YAZARA MAİL GÖNDER Bekarları çıldırtan 'hadi evlen' baskısı

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Kerem Bürsin'e evliliği soruyorlar. Neden; Serenay Sarıkaya ile ilişkisinde altıncı ayı doldurmuş da ondan! Ardından Kenan İmirzalıoğlu'nu bir kenarda sıkıştırıp manşeti basıyorlar: 'Evlilik sorusunu duymak istemiyor!' Bam bam bam! Bu işler hep böyle; madem bir ilişki yaşıyorsunuz, düzgün adamlarsınız, rol modelsiniz, oturun nikah masasına, sizi bir de orada görelim beyler! Erkek tarafının stresini düşünsenize; daha evde bunun mevzusu geçmiyorken, kafasında deli sorular: 'Ben şimdi ne yapmalıyım?'
Hayat hep bir gereklilik içinde akıp gidiyor. İlla evlenmek mi gerekiyor? Nedir bu toplum baskısı? Bu, bir tek ünlüler dünyasında olmuyor. 25-35 yaş arasında kimi görsem 'Bıktım usandım evlilik baskısından' diye yaka silkmiş. "Annem, iş arkadaşlarım, çevremdeki herkes 'Ne zaman evleneceksin?' diyor. Ne yapacağım ben Mert?" diye dert yanıyorlar.
İşte bu noktada, evlilik kurumuna inancınız olsun veya olmasın, evlenmek zorunda kalıyorsunuz. Sadece onlar sussun diye... İstedikleri olsun, derin bir oh çeksinler diye... Evlilik bir dayatma değil, sizin yaşam tarzınız olmalı. Siz de evlilik baskısı sendromunu önlemenin yöntemlerini deneyebilirsiniz. İşte size birkaç tüyo:
1- Askere gitmediyseniz, evliliği erteleyebildiğiniz kadar erteleyin.
2- İş hayatınızla ilgili hep bir belirsizlik varmış gibi davranın. 'Patron her an işime son verebilir. İşten çıkarmalar başladı. Risk alamam, çok yoğun ve uzun saatler çalıştırıyorlar' gibi... Unutmayın, kariyer hırsınız onları uzun bir süre susturur.
3- Geceleri çok gezip eğleniyor, dağıtıyor imajı çizmeyin. Düzgün bir yaşantıya sahip olmanız için ilk yapacakları şey 'Evlen' demek olacak.
4- Sosyal medya hesaplarınıza mümkünse aile fertlerinizi kabul etmeyin. Yoksa bütün hayatınızı didikleyecekler ve her gün size hesap soracaklar.
5- Düğün ortamlarından, evli çiftlerden mümkün olduğunca uzak durun.
6- İçinde bulunduğunuz baskı ortamını ve bununla yaşamayı kabul edin.

COOL İŞLER
İstanbul'da cool iş yapmak zor zanaat. Kimisi deniyor ama üstünde eğreti duruyor. Kimisi ise kıyısından bile geçemiyor. İnsanın kimyasında olacak; zorlayarak olmaz, olmuyor. O yüzden az ve öz sayıda cool iş yakalayınca düşüyorum peşine, müdavimi oluyorum, dilime doluyorum. İşte birkaç cool mesele:

EN COOL BAR:
'Kokteyl insanı değilim' diyenleri yoldan çıkaracak bir mahalle barı; Efendi. Nişantaşı Hacı Emin Efendi Sokak'ta, 30 kişilik bir mekan burası. Mönülerinde sadece, kendi formülleriyle hazırladıkları dokuz kokteyl ile altı klasik kokteyl bulunuyor. Mahallenin gediklileri her akşam burada. Efendi, geçtiğimiz hafta sonu sokağa taşan kalabalığı ile çok konuşuldu. Mimar ve avukatların aşındırdığı mekanda, kurumsal streslerini atmak isteyenler, ceketini asıp kendini bara veya DJ kabinine atıp müzik yapabiliyor. Evdeymiş gibi takılabiliyorlar yani... Cihangir'deki kokteyl bar Geyik'ten tanıyacağınız Dede kokteylleri hazırlıyor. Fonda da soul ve funk müzik... Mekanda ne içerseniz için, her şey 30 lira. Mekanın sahibi Kıvanç Kasar'ın hikayesi de ilginç. Kurumsal dünyada çalışırken, birden mekancı olmuş... Tam bir kökten değişim onunkisi.

