Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bugün şanlı tarihimizin en önemli yıldönümlerinden biri. Çanakkale Deniz Zaferi, 'dalya' diyor...
Bundan tam bir asır önce 'medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın' toplama donanması, Çanakkale'nin koyu lacivert sularına ebediyen gömülmüştü.
Anafartalar Komutanı Mustafa Kemal ve onun kahraman, inançlı, gözü pek ama vicdanlı silah arkadaşları sayesinde...
215 kiloluk mermiyi insanüstü bir güçle kaldırıp top namlusuna yerleştiren Koca Seyit ile, ilk askeri uçaklarımızın pilotları Üsteğmen Ali Rıza Bey ve Yüzbaşı Salih Ekrem ile Nusret mayın gemisinin kaptanı İsmail Hakkı Bey ile yazdık bu destanı...
Sadece onlar mı? Sıksak şüheda fışkıracak o topraklara düşen ama bir mezar taşı bile bulunmayan onca adsız kahramanın asil kanı mürekkep oldu o destana...
Peki onlara borcumuzu yeterince ödeyebildik mi?
Hiç sanmam...
Keşke iz bırakmayan onca yerli Çanakkale filmi yerine, bir tane adam gibi film yapıp bugün Washington'dan Roma'ya, Sidney'den Tokyo'ya, Berlin'den Paris'e, Yeni Delhi'den Londra'ya kadar dünyanın dört bir köşesinde galasını yapacağımız, o kahramanlara layık bir filmimiz olsaydı...
Keşke, aklımızda hâlâ eloğlunun çektiği ve adını 'Gallipoli' koyduğu o filmin muhteşem kareleri olmasaydı.
Keşke, bugüne kadar uluslararası platformda çekilmiş 'en Türk dostu' film olan Son Umut, bu sezonun en çok gişe hasılatı yapan filmi olsaydı... Keşke, Çanakkale Limanı'nda zaferin sembolü, bahriye gazisi Nusret mayın gemisinin sonradan yapılan replikası değil de aslı sergileniyor olsaydı...
Keşke, silahlı kuvvetlerimizin ilk savaş uçağı olan ve Çanakkale Savaşı sırasında yaptığı zorlu keşif görevleri ile zafere büyük katkı sağlayan, o koyun derisinden kanatları olan kırmızı uçağı da bir müzede koruyabilseydik...
Keşke, sırf o şehitlikte vatan için kucak kucağa yatan Türk Mehmet ile Kürt Hasan'ın hatırasına saygı için bile olsa bugün omuz omuza bir halay çekebilseydik...
Keşke Boğaz'ı karayolu ile geçecek Çanakkale Köprüsü'nü şu 100'üncü yıl kutlamasına yetiştirebilseydik..
Keşke Çanakkale Deniz Zaferi, lastik firmasının reklam malzemesi olarak kalmak yerine, ürettiğimiz lastikleri taktığımız, yüzde 100 Türk malı bir otomobille, 100'üncü yılda Çanakkale'ye kuracağımız köprünün üzerinden bir yakadan diğerine geçiyor olsaydık gururla... 'Çanakkale öyle geçilmez, böyle geçilir' diyerek...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER