YAZARA MAİL GÖNDER 'Vurun muhabirlere' modası

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Biz gazetecilerin meslek yaşamları boyunca en sık duyduğu tehdit cümlesidir: "Sen benim muhatabım değilsin.
Birazdan senin müdürünü/ patronunu arayacağım, dünyanın kaç bucak olduğunu göreceksin..."
Kendini bir şey sanan bu kifayetsiz muhterislerle bugüne kadar çok karşılaştım. Şükür ki müdürlüğümü yapanlar, çalıştığım gazete ve televizyonların sahibi olan kişiler hep arkamda durdu. Kendilerini arayanlara gerekli cevabı verip onları iyot gibi ortada bıraktı.
Bu girizgahı niye mi yaptım?
Kanal D'de yayınlanan 'Güllerin Savaşı' dizisindeki bir replik, tüm gazeteci dostların yüreğini sızlattı da ondan. Canan Ergüder'in canlandırdığı 'Gülfem Sipahi' karakteri, telefonda şöyle diyordu: "Hangi paçoz muhabir arıyor beni?
Gülfem Sipahi, muhabirlerle konuşmaz. Bana müdürünü ver..."
Doktorlara dokunan dizilerde tıp âlemi topyekun isyana başlar. Bir senaryoda taksiciler ikinci sınıf vatandaş muamelesi görünce tüm şoför esnafı kınama üstüne kınama yayınlar.
Hemşirelere, hosteslere yönelik her cinsel espri misliyle karşılık bulur vs. Ben de buradan hareketle 'Muhabirlik mesleği aşağılanıyooor' diye naralar atacak değilim. Ancak son zamanlarda dizilerde bu tür vakalar sıklıkla önümüze gelir oldu.
Senaristlerin, yönetmenlerin ya da yapımcıların magazin muhabirleriyle gizli bir derdi varmış gibime geliyor. Benim için vahim olan, olayın giderek bir algı operasyonuna dönüşüyor olması.
Tabii ki bizim meslekte de çürük elmalar olabilir. Ama 24 saat haber peşinde koşan, karda, yağmurda, çamurda mekan önlerinde tir tir titreyerek nöbet tutan, aldığı üç kuruş maaşıyla lüks yaşamların kıyısında ilkelerinden ve namusundan ödün vermeden alın teri döken, çoğu zaman müdürünün beklentisiyle meslek ahlakı arasına sıkışıp kalan, hayatını yöneticisinin iki dudağının arasında sürdüren, buna rağmen her fırsatta itilip kakılmak, aşağılanmak zorunda bırakılan magazin muhabirleri, dizi karakterlerinin ağzına bu kadar sıklıkla sakız edilmeyi asla hak etmiyor. 'Güllerin Savaşı'ndaki talihsiz cümle, o karakterin hayat görüşüyle bağlantılı olmasına rağmen, muhabirleri, muhatap alınmaması gereken aşağılık yaratıklar olarak görmek isteyenlere ne yazık ki referans olma tehlikesi barındırıyor.
Bu dizileri izleyen sıradan insanlar da magazin muhabirlerini, yüzlerine telefon kapatılması gereken, nüfuz kullanılarak ekmeğiyle oynanması kolay, hiçbir değeri olmayan paçozlar' gibi algılamaya meyilli hale getiriliyorlar.
Benim gibi mesleğe muhabir olarak başlayan, gazetecilik mesleğinin en çok cefa çekilen ama en fazla keyif alınan mertebesinin muhabirlik olduğuna inananlar adına, bir dizi karakterini kınayacak değilim elbet. Ama mesleğim adına, senaryo sayfalarına o satırları düşenlerden saygı ve sorumluluk beklemek de azıcık hakkımdır sanıyorum.
Benim asıl merak ettiğim ise; bu dizi ile aynı kanalı paylaşan 'Magazin D' programı muhabirlerinin, o repliği duyduklarında ne hissettiği.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.