Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Televizyon reklamlarından pek haz etmem, keşke internetteki gibi bir tıkla geçebilsem. Merak ettiklerimi kendi rızamla izlesem ne büyük lüks olurdu değil mi? Neyse gelelim konumuza...
Zehra Çilingiroğlu'nun, annesi Hülya Avşar ile oynadığı bir inşaat firmasının 45 saniyelik reklam filmini televizyonda yakalayamadım, hemen internetin engin sularında avladım ve üst üste Zehra'nın mimiklerini, tonlamasını, rahatlığını izledim. Herkesin olduğu gibi benim de aklımda kalan; o tribal ses efektli 'Anne' deyişiydi...
Aslında bana çok tanıdık Zehra'nın konuşması.
Şimdi nereden diye soracaksınız; Zehra ve jenerasyonu yani yeni 18'likler benim potansiyel hedef kitlem çünkü artık onlar geziyor, eğleniyor ve tabii ki trendleri belirliyorlar... Zehra'nın konuşmasını, mimiklerini ilk defa kameralar önünde inceleyenler için Zehra taklit edilecek sempatiklikte ve özgün.

ARAMIZDAKİ FARK

Bugünlerde yazılarımda hep değiniyorum; dönem değişti, ee gençliğin konuşma biçimi, tonlamaları, kullandıkları kelimeler de değişti. O kadar doğal ve egosuz bir gençlik geliyor ki; o kasılmalar, 'Etraf ne der' düşünme biçimi, yeni jenerasyon için pek geçerli değil. Zehra ve arkadaşlarının aklından geçenle dilinden dökülen şaşmıyor; senkronize sapmalar onlarda yok. Özgüvenli olmalarını ve kolayca eleştirebilme yetilerini de unutmamak gerek. Peki biz öyle miydik? Şartlar gereği tabii ki değildik ama aradaki çağ farkını kolaylıkla kapatabildik, en azından ben kapattığımı düşünüyorum. Formülünü veriyorum; siz de bol bol gençlerle takılın.
Zehra ile ayaküstü lafladığımızda öğreniyorum ki; 'Ev seksisi' isimli bir Vine (sosyal medyanın yeni dönem video paylaşım aplikasyonlarından) fenomeni, Zehra ile dalga geçen bir video hazırlayıp paylaşmış. Binlerce insan tarafından takip edilen bu adam; tabii Zehra'nın 'Anaaağ' söyleminden esinlenmiş. Zehra fenomenin bu videosunu görünce çok eğlenmiş ve kendisi ile dalga geçilme durumuna da çok gülmüş; "Komikti" diyor. Düşünsenize; o yaşlarda birisi sizinle dalga geçse Zehra gibi gülüp geçebilir misiniz? Muhtemelen hayır! İşte ben bu özgüvenin hastasıyım. Ben, benimle dalga geçenler olduğunda odama kapanır, salya sümük ağlardım. Ah ergen tavırlarım, bir Zehra olamamışım o zamanlarda... Nice genç kız-erkeğin kilosu, konuşması, giyim kuşamı, kısacası dış görünüşüyle dalga geçilme durumu, onları değişime kadar götürmüştür. Zehra'nın bu hal ve tavrı herkese ders olsun o zaman; herkese bir doz Zehra özgüveni lütfen...
Konudan sapmadan... Reklam filmini izleyenlerde Zehra'nın nerede okuyacağı merakı oluşmuş; hemen gidereyim, en torpilli haberi vereyim: İstanbul'da. O zaman yazıyı Zehra'nın sözleri ile bitireyim: "Tabii ki İstanbul'suz yaşayamam, buradayım."

GÖKBAKAR KARDEŞLER'İN HAMBURGERCİSİNİ MERAK EDENLERE


Şahan Gökbakar'ın, kardeşi Togan Gökbakar ile Burgerman hikayesini konuştuk... Bilmeyenlere hatırlatayım; iki kardeş 'Hamburgerci açıyorlar' manşetleri ile gündeme gelmişlerdi. Ben de bir burger sevdalısı olarak projenin peşine düştüm! Kim sevmez ki burger köftesinin çedarla uyumunu! Togan-Şahan ve arkadaşlarının ortak hayaliymiş aslında hamburgerci açmak. İlk dükkanları; 4.Levent'te, Movenpick Hotel'in hemen arkasında yer alıyor. En büyük özelliği; diğer fast food zincirlerinde olan fabrikasyon sistem onlarda olmayacak, hiçbir şey dondurulmayacak! Her şey günlük. Hamburgerin eti o gün hazırlanacak, patates o gün doğranacak; oh ne ala, ne leziz... Kulağa çok iyi gelmiyor mu? Birçoğumuz dondurulmuş gıdanın zararlarından korkar olduk ne de olsa. Buzluk lezzetlerle aramıza mesafe gireli aylar, hatta yıllar oldu. O yüzden taze haber diye buna derim! Çok da uygun fiyatlı olacak. "Üç ürünümüz var. Çizburger, hamburger ve double burger" diyor. Ee daha ne olsun! Beş yıl içinde 20 dükkana ulaşmayı hedefliyorlar; en taze, yeni nesil zincir proje onlarınki. "Zamanla AVM'lere de gireceğiz" diyor Togan... Şahan ve Togan Kardeşler'in dışında işin içinde Ahmet Baran Çetin, Mesut Tatlışen de var. Toplam dört ortaklar. Merak edene, ağzı sulanana gelsin bu bol ketçaplı haber... Unutmadan, soslarınızın arasında sarımsaklı mayonez de olsun; tamam mı Togan?

BU MEKAN TUTAR MI, TUTMAZ MI?

İstanbul'un her bir köşesinde mantar gibi mekanlar bitiyor, gidilecek ve görülecek listemiz şiştikçe şişiyor. Her mekana da bir bilirkişi edasıyla bakıyoruz ve başlıyoruz eleştirmeye... İlk soru basit: 'Bu mekan tutar mı, tutmaz mı?' Ee hepimizin bir öngörüsü var elbet, nice mekan tüketmişiz ama durun, biraz fazla acımasız oluyoruz; tıpkı insanlara olduğumuz gibi... İşte size burnumun ucundan, kapı komşumdan biriki 'Tutmaz be bunlar' denilen mekanlar. Teşvikiye Camisi'nin iki sokak ardındaki Union 22 açıldığında, "O sokakta kim eğlenir ki?" dediler. Tüm kış kepenklerin ardında onlarca genç yedi, içti, eğlendi. Şimdi yaz geliyor ve barlarını dışarıya taşıdılar tam oldu. Şimdilerde kapı önlerine taşan kalabalığı ile hem çalışmaya, hem de takılmaya gidiliyor! Oldu mu? Oldu! Müdavimleri arasında birçok oyuncu ve tasarımcı var... Çok entelektüel, çok bohem... Kozmonot için de "Topağacı'nda pub mı olur, mahalle arasında kim gider bira içmeye?" dediler. Adamlar, onca şikayete rağmen mahalleliye mekanı sevdirdi ve bugünlerde mekan pazar akşamları bile dolup taşıyor. Müdavimleri arasında Okan Bayülgen var; nerede mi, tam arka bahçesinde!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
;