YAZARA MAİL GÖNDER Beyonce'nin akıllı saati!

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Londra sokaklarının yeni çılgınlığı bu; Apple'ın vitrininde gören hemen mağazaya koşuyor… Ver bana bir Apple Watch! Bu saat için marka yetkilileri "Bugüne kadar ürettiğimiz en kişisel teknoloji" diyor. Londra ahalisi de ismini bekleme listesine yazdırmanın derdinde. İlk teslimat Haziran ayındaymış… Didem Soydan da erkek arkadaşı Can Bonomo için mağazaya girdi; nafile eli boş, yüzü asık çıktı… Bekleyeceksin Didem'cim; Can'a doğum günü hediyesi olarak sen başka bir şey düşün… Peki ne kadar bu Apple Watch? Fiyatı 300 pound'dan başlıyor. 18 karat altından üretileni 13 bin pound. Yani her bütçeye uygun fiyatlandırması mevcut. Coachella Müzik Festivali'nde kolundaki Apple Watch ile fotoğraflanan Beyonce ve ardından Pharrell Williams, Katy Perry ve Drake'in saatlerinden sonra bakalım Türk topraklarının ünlülerinden hangisi ilk olarak bu akıllı saate sahip olup sosyal medyada fotoğrafını paylaşacak? Hadi yarış başlamıştır gençler!

Haftanın alkışı!


İşaret dili ile klip çekene, işaret dili eğitimi alana ve kliplerinde, konserlerinde engelsiz müziği destekleyen Işın Karaca gibi sanatçılara alkış! Ancak bir tek müzikte değil, televizyonda yayınlanan dizi ve filmlerin de alt yazı ve işaret dili tercümeleri olmalı. Televizyon ve yayıncılık teknolojisi almış başını giderken… Filmleri üç boyutlu, istediğimiz dilde izlerken engelli dostlarımızı da unutmamalıyız… İnternet sitesi üzerinden engelliler için yayınlanan diziler tıklanma rekoru kırıyor olabilir ancak ben aynı uygulamayı kanalların televizyon üzerinden yapmasından yanayım. İşitme engelliler dizideki diyalogları alt yazıdan ve işaret dili tercümeli görüntüden takip edebilse, hatta vizyona giren filmlerimizi de bizimle aynı hevesle koşup sinema salonlarında izlese harika olmaz mı?

Anneler ikiye bölündü!

ÖzgüNamal'ın doğum sonrası bebeği Nefes'in fotoğrafını paylaşması, yeni anne adayları arasında bir tartışma konusunun açılmasına sebep oldu: 'Çocuğumuzun fotoğrafını paylaşmalı mıyız yoksa sır gibi saklamalı mıyız?' Kimi Pelin Karahan kafasında, 'Aman nazar değer' deyip bebeğin büyümesini bekliyor, kimi de 'Bana değmez insta nazar' deyip bebeğinin kundakta fotoğrafını paylaşıyor. Çiçeği burnunda anneler de ikiye bölündü şimdi. Bu biraz da karakter meselesi aslında, ben de 'Aman nazar değer Mert, kimseye söyleme' dedikleri her şeyi paylaşıyorum… Yeni bir iş teklifi gelse veya ailemle ilgili bir gelişme olsa; ağzımda bakla ıslanmıyor, başlıyorum anlatmaya… Çok kez "Bak nazara geldin" dedikleri oldu ama yapacak bir şey yok! Huy bu… Düşünüyorum, benim de çocuğum olsa yapacağım ilk işlerden biri "Bak hık demiş burnumdan düşmüş, aynı ben" deyip insanlara fotoğrafını göstermek olurdu…

Helal sana Nez


"Mutluluğum çocukluğumda saklıymış meğer..." Nez cümlelerine böyle başlıyor. Beyoğlu'nda kendisini yeni sevgilisi ile görüntüleyen magazincilere duygu yüklü bir açıklama yapıyor… "Evlenme teklif etti fakat daha çok yeniyiz, şimdilik sadece aşığım." 'Bu haberin neyine takıldın?' diyeceksiniz… Nez'in ilişkiyi ağırdan alma haline, "Birbirimizi tanıyalım" demesine. Günümüz kadını evlenme teklifi almak için parandeler atarken, Nez'in "Dur bakalım" demesi beni şaşırttı. Helal sana Nez! Erkekler için doğru zaman değilse asla nikah masasına oturtamazsın. Bir erkek 'Evlenelim' diyorsa bencilliğini bir kenara koymuştur ve kadın için fedakarlık yapmaya hazırdır. Sizin ihtiyaçlarınızı ilk sıraya koyuyorsa şanslısınız kızlar!

Dijtial detoksun formülü

Ne zaman rutin yaşantımdan uzaklaşsam, sosyal medyadan da bir o kadar kopuyorum. Aklıma ne Instagram, ne Twitter, ne de Periscope geliyor. Kim, nerede, ne yapıyor merak etmiyorum… Demek ki neymiş; dijital dünya bizim yarattığımız paralel bir dünyaymış içine mutluluk enjekte ettiğimiz, artık dozu size kalmış. Nasıl mı? Her gün aynı yolu yürümekten, aynı işe gitmekten, aynı restoranda yemek yemekten sıkıldık… Aynı insanlar ile çevremiz kuşatılmış, onlardan kurtulamıyoruz. Ne bir adım öteye gidebiliyoruz, ne de yaşantımızı değiştirebiliyoruz… İşte bu noktada kendi hayatımızdan çıkıp başka hayatları merak etmeye başlıyoruz. O profilden diğer profile zıplıyoruz, paylaştığımız fotoğraflara beğeni üstüne beğeni istiyoruz; ne de olsa alkışlanmak, beğenilmek hepimizin hoşuna gidiyor. Takipçi sayımız ne kadar yüksekse o kadar popüler olduğumuzu sanıyoruz. Diyorum ya; hepsi yalan dünya, sanal dünya …. Bunlar hep rutinin bize yaptıkları! Londra seyahatim boyunca şunu farkettim: İstanbul'da neler oluyor takip etmiyorum, Periscope'dan kim canlı yayın yapıyor umrumda bile değil… Dijital detoksun formülünü veriyorum size: 1- Yeni insanlarla tanışın, bol bol sohbet edin onlarla.
2- Yeni hobiler edinin… Yeteneklerinizi keşfetmek için asla geç değil.
3- Farklı semtler, sokaklar keşfedin. Elinize bir fotoğraf makinesi alıp şehri fotoğraflayın.
4- Farklı restoranlarda yemek yiyin, kahve için.
5- İşinizi değiştirin… Kariyer planlamanızı gözden geçirin
6- Bol bol seyahat edin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.