Türkiye'nin en iyi haber sitesi
FUNDA KARAYEL

Film yapımcısı, dağıtımcıya bulaşık makinesi hediye eder mi?

Beyazperdede salon krizi her geçen gün yeni iddialarla devam ediyor. İbrahim Büyükak'ın 'Mutluyuz', Murat Şeker'in 'Aşk Mevsimi', Cem Belevi'nin 'Bana Beni Anlat', Ulaş Bahadır'ın 'Başkan' filmleri battı. Salon sayısının az olmasından dolayı, bu filmlere şans verilmediği düşünülüyor. Geçtiğimiz haftanın salon şanslısı İrem Helvacıoğlu ve Kerem Bürsin'in başrolünde yer aldığı 'Eflatun'du. Neden derseniz CGV Mars dağıttığı için... 142 salon almış, ama tüm çabaya rağmen film; ilk hafta sonu 3.127 kişi tarafından izlenerek batışını garantilemiş.
Film dağıtımcılarının rüşvet talep ettiği veya belirli filmlere öncelik verdiği iddiaları, sektörde güven sorunlarına yol açtı. Yapımcı Levent Cengizhan'ın geçtiğimiz günlerde CGV Mars'ı hedef göstererek filmlerine rüşvetle sinema salonlarında yer bulabildiğini söylemesi sonrası bazı hediyelerin faturaları da ortaya çıktı.



Paribu Cineverse'ün Programlama Müdürü İlker Çakmak'a yollanan bir bulaşık makinesinin faturası örneğin... 'Rüşvet değil bu, bunlar hep olağan hediyeler' diye bana durumu savunanlar oldu sektörden. Nesi normal bunun, film yapımcısı neden dağıtımcıya bulaşık makinesi hediye ediyor?
Türk sineması nereye gidiyor derken geldiğimiz nokta bulaşık makinesi mi? İddiaların hedefindeki kişi İlker Çakmak hukuki işlem başlattığını ve söylenenlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi, peki faturalara ne diyecek?



Şirketin hiçbir açıklama yapmaması da akıl alır gibi değil. Mısır- yapımcı kavgasından hiç mi ders çıkarmamış! CGV Mars bir krizi de doğru yönetmeyi hâlâ öğrenmedi. Eğer bir çalışanın rüşvet aldığı kanıtlanırsa, bu kişiye karşı gerekli disiplin önlemleri alınmalıdır. Bu, etik standartlarının korunması ve güvenin yeniden sağlanması açısından önemli. Rüşvetler, hediyeler, isyanlar konuşulurken CGV Mars'ın kendi dağıttığı filmlere daha çok salon vermesini de rekabet kurumunun ayrıca denetlemesi gerekiyor.
Bu arada A Time Production tarafından yapılan açıklamada; Türkiye'nin büyük sinema gruplarından birinin filmlerine salonlarını açmak için kendilerinden 40 bin bilet satın alınmasını şart koştuğu iddia edildi. Bulaşık makinesinden sonra buna hiç şaşırmadım, inanın 40 bin bilet, popcorn ya da dondurma kampanya satışı da olabilirdi.
Türk sinemasının, önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen, dağıtım sorunları ve sektördeki bazı eksiklikler nedeniyle istenilen noktaya ne zaman geleceği merak konusu. Film yapımcıları, dağıtımcılar ve sinema sahipleri arasında daha şeffaf bir iletişim ve iş birliği, sektördeki bu sorunların çözümüne yardımcı olabilir. Bakalım rekabet kurumu bu durumlara ne diyecek ilerleyen günlerde göreceğiz?




'ROMANTİK HIRSIZ' KOPYA MI?
'Romantik Hırsız' mı diyeyim yoksa gerçek adını mı söyleyeyim: 'The Thomas Crown Affair'. Esinlenmek ayrı, birebirini yapmak ayrı. 14 Mart'ta yayına giren 'Romantik Hırsız', ilk 4 günün ardından 12 milyon 700 bin saat izlenmeye ve 7 milyon 700 bin görüntülenmeye ulaştı. Böylece popüler dijital platformun Dili İngilizce Olmayan Filmler listesine 1. sıradan girdi. Ayrıca 66 ülkede Top 10'de yer aldı.
Filmde Alin, bir polis memurudur. Değerli tabloları çalan bir hırsızın izini sürmektedir. Onu yakalamak için harekete geçtiğinde beklemediği bir durumla karşı karşıya kalır. Hırsız, Alin'in bir zamanlar âşık olduğu Güney'dir.
Gelin görün ki biz bunun daha iyisini izledik The Thomas Crown Affair'de. Artık neden kopyadan öteye gidemiyoruz, dijital platformlar da takipçi sayısına göre oyuncu seçmekten ziyade satın alacakları yapımların kopya olup olmadığına neden bakmıyor merak konusu gerçekten.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA