Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Her şeyi yıkalım, bozalım, tarihi dokuyu yok edelim. Hatta şehrin kimi yerlerinde kalmış tek tük binaları da yıkıp yerine rezidanslar dikelim. Biz yeniye meraklıyız; kişiliksiz olsun ama yeni olsun.
Ruhu olmasın, robot olsun; İstanbul'un başı ile sonu aynı olsun.
Şehirde yeni olan ne varsa birbirinin aynı. Parklar aynı, inşaatlar aynı, mantar gibi biten AVM'ler birbirinin kopyası.
Hatta o AVM'lerin içindeki mağazalar bile aynı...
Şehrin ana arteri E-5'in iki kenarında, refüjlerin iki metre gerisinde rezidanslar, oteller yükseliyor.
Olsun...
Günün birinde o yolları genişletmeye kalkarsak, yolları rezidansların içinden geçiririz!
İstanbul'un hızla artan nüfusu kimin umrunda; ev yapıyoruz ya, yeter! Ne de olsa hayatımız değişiyor, modernleşiyoruz!

DORSAY'A VEDA...
Yarını değil, bugünü düşünüyoruz.
Dünü ise hiç umursamıyoruz.
Emek Sineması'nda yaşananlara bakın... Emek'in yıkımını protesto etmek için toplanan insanlar sadece şehrin geçmişinden bir parçaya sahip çıkmaya çalışıyor.
Başka bir niyetleri yok ama başlarına gelmeyen kalmıyor. Tazyikli su ve biber gazı ile müdahale ediliyor.
Amaçları ne bu insanların?
İstanbul'un kültürel hafızasına sahip çıkmak... Bu kadar...
Atilla Dorsay, Emek Sineması'nın yıkılması halinde mesleği bırakacağını açıklamıştı ve dünkü yazısıyla okurlarına veda etti:
"Bu sinemanın hem kendisi önemliydi, hem de temsil ettiği kültürel altyapı, tarihsel birikim ve yaşam biçimi. Bugün artık Emek yok. Onun gerçek ve simgesel önemini anlatamadık."

FİLMİ YAPILSA...
Dorsay'ın; hayatı başka türlü görme ve yorumlama biçimi, rafine zevkleri ve engin kültürüyle hayatımıza yine renk katacağına inanıyorum. Çok üzüldüm onun gazeteden ayrılışına...
Fakat sergilediği duruşu ve meseleye sahip çıkma biçimi, içimi ferahlattı...
İnsanlara sıkılan o biber gazlarına inat, derin nefes aldıracak kadar 'umut' doluydu.
Giderayak hepimize dersler verdi; anlayana tabii!
Gelecek kuşaklar; İstanbul'u onun yazılarından, kitaplarından okuyacak, öğrenecek.
Pazar günü Emek'e yürüyen protestocuların arasında yönetmen Costa Gavras da vardı.
Gavras, "Sinamacılara nasıl böyle saldırılabilir, inanamıyorum. Böyle bir şeyin tarihte örneği yok" dedi.
Tarihe geçtik işte...
Gavras, Emek Sineması'nın tarihi üzerinden bir toplumun değişimini-dönüşümünü anlatan bir film yapsa, o değişimin gerçeğini tokat gibi yüzümüze çarpsa; kızar dünyayı ayağa kaldırırız, "Adam Türkiye'yi kötülemiş" deriz.
Yabancıların bize karşı önyargılı olduklarını söyleriz ama Oscar'lık film olabilir Emek'in tarihi...

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER