YAZARA MAİL GÖNDER Bu filmi izleyin

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Filmin basın gösterimini dört gözle bekliyordum. Çünkü yabancı basında yer alan eleştiriler çok dikkatimi çekmişti. Adı Arayış'tı. (Orijinal ismi: The Search) Film, sadece haber bültenlerinden aşina olduğumuz ama ne olup bittiğini tam olarak anlamakta güçlük çektiğimiz bir olayı, Rus-Çeçen savaşını konu alıyordu ve gördüğüm en etkileyici savaş karşıtı filmdi.

POSTA GÜVERCİNİ
Bize ilkokuldan beri sinemanın bir 'kitle iletişim aracı' olduğu öğretildi. Ama sinema giderek popüler kültürün bir uzantısı haline gelip 'eğlenceye' evrildi. Ama Arayış, bize Kafkasya'dan bir 'posta güvercini' uçuruyor. 'Ruslar, Çeçen köylerini bombalıyor' ya da 'Rus ordusunda intiharlar arttı' gibi bültenlerin sonlarına sıkıştırılmış rutin haberlerin ardındaki büyük gerçekliği gözümüzün içine içine sokuveriyor.
Evet, savaşların hepsi kötüdür.
Çünkü ceremesini genellikle masum çocuklar çeker.
Bu kez de öyleydi. Annesi ve babası Rus askerleri tarafından öldürülen 9 yaşındaki Çeçen çocuğu Hacı'nın dramatik öyküsünü 'belgesel' kadar gerçek bir kurgu ile önümüze seriyordu. Bunda filmin Litvanyalı yönetmeni ve senaristi Michel Hazanavicius'un (Ünlü 'Artist' filminin yönetmeni) bu coğrafyaya yakın olmasının büyük rolü vardı.
Filmdeki Çeçen kadının söylediği cümle, mıh gibi beyime saplandı: "Ayı, yavrusunu yemeden önce çamura bularmış. Ruslar da bizi önce terörist ilan ettiler, şimdi de yiyorlar..."
Savaşan halkların isimlerinin bulunduğu yerleri nokta nokta olarak bırakıp dilediğiniz ismi yazabilirsiniz. Aslında dünyanın dört bir yanında olan biten de bu değil mi?
Filmde Hacı adlı Çeçen çocuğu parmak ısırtan bir gerçeklikle canlandıran Abdul-Khalim Mamatsuiev bu yılki uluslararası festivallerde ödül alır mı bilmem ama filmi izleyen herkesin ona gönül raflarından bir Oscar heykelciği uzatacağı kesin.

İNSANLIK GÖREVİ
Dünyanın giderek dinler savaşına doğru sürüklenmeye çalışıldığı, 10 yaşındaki kız çocuklarının canlı bomba olarak kullanıldığı şu günlerde 'Arayış'ı izlemenin bir 'insanlık görevi' olduğunu düşünüyorum.
133 dakikayı tamamladıktan sonra eminim bana hak vereceksiniz.
23 Ocak'ta vizyona girecek filmi özellikle doğudaki kamplarda soğuktan tir tir titreyen Suriyeli çocuklara yardım götüren TIR'lara burun kıvırıp 'Suriyeli çocuklar bizim sorunumuz değil. Önce kendi memleketimizdekilere bakalım' diyenlerin izlemesini arzuluyorum. Çok iyi biliyorum ki, eğer çocuk masumiyetinin 'evrenselliğini' özümseyemiyorsanız, bırakın başkasına, kendinize bile faydanız dokunmaz!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.