Türkiye'nin en iyi haber sitesi
YÜKSEL AYTUĞ

Fenomenliğin mafyası

Çıktığı günden beri dikkat ve keyifle takip ettiğim Turkuvaz Medya Grubu'nun prestijli dergisi Lacivert'e bu hafta ben de konuk oldum.
Değerli meslektaşım Birol Biçer röportaja harika hazırlanıp gelince sohbetimiz kısa sürede "dertleşmeye" dönüştü ve benim ağzımdan çarpıcı bir başlık ortaya çıktı: "Bu ülkede fenomenliğin mafyasını da türettik..."



Aslında röportajı 10 gün önce yapmıştık ama Dilan Polat-Engin Polat çiftinin köpürttüğü gündeme öyle denk düştü ki, biz de şaşırdık. İyisi mi ben röportajdan fragman niyetine birkaç alıntı yapayım, gerisini siz Lacivert'in kasım sayısında okuyun.
"Fenomen olmak için çok yeteneğe gerek yok. Bu iş için sadece kişiliğinizin el verdiğince anormal olabilmeniz yeterli."
"Ne zaman ki Aziz Sancar'ın takipçi sayısı, Göbek Atan Adam'ı geçer, o zaman refaha ulaşırız."



"Bu sosyal medya işinin mafyası da türedi. Paranın bol olduğu, serbest dolaştığı her yerde mafya vardır."
"Bence internetin kontrol edilmesi, Türkiye'nin F16'larına yeni bir silah sistemi entegre edilmesi kadar önemli. Türkiye eğer internete 'Demir Kubbe' kurabilirse, gelecek nesillerini emniyet altına alacaktır."
Evet, aslında Dilan Polat olayı magazinden çıkıp, toplumsal kara deliklerimizi görünür kılan bir sosyal hadiseye dönüştü. Bu musibeti, "nasihate" çevirmek zorundayız.

Lâf-ı güzaf...
Geçenlerde bu köşede ilk yerli otomobilimiz, Cumhuriyetimizin gururu TOGG'u öven bir yazı kaleme aldım ya, aman efendim bir linç edildim ki, anlatamam. Ben niye seviniyormuşum, İtalyanlar sevinsinmiş. Çünkü araba İtalya'da üretiliyormuş. Yahu muhalefetteki isimler bile Gemlik'teki fabrikayı gezdikten sonra içleri kan ağlayarak TOGG'a övgüler yağdırmadı mı?
Efendim ben reklam yapıyormuşum. Evet, inkar etmiyorum ki, reklam yapıyorum. Cumhuriyet'in reklamını, Türk mühendisinin, girişimcisinin reklamını...
Ne günlere kaldık ki, bu ülkenin ürettikleriyle gururlanmak, başarılarıyla sevinmek kusur oldu. Sözde bu ülkenin vatandaşı olanlara, bu ülkenin ürettiği bir değeri savunmak zorunda kalmak ne acı... Yıllardır "Adamlar yapmış..." diye boyun büküp elin gavurunun ürettiklerine adeta tapınan "ezikler", bu ruh halinden kolay kurtulamazlar elbette.
Yine de "Türk övün, çalış, güven..." Tüm hasedinden kuduranlara rağmen...
Kimi iş üretir, kimi laf...
Onlara laf yetiştirmek zaten lâf-ı güzaf...

Mola mı dediniz?
ABD Başkanı Biden, Gazze'deki katliamla ilgili olarak "Belki biraz mola vermemiz gerekebilir" buyurmuş...
Muhtemelen Biden ve etrafındakiler olan biteni bir basketbol maçı olarak görüyorlar. Onların derdi çoluk çocuğun ölmesi değil belli ki. Aynen bir basketbol maçında olduğu gibi azıcık soluklanıp, İsrail'le biraz daha "taktik" konuşmak ihtiyacındalar. Eminim hastanelere, okullara, mülteci kamplarına gönderdikleri füzeleri "üçlük" sayıyorlardır. Hamas'ın gönderdiği roketleri Demir Kubbe'nin havada imha etmesini de "blok" diye alkışlıyordur bu vicdansızlar.
Ama bilmiyorlar ki son periyod ahirette oynanacak...

Ne demiş?
"Bebekler ikiye ayrılır: İngiltere'de doğan bebekler, Ortadoğu'da ölen bebekler. Birincisine dünya tutkun, ötekine herkes suskun..." (Ara Güler)

Gaf'let kürsüsü
Netanyahu'nun partisi Likud'un milletvekili Atbaryan'ın sosyal medya mesajı, İsrail'in gerçek niyetini deşifre etti: "Gazze ortadan kaldırılmalı..."

Zap'tiye
Dilan Polat nezaretteyken polislerden yüz kremi istemiş. Yıllardır yüzüne yaptığı "maske" yetmemiş demek ki...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA