YAZARA MAİL GÖNDER Hayalinde küçült gözünde büyüt

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Demet Akalın'a en ufak bir sempatim yok. Müziğine de öyle...
O da, Serdar Ortaç gibi yıllardır hep aynı şarkının devamını söylüyormuş gibi gelir bana. İkisinin şarkılarını çalan yerlerde de zaten pek bulunmam.
Bunda bir tuhaflık yok. Her zaman yazarım; kimse kimseyi illa ki sevmek zorunda değil.
Benden hoşlanmayanlar beni nasıl zerre kadar ilgilendirmiyorsa, sempatik bulmadığım insanların beni takmaması da gayet normal.
Ben hiiiç bozulmam yani, onlar da bozulmasın.
Neyse konu kim kimden ne kadar haz etmiyor değil zaten.
Çocukluk travmaları...
Bir insan istediği kadar saçmalasın; eğer ben onun bir zamanlar zor günler yaşadığını, özellikle anne ve babasından eziyet gördüğünü biliyorsam, o ismin gözümde kredisi büyük oluyor.
Yaptıklarını ister istemez hoş görüyorum.
Hatta daha da ileri gitmek istiyorum; şöyle sımsıkı sarılıp saçlarını okşamak 'Tamam, hepsi geçti, artık güvendesin' demek istiyorum.

GÖZÜMDE BÜYÜYOR
Hayalimde acı çeken küçük bir çocuk olarak canlandırınca, o kişi gözümde büyüyor.
Çünkü çocuk deyince bende akan sular duruyor, ruhumun anaç tarafı köpürdükçe köpürüyor, kabarıyor, vicdanıma bir haller oluyor.
Ben izlemedim ama daha sonra internette rastladım. Demet Akalın, 'Herşey Tadında' programında bir annenin çocuğunun vücudunda sigara söndürdüğü haberi konuşulurken şöyle bir tweet atmış: "Çok ağlıyorum diye benim de annem üzerimde sigara söndürürmüş." İşte bunu öğrendiğim andan itibaren bu insanın benim gözümdeki yeri tamamen değişti.
Bir kere gözümün önüne o koca gözlerini acıyla ve korkuyla açmış çığlıklar atan bir kız çocuğu geldi.
Annesinin elinden kurtulmaya çalışan küçük bir kız...
Biraz büyüdüğünde kendi ayakları üzerinde durmak için çıkış yolları arayan ve o yolların tehlikelerine 'Eyvallah' diyen...
Ve anneyi de şöyle bir sarsmak ve 'Küçücük bebeğine bunu nasıl yapabildin?' diye hesap sormak istedim.

SEVGİ EMEK İSTER
Bunu hep söylüyorum ve bazıları garipsiyor ama işte yine yeri geldi: "İnsanlar, sadece kan bağı var diye kimseyi körü körüne sevip saymak zorunda değil."
Eğer öyle olsaydı, tecavüzcü babaları da mı sevip sayacaktık yani? Ya da kendi öz kızını fuhuş yapmaya zorlayan anaları?
Sevgi emek ister, içinde bolca şefkat barındırmak ister, anlayış, hoşgörü duygularının desteğini ister.
En gereksiz ihtiyacı ise 'kan bağı'dır.
Son söz olarak tekrar hatırlatalım:
Bir insanın çocukluğunda yaşadığı aile içi travmaları öğrenmeniz, onun ileri yaşlardaki saçmalıklarını bağışlamanızı sağlayabilir.
Kızdığınız, antipatik bulduğunuz, küçümsediğiniz, hayatınıza almaktan imtina ettiğiniz, canınızı yakan, üzen insanların çocukluklarını bilseniz; belki de onları sever ve affedersiniz.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.