YAZARA MAİL GÖNDER Size de selam vali mutlu

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Birine kızdıysam, o kişi canımı yaktıysa, kalbimi kırdıysa ya da bana kazık attıysa; önce bir eser gürlerim.
Ağzıma geleni boğazımda tutmaz, karşı tarafa haddini bildirmek için elimden geleni yaparım.
O kişi kötülük yapmaya devam ettiği sürece de, gardımı sağlam tutmaya çalışır, savaşa devam ederim.
Ama sonra bir yorgunluk gelir üstüme... Hamuruma nasıl 'hırs' konulmamışsa, kinim de yoktur benim.
Bir süre sonra "Amaan ne hali varsa görsün" deyip savaşı keser, onu Allah'a havale ederim. En baştan yapmam gerekeni sona saklar, kendimi boşuna yıpratırım.

KALPLER KIRIK AMA...
Çünkü şu havale işi var ya; mutlaka size karşılığını olumlu anlamda verir.
Eğer gerçekten haklı taraf siz iseniz; o kişi en sonunda mutlaka gelip sizden özür diler, hatasını telafi eder.
İşte böyle durumlarda hâlâ küs kalmaya, kavga etmeye direnenleri hiç anlamam. Pazar sabahı İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun sıraladığı selam ve özür tweet'lerine, bazılarının sert tepki göstermesini anlamadığım gibi.
Ben Vali'yi son derece samimi buldum...
Olayların ilk günü ekrana çıkıp yaptığı açıklamalarını, sadece suçlamaya yönelik tavrını, olayları başlatan 05.00 operasyonunda başrollerden biri olmasını ve bu yüzden milyonlarca insanı sinirden deli etmesini hafızamın arka odalarına attım.
Evet kalp hâlâ kırık ama ortada hatadan dönme, gerçekleri görme ve bir özür dileme olayı var mı, var!
Dün üst üste tweetler attı İstanbul Valisi... İki haftadır Gezi Parkı'nda yatıp kalkan gençlere üst üste selamlar gönderdi.
Bu selamda ne kadar geciktiğinin o da farkındaydı ve "Günlerdir Gezi Parkı'nda duran bizim ülkemizin insanları ve gençlerine gecikmiş selamlarımızı iletiyorum" dedi.
"Kendilerini sadece özgür birey, partiler üstünde yurttaş, hiç kimsenin peşinde olmayan, kendi düşüncelerinin savunucusu görenleri selamlıyorum" diye ilave etti.
Sayın Vali, selamlara doyamadı şunu da yazdı: "İki saat uyudum ve uyuyamadım. Sıcak yatakları yerine Gezi Parkı'nda yatan bu ülkenin gençlerine selam vermek için ayaktayım."
Ve en sonunda da tıpkı selamı gibi geciken özrünü de diledi: "Yaşanan olaylar içinde zaman zaman görülen ferdi hata ve aşırılıklar özür dilemeyi gerektirir. Bir gönül için, bin özür dilerim."

"ÖZRÜNÜZ KABUL OLUNDU"
Bu tweet'lerin altına bazı sert yorumlar geldi tabii... "Selam ve özür için çok geç kaldınız. Siz bizim haksız yere canımızı çok ama çok yaktınız" denildi.
Selamına karşılık verilmedi, özür de kabul edilmedi.
Oysa evet, bu gönül kırıklığıyla biraz zor ama eylemci gençlere yakışan şunu demek olmalıydı: "Zor da olsa, kayıplar, dayaklar, gazlar, TOMA'lar içimizde kapanması zor yaralar da açsa, derdimizi anlatabilmişiz sonunda... Aleykümselam Vali Mutlu. Özrünüz kabul olundu."

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.