Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye'de 6 milyona yakın çocuk gelin var.
Gelişen ülkelerde her dokuz kızdan biri, 15 yaşından önce evleniyor. Bazıları 8-9 yaşlarında gelin oluyor. Bunlar kabul edilebilecek rakamlar değil!
Kız çocuklarını ekonomik yük olarak gören bir zihniyet; başlık parası, beşik kertmesi, berdel gibi geleneklerle küçücük kızları, istemedikleri adamlarla tehdit ve baskı yolu ile evlendiriyor. Daha fiziksel ve ruhsal gelişimlerini tamamlamadan evlenip anne olan bu çocuklar, gidecek ve sığınacak bir yerleri olmadığı için çaresizler.
Bu çocukların hakları, sağlıkları, eğitimleri, fırsatları, çocuklukları ve yaşamları onlardan çalınıyor. Fiziksel ve ruhsal travmaları hayat boyu sürüyor.
Tüm bu karanlık tabloya rağmen, artık bir umut ışığı var!
Sezen Aksu ve Sertab Erener; kadının birey olma hakkı, özgürlüğü ve kendini ifade edebilmesi meselesini ciddiye alan milyonlarca kadından ikisi...

AMAÇ GENİŞ KİTLELERE ULAŞMAK
Sanatçı kimlikleri ile, sesini duyuramayan kadın ve kızların sesi olma sorumluluğunu yüklenmişler. Kadına yönelik şiddete karşı farkındalık yaratmak amacı ile birlikte besteledikleri 'Kız Leyla' şarkısını Sabancı Vakfı'na armağan etmişlerdi.
Ünlü yönetmen Çağan Irmak, bu projeyi ve şarkıyı ilk dinlediğinde "Tüylerim ürperdi, olağanüstü bir şarkı. Bu şarkıyı kesinlikle ben görsellemeliyim" diyerek sahip çıkmış.
Geçtiğimiz hafta Alametifarika Ajansı'nın katkısı ile gerçekleştirilen 'Kız Leyla'nın klip çekimine ben de katıldım. Çağan Irmak'ın insanın vicdanına işleyen hikaye anlatımı, Sertab'ın olağanüstü yorumu ile birleşince; Kemerburgaz'a yakın Çiftalan köyünde kurulan setteki erkek/kadın herkesin tüyleri ürperdi, gözleri yaşardı. Tek kelime ile muhteşem bir klip oldu!
Amaç; bu projeyi yıl içinde kanaviçe gibi işleyerek mümkün olduğu kadar çok yayılmasını, etkileyici hale gelmesini sağlamak ve bu geleneği yıkacak vicdanı geliştirmek. Hatta daha geniş kitlelere ulaşması için Elif Şafak, şarkının İngilizcesini yazacakmış.
Sertab, "Hepimiz bu taşın altına elimizi koyduk, bu taşı el birliği ile kaldıracağız" diyor.
Kadın meselesi sadece kadınların sorunu değil, bir insan hakları sorunu. Bu meseleleri derinden önemseyen erkeklerin sayısı da az değil.
Geçen hafta Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle CEO Club toplantıları çatısı altında gerçekleştirilen Vodafone 'Önce Kadın' etkinliğinde erkek katılımcıların çokluğu dikkatimi çekti. Birleşmiş Milletler'in cinsiyet ayrımcılığı ile mücadele eden 'He for She' (Kadın İçin Erkek) kampanyası Türkiye'de de başladı.
Bu konuyu sadece konuşmayalım. Elle tutulur, hissedilebilir, gerçekleştirilebilir hale getirelim. Tecavüze, aile içi şiddete, ilişki içi şiddete, cinsel tacize ve çocuk evliliklerine karşı farkındalığı, cesareti ve kararlılığı artıralım. Dönüştürücü güç için erkeklerin desteğine ihtiyacımız var!
Belki de ilk etapta kendimize düşen; günlük hayatımızda kendi algımızı değiştirmek... Mesela; kadınlar için 'erkek düşkünü' ve 'erkek düşmanı' gibi uç kavramları kullanmayı bırakmalıyız.
Erkek çocuğu büyütülürken erkeklerin sert, güçlü, baskın olmaları gerektiği öğretiliyor. Öfke dışında; acıyı, duyguyu ve korkuyu bastırmaları bekleniyor. 'Erkek adam ağlamaz' gibi mesajlarla büyüyen erkeklerin üstündeki bu toplumsal beklentileri ve akran baskılarını yok etmeliyiz.
Duyarlı kadınların güçlü olabildiği kadar, güçlü erkekler de duyarlı olabilir.
Asıl denge bu!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER