YAZARA MAİL GÖNDER Oynarken kendimi çok iyi ifade ediyorum

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Mete Horozoğlu ile birlikte 'Kurusıkı' isimli oyunda sahneye çıkan Gökçe Bahadır: Özel hayatımda kendimi çok da iyi ifade edebildiğimi düşünmüyorum... Oyunculuk yapmamın sebebi; başkalarını oynarken kendimi çok daha iyi ifade edebilmem

Levent Kazak'ın yazıp yönettiği 'Kurusıkı' isimli oyun, 28 Kasım'dan beri BKM'de sahneleniyor. Mete Horozoğlu, Selen Uçer, Bülent Alkış, Beyti Engin ve Gökçe Bahadır'ın rol aldığı oyun; kadına şiddetten oyunculuk mesleğine kadar pek çok konuyu ele alıyor. Gökçe Bahadır ve Mete Horozoğlu; oyunla ilgili merak edilenleri anlattı...
Gökçe Hanım bu oyunda rol almaya nasıl karar verdiniz?
GÖKÇE BAHADIR:
Sahnede olmayı çok istiyordum. Ancak yer aldığım diziler uzun soluklu olduğu için tiyatroya yeterli zamanı ayıramayacağımı düşündüm. Ayrıca beni çok heyecanlandıracak bir metin bekliyordum. O da Levent'ten (Kazak) geldi. Hem işin içinde BKM'nin olması, hem oyuncu kadrosu beni iyice heyecanlandırdı.
kendimle dalga geçerim

Mete Bey, siz neden bu oyunda yer almayı istediniz?
METE HOROZOĞLU:
Levent'le 'Cam' oyununda beraber çalışmıştık. Selen ve Bülent de aynı kadrodaydı. Biz çok iyi bir ekip olduk. Aynı ekiple yeniden bir arada olmak ekstra bir heyecan. Biz, biraz kumpanyayı seven oyuncularız. Takım oyununu, ekip işini daha çok seviyorum ben. Ayrıca Levent'in yazdıklarını çok seviyorum, çok kuvvetli bir kalemi var.
Bu oyunu nasıl tarif edersiniz?
M.H.:
'Kurusıkı'nın, yapısı itibariyle 'oyun içinde oyun' diyebileceğimiz kompleks bir durumu var. İhtiraslı bir yönetmenin, sanat dünyasına kendisini kabul ettirmek için yaptığı arayışı anlatıyoruz.
G.B.: Oyunun anlattığı birçok şey var; kadının dramı, bizim sektörün kendi iç savaşı... Ama en önemlisi kendileriyle dalga geçiyorlar.
Siz kendinizle dalga geçer misiniz?
G.B.:
Her ne kadar bazen çok ciddiye aldığımı düşünsem de dalga geçebildiğimi düşünüyorum. Savaş Dinçel, "Bu işi çok ciddiye alın ama hiç ciddiye almayın"derdi. Şimdi ne demek istediğini daha iyi anlıyorum.
Oynadığınız karakterlerden bahseder misiniz?
M.H.:
'Numan', yırtmaya çalışan bir aktör. Oturmamış bir sistemde, kariyer olarak arayışları olan bir adam.
G.B.: Travmaları olan, şanssız, ailesi ve sevgilisi tarafından duygusal şiddete maruz kalmış 'Melek' diye bir kadını canlandırıyorum. Ayağa kalkıp yeniden hayata tutunmaya çalışırken kendini hiç beklemediği olayların içinde buluyor.

#Sayfa#

HERKES İKİ KARAKTER OYNUYOR

Oyun içinde oyun mantığı, canlandırdığınız karaktere nasıl yansıdı?
G.B.:
Oyun içinde oyun olduğu için iki farklı karakter söz konusu. Herkes iki farklı karakter oynuyor oyunda.
M.H.: Mesela sahnede ilk görünen adamla, oyunun ortasında ve sonundaki adam farklı. Karakter özelliği yumuşak ve geçişken. Çünkü onlar da rol yapıyor. Yani rol yapan adamın rolünü yapmak biraz enteresan oldu.
Gökçe Hanım, 'Melek' karakterini nasıl çıkardınız ortaya?
Aslında oldukça yoğun ve yorucu geçti provalar. Bir de ben provaların dışında geceleri de hocamla dans çalışıyordum. Levent de birkaç kez teksti yeniledi. Provalarda ellerime kollarıma yazılar yazmaya başladım. Kendimce 'Melek'in yaşadığı travmaların nedenlerini bulmaya çalıştım.
Oyun aslında kadına şiddete dair önemli mesajlar içeriyor, deği mi?
M.H.:
Oynadığımız oyunda da; 'Numan'ın kadının üzerine kurduğu baskı ve şiddet var. Kendisini kandırılmış hissediyor ve şiddetle kendini savunmaya çalışıyor.
G.B.: Kadına şiddet her zaman vardı, sadece son dönemde yaşanan olaylarla daha fazla gündeme geldi. Artık bardak çoktan taştı. Sessiz kalmamalıyız bu tür olaylara.
Siz duygusal şiddete maruz kaldınız mı hiç?
Her kadın kalmıştır.
Oyunda, 'Oyuncular herkes beni sevsin diye ortalarda dolaşan delilerdir' diye bir replik var. Katılıyor musunuz buna?
M.H.:
Oyuncular, araştırılması gereken insanlar. Egosantrik bir durum bu. Oyuncu, herkes bana baksın, beni izlesin ister. Ama günlük hayatta da öyle yaşanmaz. Oyuncunun, bunun dengesini bulması gerekir. Ben de egomu bastırıp dengede olmaya çalışıyorum. 'Herkes beni sevsin' diye bir derdim yok ama kimsenin de arkamdan "Kötü bir adamdı" demesini istemem.
G.B.: Ben açıkçası, 'Herkes beni sevsin' diye bir hayat yaşamıyorum. Olaya daha basit bakıyorum. Benim derdim kendimle. En iyisini yapmaya çalışıyorum. Çok dışa dönük biri değilim. Sahnede ve kamera karşısında kendimi daha rahat hissediyorum. Özel hayatımda kendimi çok da iyi ifade edebildiğimi düşünmüyorum, yani birini oynarken daha mutlu oluyorum. Oyunculuk yapmamın egoyla alakası yok. Oyunculuk yapmamın sebebi; başkalarını oynarken kendimi daha iyi ifade edebilmem.

#Sayfa#

İNANDIĞIM ŞEYİ YAPIYORUM

Gökçe Hanım, oyunda bazı sahneler cesur bulundu. Bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?
G.B.:
Bu konuyla alakalı çok fazla konuşmak istemiyorum. Çünkü ben buna ne yanıt verirsem vereyim, oyunun önüne geçecek. İnandığım ve doğru bildiğim şeyi yapmaktan geri durmam. Bana göre kötü görünen, estetik olmayan hiçbir şey yok. Dans ediyorum sadece. O bahsedilen bölüm de iki saatlik oyunun sadece bir dakikasını oluşturuyor. Ayrıca o sahne oyunu destekliyor.

KOMEDİ DİZİSİYLE DÖNÜYORUM


Mete Bey tiyatroda komedi yapıyorsunuz ama TV ve dizilerde dramalarda yer aldınız. Bu bilinçli bir tercih mi?
M.H.:
Aslında ben tiyatroda uzun süre komedi oynadım. Ama dizilerde hep ağır rol teklif edildi. Şimdi bu durumu kıracak yeni bir iş yapıyoruz. TV'de ilk kez komedi yapacağım. 'Ayrılsak da Beraberiz'i yeniden çekiyoruz.
Yapılmış bir şeyi yeniden yapmak riskli değil mi sizin için?
M.H
.: Biz de 'Risk mi alıyoruz?' diye düşündük. Ama bu meslekte zaten risk hep var. Çünkü bundan önce iyi oynamış olman, bundan sonra iyi oynayacağın anlamına gelmiyor. Biz de her şeyi göze alıp yola çıktık.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.