EN COOL MİNİ LOKANTA:
Hünkar Lokantası'nı bilmeyeniniz yoktur. 1950'lerden bugüne, geleneksel mutfağıyla hepimizin kaşık salladığı klasik lezzetlerin adresi. Hünkar'ın genç veliahtı Ufuk Ügümü, İtalya'da Ristorante De Vittorio'da bir sene aşçılık yaptı. Ardından Cordon Bleu Madrid'de Grande Diploma alarak aşçılık okulunu bitirdi. Dünyanın en iyi restoranlarında çalıştıktan sonra İstanbul'a dönüp ilk olarak kahvaltı ve tatlı mönüsü ile Nişantaşılılar'ın ilgisini çeken Kruvasan'ı açtı. Hemen ardından ise mekanın yan tarafında Kruton isimli dört masalık bir Fransız restoranını hayata geçirdi. O cool mini Fransız mutfağından, Türkiye'nin en iyi şinitzeli çıkıyor. Meraklıları kaçırmasın.

EN COOL MİMAR:
Sami Savatlı, en son projesi Karaköy Mitte ile semtin dekorasyonuyla en yalın; aydınlatmaları, barı ve açık mutfak uygulaması ile rakiplerine en iddialı mekanını yarattı. Mekanın sahibi Hamza Turhan'ın "Sami'yi özgür bıraktık, 'Nasıl istiyorsan öyle olsun' dedik" demesiyle anlaşılıyor ki, işi bilen ve mekana müşteri gözüyle bakabilen tasarımcı, doğru mekanı yaratabiliyor. Bugüne kadar birçok mekanda imzası bulunan Sami de Mitte'de bunu başarmış. Mekana gelecek olursak; şimdilik her hafta değişen bir mönü var. Deniz mahsüllü makarnası ve tatlıda pavlovası iddialı... Mönüye müşteriler yön verecek ve zamanla bazı lezzetler kalıcı olacak.

YÜKSELİŞTEKİLER
Bu haftanın en çok konuşulan konularına bir göz atalım mı?
Nişantaşı Sess, sezonu açtı. Türkçe müziğin müdavimleri bir başka; mekanın alt katında 18-25 yaş arası gençler eğlenirken, üst kat tanınmış, ünlü simalarla doluydu. Serhan Sokulgan'lı salı geceleri yükselişte.
Buray; her ne kadar Ekşisözlük'te 'Günümüz ergenleri için yaratılmaya çalışılan star' olarak anılsa da, bugünlerde herkesin playlist'inde bir numaraya yerleşmiş. 'Sen Sevda mısın?' adlı şarkısı, son zamanlarda dinlediğim en başarılı slow parçalardan biri. Buray yükselişte...
Erbiller'den Sezin Erbil de son günlerin yükselen ismi. Davetlerde, şıklığı ve zarafeti ile ilgi odağı oluyor. Bir de bohem ve etnik takı koleksiyonunu Lidyana'da satışa sunarak, mobil ticarete atılmış. Popülaritesi babası Mehmet Ali Erbil'i sollar, benden söylemesi.
Kapısına son model Ferrari ile de yanaşsan, üstün başın fiyakadan yıkılsa da, Aztek'in kapısında zorlanabilirsin! 'Rezervasyonunuz var mıydı? Yoksa sizi alamayız...' En zor, en sert kapıya sahip olan Aztek, gece hayatında tekrar yükselişte.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.