YAZARA MAİL GÖNDER 'Mutluluk' neden kolay değil?

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Oscar Wilde'ın bir sözü vardır: "Hayatta iki türlü trajedi var: Biri istediğini elde edemeyenlerin yaşadığı, diğeri istediğini elde edenlerin..." Çok gülerim bu söze...
Doyumsuz bir yaşam sürdürmek insanoğlunun kaderi galiba...
Sahip olduğumuzdan hep bir fazlasını istemek...
Temel ihtiyaçları garantiledikten sonra bir insanı mutlu edebilmek kolay değil!
Çünkü o noktada bir 'statü' yarışına giriyoruz. İsteklerimiz ve beklentilerimiz, başkalarının neye sahip olduklarına göre değişebiliyor.
Mesela aşağıdaki iki hayali seçenekten hangisini tercih edersiniz?
Yıllık kazancınız 50 bin lira ama başkaları averajda 25 bin lira kazanıyor.
Yıllık kazancnız 100 bin lira ama başkaları 250 bin lira kazanıyor.
Bu soru, bir grup öğrenciye sorulmuş.
Çoğu ilkini seçmiş. Kendi şartları, başkalarınınkinden daha iyi olduğu sürece daha az para kazanmakta bir sakınca görmüyorlar.
Buna benzer birçok istatistik var.
Mutluluğumuzu zorlaştıran başka bir sebep de şu: İnsanlara güven duymak istiyoruz ama kendimizi sürekli başkaları ile karşılaştırma ihtiyacımız olduğu için, güven hissi de azalıyor...

KİM GERÇEK, KİM DEĞİL?
Boston College'da yapılan geniş bir araştırma da benzer şeyi öne sürmüş.
Araştırmacılar, servetleri 78 milyon doların üzerinde olan başarılı ve nüfuzlu kişileri; zenginliğin, hislerini nasıl şekillendirdiğini açıkça yazmaya davet etmiş.Varlıklı olmanın getirdiği imkanlar ve rahatlıklar ortada...
Ancak araştırmanın amacı; hayatları maddi olarak tamamen güvencede olan insanların çıkmazlarını daha iyi anlamak.
Sonuçlar ilginç... Zenginlerin; aşk, iş ve aile hayatlarında endişe dolu, tatminsiz ve izolasyon hissi ile yaşadıkları ortaya çıkmış. Başarı, insanı daha da yalnızlaştıran güvensizliği besleyebiliyor.
Bir anda etrafınızda daha çok insan oluşuveriyor ama bunların hepsi sizi gerçekten düşünen ve değer verenler değil... Kimin gerçek, kimin gerçek olmadığı hakkında görüşünüz bulanmaya başlıyor. Sürekli tetikte yaşayan biri olmanız içten bile değil.
Araştırmada bir zenginin "Bir şey alamayacağını düşünse, benimle anında ilişkisini kesecek çok kişi biliyorum" diye yazması da bu görüşü destekliyor zaten.
Bu konuda işadamı İshak Alaton'un bir sözünü hiç unutmam: "Varlıklıysan, paran varsa, muktedirsen; kapını çalan çok olur. Kapını çalanların çoğu senin imkanlarına ihtiyaç duyar; yardım isteyen olur, iş isteyen olur, bir yere referans olmanı isteyen olur. Evet, bunlar normaldir fakat kapının çalınma nedeni senin aklına, fikrine, bilgine, tecrübelerine güven ise, o zaman sen gerçekten varsın demektir."
Gerçekten başarılı ve tatminkar insanların yolculuğu hiçbir zaman para ve şöhretle kimlik bulmaya yönelik değildir. Onların yolculuğu kendinin daha iyisi olabilme, korkularını yenebilme, pişman olmadan yaşayabilme üzerinedir.
Hayatta en koktuğumuz şeyler, aslında yeni fırsatlara ve olgunlaşmaya kapı açabiliyor.
Yaşantılarındaki büyük bir kayıptan sonra önceliklerini belirleyebildikleri için "Kendimi fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak çok daha iyi ve mutlu hissediyorum" diyenleri düşünün....
Zevk aldıkları bir işi yaparak zengin olanların, öz değerleri hakkındaki endişeleri daha az. Çalışmadan sahip olanlar ise en mutsuz olanlar...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.