YAZARA MAİL GÖNDER Töre dizileri tehlikesi

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Töreyi konu alan Güneydoğu dizilerinin son örneği, Kanal D'de geçen pazar akşamı gala yapan Urfalıyam Ezelden oldu. Sanal âleme yansıyan yorumlarda izleyicinin konuyu fazla klasik bulduğu izlenimini edindim. Yine kan davasına kurban giden bir ağabey ve yengesini eş olarak üzerine almak zorunda kalan bir kardeş, namus belasına akan kanlar vs...
Aslında bu tür diziler 'çağdışı törelere karşı durmak' gibi bir misyon ile yola çıksa da, vazgeçilmez drama unsurlarının kullanılması nedeniyle tam tersi sonuçlara varabiliyor. Örneğin; dizide bir kardeşin beş yıl boyunca ağabeyinden yadigar kadının ve çocuğun sorumluluğu altında ezilmesi konu edilirken, aynı kardeş beşinci yılın sonunda etraftakilerin de baskısıyla onu 'gerçek eşi' olarak benimsiyor. Evin büyükleri "Hadi bakalım, bu kadar yas yeter. Sana da, o kadına da yazık" diyerek, kardeşi yönlendiriyorlar. Kadın ile erkek gerçek aşka doğru yelken açarken, seyircide "Yahu bu töre o kadar da fena bir şey değilmiş" hissi uyanıyor. Bence işin en tehlikeli kısmı da bu...
Çekimleri Hatay'da başlayan bir başka Güneydoğu orijinli dizi Kaderimin Yazıldığı Gün ise Star ekranlarında izleyici ile buluştu. Hemen söyleyeyim; Özcan Deniz özellikle kadın seyirciler için son derece cazip bir izleme nedeni. Hatice Şendil ise köylü kızı Elif rolünde bu kez çok başarılı. Bu ikilinin kimyası tutacak gibi. Ancaaaaak...
Dizi, ülkemizde yasal olmayan 'taşıyıcı anne' konusunu işliyor. Çocuğu olmayan çift, yanlarına sığınan köylü kızını adeta 'damızlık' olarak kullanıyor. Üstelik onun yumurtalarından faydalanarak...
Belli ki dizi, 'taşıyıcı annelik' olgusunun travmatik sonuçlarını gözler önüne serecek. Ama seyirci diziyi sonuna kadar izlerse... Peki ya ikinci bölümden sonra sıkılıp başka diziye geçenler ne olacak? Onların aklına karpuz kabuğu düşmeyecek mi? 'Yahu biz de mi bir taşıyıcı anne bulsak?' ya da 'Bu taşıyıcı annelik işinde çok para varmış. Ben niye asgari ücretle çalışıyorum ki?' diye düşünmeyecekler mi?
İşte televizyon dizisi yapmanın ağır sorumluluğu da burada başlıyor. Bu konuyu bir sinema filminde işlemenin sakıncası yok. Çünkü bilet alan seyircinin salonda perdeye bakmaktan başka alternatifi bulunmuyor. Ama televizyon seyircisinin en az 13 bölüm boyunca ekran karşısında oturacağını kimse garanti edemez. Bir de dizinin reyting alamaması durumunda üç haftanın içinde bitirilmesi olasılığı var ki, ondan hiç söz etmiyorum...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.