tecrübeli jüri üyesiyim" tavırlarını abarttığı taktirde, o müthiş ekran sempatisine zarar verebilir. Eser'in "Ne olacağım?" dediği o eski halleri bana göre daha sevimliydi. Acaba bu yıl o koltuğa 'hazırcevaplık ve spontane espri makinesi' İbrahim Büyükak otursa daha mı iyi olurdu? (Oğuzhan Koç da O Ses Çocuklar jürisine terfi ettiğine göre, İbrahim niye rütbe alamadı ki?)
ÖZGÜ NAMAL: Çekimlerin ilk anlarında dondurucudan çıkmış gibi kaskatıydı. Daha sonra biraz açılır gibi oldu. Ama 'çocuksu saflık' bu tür yarışmaların jüri üyeliği için pek geçerli akçe değil. 'İşveli, fettan kadın' tipi, ekran başındakiler için daha cazip. Hele Hülya Avşar'dan sonra Özgü o koltuğu doldurmakta bir hayli zorlanacak gibi...
ACUN ILICALI: Artık 'guru' düzeyine erişti. Yarışmacının ilk cümlesine bakıp "Bana kalırsa en az üç çarpı alırsın" diyor, aynen öyle oluyor. Yani o koltukta 'kanalın sahibi olduğu için' oturmuyor. Yine de Kavuklu olarak yanında Hülya Avşar gibi paslaşacağı ve takışacağı, bir Pişekar'a ihtiyacı var sanki.
Ve Alp Kırşan... Programın temposu ne zaman düşmeye yüz tutsa, Hızır Acil gibi yetişip, sahnedekilere suni teneffüs yapıyor.
Tek korkum, cesaretinin bir gün başına ciddi bir sorun açması...
Bu sefer de hayatını yüzüyle kazanan biri olarak, tüm kariyerini jilet gibi gagası olan Çiko isimli papağanın insafına bırakıverdi.
Neyse ki Çiko, Alp'in ağzındaki fıstığı son derece zarif bir şekilde almayı tercih etti...
Gelelim yarışmanın içeriğine:
Sizi bilmem ama ben artık 'Popin' denilen o tuhaf dans ve 'Beatbox' adı verilen ağızla enstrüman sesi çıkarma gösterilerinden fena halde sıkıldım. 'Taklit yapmak' da artık kabak tadı verdi. Çünkü memlekette taklidi yapılabilecek insan sayısı giderek azalıyor. (Ah o bayatlamış Bayhan taklidiyle 'Evet' almaya çalışanlar yok mu?) İlk bölümde sürekli kalem çeviren Özgü ile Eser düelloya girişse, vallahi daha heyecanla izlerdim.

KREATİF EKSİKLİĞİMİZ
Ben artık Yetenek Sizsiniz Türkiye'de 'yaratıcılık' arıyorum. Gösterinin daha önce izlemediğim bir şey olmasını arzuluyorum. Şaşırmak, hayrete düşmek, "Vay be" demek için ekran karşısına oturuyorum.
Acun'un öncelikle bu 'beklentiye' cevap vermesi gerekiyor.
Ama iyi bildiğim bir şey var ki, Yetenek Sizsiniz Türkiye, Arap atı gibi sonradan açılıyor.
Acun, tüm silahlarını bir anda ateşlemek yerine, elindeki mühimmatı tüm savaş sürecine yaymayı seviyor. Yine de toplum olarak 'kreatif eksikliğimiz' var. Bunu, yarışmanın orijinalinde derece alan yabancı şovmen ve grupları izleyince daha iyi anlıyorum. Rus gölge oyunu grubu Taulis'in gösterisini ağzım bir karış açık izledim mesela.
Dünyanın ilk gölge oyunlarından Hacivat ile Karagöz'ün doğduğu topraklarda, elin adamının yaptığı bu gösteriye iç geçirmek bana fena koydu doğrusu...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER