Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Haber bültenlerinde sırtlarına yükledikleri yataklar ve ellerine aldıkları birkaç torba eşya ile Diyarbakır'ın Sur ilçesini terk eden vatandaşlarımızın halini görüp de içi yanmayan var mı? Yüreğinde azıcık vicdan barındıran herkes; küçücük bebelerin sefilliğinden, ne yapacağını bilemeyen babaların çaresizliğinden, sırtta taşınan yatalak yaşlılardan, gözü yaşlı analardan dertlenir zaten...
Adam, peşine ailesini takmış, birkaç parça eşyasını üç tekerlekli işporta arabasının üzerine yüklemiş, "Şimdi ne yapacaksınız?" diye soran muhabire cevap veriyor: "Bilmiyorum. Gidecek hiçbir yerimiz yok..."
Sırf evlerinde mahsur kalıp aç susuz ölmemek, kör bir kurşuna, tuzaklanmış bir mayına kurban gitmemek için terk ediyorlar, doğdukları ve doydukları yerleri... PKK ve onun uzantılarının başlarına ördüğü terör vahşetinden kaçış bu... Öyle bir kaçış ki, artık 'canlarından' başka hiçbir şeyin önemi kalmamış. 'Şu surların ötesine geçelim de, artık ne olursa olsun' çaresizliği... Onlar 'bilinmeze' doğru itiyorlar işporta arabalarını, bizler haber bültenlerinde sadece izliyoruz...
Ama 'izlemenin' vakti çoktan geçti. Zor şartlar, halkları birbirine yaklaştırıp 'millet' olmayı öğretir insanlara... Çanakkale'de, Anafartalar'da, Kıbrıs'ta öyle olmadı mı? O gün nasıl kenetlenip birbirimizin derdine derman olduysak, bugün de yapmalıyız aynısını.
Ne olur bu 'fırsatı' kaçırmayalım. Şimdi bu insanlara el uzatmanın, onları kucaklamanın, 'öteki' olmadıklarına inandırmanın vaktidir. Bu devletin şefkatini, bu milletin insan sevgisini şimdi gösteremezsek, ne zaman göstereceğiz?
Devletimizin gücü her şeye yeter evelallah! Mutlaka o çaresiz ve muhtaç insanları barındıracak bir yerlerimiz, evinden yalınayak kaçan bebenin ayağına geçirecek bir çift çorabımız vardır. Suriye'de Esad zulmünden kaçanlara nasıl kol kanat gerdiysek, öz vatandaşımıza da göstermeliyiz şefkatimizi. Kamu kurumlarının misafirhanelerinde boş yer vardır mesela... Ya da yazlık kamplarda onları bir süre ağırlayacağımız birer sıcak odamız. Boş duran oteller, moteller, kamplar bugün için açsa ya kapılarını... Batı'da evi, durumu müsait olanlar, alsa ya yanlarına bu Tanrı misafirlerini? Nasıl olsa bitecek bu terör belası. Bu devlet, terk ettikleri harap evlerinin yerine pırıl pırıl yenisini dikecek elbet. Ama o güne yetiştirmeliyiz bu insanları. Devletlerine inançlarını sarsmadan...
Unutmayın; onları bugün biz kucaklamazsak, yarın bir kez daha PKK'nın kucağına itilecekler. 5 yaşındaki Baran bebeğe bugün bir 'devleti' olduğunu hissettiremezsek, yarın yine tutuşturacaklar eline silahı.
Bu millet, tarihinde ne 'surlar' aştı... Yeter ki Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Fatih'in ve Atatürk'ün peşinde nasıl 'bir' olduysak, öyle kenetlenelim bugün de...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER