YAZARA MAİL GÖNDER Ağlayacağım bir omzunuz var mı?

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Paris katliamından sonra herkes 'mesaj vermek' için bir şeyler söyledi. Koca koca liderler, insanların yüreğindeki vicdan damarını harekete geçirmek ve dünyayı barışa odaklamak için kürsülerden dakikalarca dil döktü. Ama hiçbiri Paris'teki bir Müslüman gencin yaptığı kadar etkili olmadı.
Onun internet üzerinde dolaşan videosunu izledim. Patlamaların yaşandığı caddelerin çıktığı Paris'teki Cumhuriyet Meydanı'nda duruyordu. Üzerinde siyah bir kıyafet vardı ve yüzünü poşu ile gizlemişti. Önündeki kağıtta şöyle yazıyordu:
'Ben Müslümanım ve sana güveniyorum. Sen de bana güveniyor musun? Cevabın evet ise bana sarıl...'
Her yaştan Parisli'nin ona sarılışını gözüme inen buğu eşliğinde dakikalarca izledim. Muhtemelen, o saldırılarda yakınlarını yitirenler de vardı içlerinde. Bir kızın, Müslüman gence sarılıp omuzunda katıla katıla ağladığına şahit oldum.
Terörün gerçek anlamı, insan vücutlarından ziyade ruhları parçalamak. Onları kamplara bölmek, kutuplara çekmek... Yaratacakları şiddet ve üretecekleri öfkeden beslenip daha çok kan emmek... İşte burada 'vicdan' ve 'güven' devreye girmeli. Her Müslüman'ı potansiyel terörist, her Hristiyan'ı haçlı ordusunun neferi gibi görme aymazlığının daha çok şiddet doğuracağını bilmek, sadece teröristlerin 'ayrıcalıklı öngörüsü' olmamalı.
Bunu tüm insanlığın öğrenmesi gerekiyor artık.
Paris'teki Müslüman gencin verdiği mesaj çok anlamlı: 'İnsanlığın bugün ihtiyaç duyduğu en önemli şey; başını koyup güvenle ağlayacağı bir omuz... Dini, dili, mezhebi ne olursa olsun...'

SUÇLULAR NEREDE?
Peki Müslüman genci Paris'in ortasında vicdanları ve insani erdemleri harekete geçirirken biz ne yaptık? Medeniyetlerin başkenti İstanbul'da önce Yunan Milli Marşı'nı, sonra Paris kurbanlarını ıslıkladık. Dün sabah haberleri izlerken yüzüm utançtan kıpkırmızı oldu. Tüm dünya basını maç öncesi olanları 'skandal' manşetiyle duyuruyordu. DAEŞ ile PKK el ele verip bir eylem düzenlese, Türkiye'nin imajına bu denli zarar veremezdi.
Şimdi soruyorum: Bu utancı bize yaşatan tribündeki o 300-500 çapulcu nerede? Bunlar, yaptıklarının cezasını çekmeyecek mi? O statta benim bildiğim 100'e yakın güvenlik kamerası var. O, Türkiye düşmanlarının hemen ertesi sabah evlerinden toplanıp mahkemeye çıkarılması gerekmez miydi? Benim gibi düşünüp bu işin peşine düşecek bir tek cumhuriyet savcısı yok mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.