YAZARA MAİL GÖNDER Okan Bayülgen ve televizyon alışkanlığı

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Zekanın, gücün ve sempatikliğin bileşimi; insanları mıknatıs gibi çeker.
Okan Bayülgen'de olduğu gibi...
Şimdilerde
bir radyo kanalında; her gece kitap okumanın ne olduğunu unutmuş insanlara, kitap okumanın zevkini hatırlatıyor.
Yeni bir televizyon projesi için de kolları sıvamış. Televizyon yıldızlarından ziyade gurular ve kanaat önderlerinin yer alacağı, daha akıllı bir televizyon kurmayı planlıyormuş. Enteresan ve içeriği olan programlar, gerçek ve samimi konuklar...

AMAÇ DOLULUK
Bunu reyting derdi ile ya da 'Hadi bir yenilik daha yapayım' diye düşündüğü için yapmıyor. Beğenilme endişesi ile değil, kendini en doğru şekilde ifade edebileceği platformu kurmak istediği için yapıyor.
Değeri olduğuna inandığı içerikleri paylaşabilmek için...
İnsanlara
daha akıllı ve duyarlı yaşayabileceklerini göstermek için...
Aklını ve kimliğini kaybetmiş onca televizyon şovunun içinde biraz akıl ve karakter bulmamızı sağlayabileceği için...
Sevilmek için değil; bu projeyi, sevdiği için hayata geçirmek istiyor.
Bayülgen'in nefesi yıllardır tükenmiyor; yaratıcı enerjisini kullandığı için...
İlla izleyiciyi eğitmek değil, belki amaç; biraz zihni esnetmek, biraz enteresanlaşmak, biraz doluluk...
Televizyonun önünde boş vakit geçirmeyeceğiniz için kendinizi iyi hissedebilmenizi sağlamak...

BEYNİ UYUŞTURUR
Televizyon; günlük stresimizden ve düşüncelerimizden uzaklaşabildiğimiz bir 'rahatlama' aracı... Ekran başında problemlerimizden bir parça olsun kaçabiliyor, hatta kendi iç dünyamızdan bile uzaklaşabiliyoruz.
Peki televizyon gerçekten iç sıkıntınızı, ya da içinizdeki o boşluk hissini gideriyor mu? İşte bu, izlediğiniz programa bağlı! Saatlerce televizyonun önünde oturup aptal programları seyretmek, insana kendisini iyi hissettirmiyor.
Çünkü amacı olmayan aktivite, insanın enerjisini tüketir.
Bununla beraber sosyal bilimciler; bilgisayar ve televizyonun, insanı daha akıllı yaptığını savunuyor.
Bence boş kalori alır gibi seyredilen, doğru dürüst içeriği olmayan programların insanın zeka seviyesini geliştirmesini beklemek; doktorun "Sağlıklı olmak için ıspanağı bırak, şekere başla" demesi gibi bir şey.
Sosyal bilimcilerin de üzerinde durdukları nokta bu: İzlediğimiz programlar beyni uyuşturuyor mu, yoksa uyarıyor mu?

HAYAT DERSİ GİBİ
Bu durumda hangi tip programları izlediğimiz ve ne kadar süre televizyon önünde kaldığımız önem kazanıyor. Yapılan programların kalitesine baktığınızda, yıllar içinde daha akıllandığınızı söyleyebiliyor musunuz?
Bu yüzden Okan Bayülgen'in televizyon projesini duyunca heyecanlandım.
İnsanların kendi ideallerini, değerlerini, umutlarını, hırslarını, zorluklarını izleyebilecekleri, limitleri esnetebilen, insanlara görmek istemeyecekleri şeyleri gösterebilecek, hayatları zenginleştirebilecek bir kanal... Bilimsel hayat dersleri gibi bir şey...
Bence olur...
Çünkü Okan'ın arkasında 'para ve reyting'den başka bir şey düşünmeyen yöneticiler yok artık; kendilerinden daha büyük bir şeyin bir parçası olduğuna inandıkları için vargücü ile çalışan, sonuçtan çok süreçten zevk alan, pırıl pırıl bir 'gençler ordusu' var...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.