Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İnsanlığın belki de en evrensel arayışı, mutlu olabilmek... Ama nedense amaçlarımızın içinde en basit olan bu hissi bir türlü kalıcı yapamıyoruz.
ABD'li psikolog Abraham Maslow'un 1943 yılında yayınladığı bir çalışmasındaki 'İhtiyaçlar Hiyerarşisi' teorisini bilirsiniz...
Maslow, insanların ihtiyaçlarını beş kategoride toplar. Bu ihtiyaçlar, önem sırasına göre karşılandıkça, insanlar daha mutlu ve tatminkar bir hayat yaşayabilirler.
Bu hiyerarşide en temel ihtiyacımız; fizyolojik ihtiyaçlar. Karnın doyması, uyku gibi… İkinci sırada güvenlik var.
Üçüncü seviyedeki ihtiyacımız sevgi ve ait olmak. Dördüncü saygınlık.
Piramidin en tepesinde ise ruhsal gelişim var. Yani kendini geliştirmek...
Ancak bizler bu ihtiyaçları genelde 'ruhumuzu' değil, 'egomuzu' besleyecek yollarla gidermeye çalışıyoruz… Ve mutsuzluğumuz artıyor.
Mesela en temel fizyolojik ihtiyaçlarımızdan biri uyku… Çoğu insan uykuyu zaman kaybı olarak görüyor bu hızlı ve hırslı yaşantıda. Zihnen ve bedenen yorgun olsak da, uykumuzu heba ediyoruz. Halbuki uyku demek; yenilenmek demek, enerji kazanmak, hafızayı güçlendirmek demek.
Uykusuzluk vücudunuzun savunma mekanizmasını zayıflatıyor. Zor koşullara çözümler bulabilmemiz, sağlıklı kilo verebilmemiz iyi uykuya bağlı. Neden uykuya hakettiği önemi vermiyoruz?

SEVGİ VE AİT OLMA İHTİYACI

Piramitteki ikinci ihtiyaç; güvenlik… Mesela; güvenlik hissini 'kontrol etmek' ile bir tutuyorsanız, bulunabileceğiniz en zayıf pozisyon bu… Sürekli tetikte, tedirgin ve yorgun bir hayat yaşarsınız. Hayatın akışına ve değişime biraz daha esnek olabilmeyi öğrenmek, aslında insana gerçek güven hissini veriyor. Bazen de kendimizi güvende hissetmeyi, güvende olmaya tercih ediyoruz.
Sağlığınız hakkında endişe ediyorsunuzdur ama bunun yanında belki içtiğiniz sigaranın zararını görmezden gelirsiniz… Hissi ve gerçeği birbirine karıştırıyoruz.
Sevgi ve ait olma ihtiyacı… Bu konuda toptan kafamız karışık. 'Kendini olduğun gibi sev' diyoruz ama 'güzel ve başarılı' olanı seviyoruz. Ya da kendini seviyorsan, 'egoist' oluyorsun. Tutku ile sevgiyi karıştırıyoruz.
Ait olma hissini sosyal medyada arıyoruz. Aslında kendini sevmeyen insan, başkasını sevdiği zaman egonun ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu yüzden ilişkilerde kendi enerjimiz neyse, benzer enerjileri çekiyoruz.
Piramidin en tepesindeki ihtiyacımız ise ruhsal gelişim. Bazıları kişisel gelişimi 'naif' insanların ihtiyacı olarak görüyor… Halbuki kendinle barışık olmayı bilmeyen, kendini sevmeyen insan, hayatta hiçbir şeyin değerini bilemez. O halde niye 'kendimiz olmaya' bu kadar karşı koyuyoruz? "Mutlu olmak için önce mutluluğun ne olduğunu bilmek gerekir" demiş ünlü filozof Jean-Jacques Rousseau… Peki ya siz? En temel ihtiyaçlarınızı karşılamak için seçtiğiniz yollar gerçekten mutluluğunuzu artırıyor mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER