YAZARA MAİL GÖNDER Aşktan ölmesek aşkla yaşasak

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Umudu kesmek diye bi'şey var. Vazgeçmek, pes etmek, hayattan toptan havlu atmak istemek...
Var, maalesef.
Dışardan bakıyorsunuz; diyelim genç, güzel, başarılı bir kadın. Her şeyi var gibi görünüyor.
Herkes onunla çalışmak istiyor.
Sarı saçları, kendinden emin yüz hatları var.
Eee işinde iyi, parası da var. Arkadaşları var. Sağlıklı. 'Daha ne olsun ki?' diyorsunuz.
Esasen evet, daha ne olsun ki!

SEV BENİ, BENSİZ OLMA...
Ve fakat bu görüntünün bir de akşam eve gitmiş hali var. Hani kapıyı açınca tek başına kalmak var. Tüm bu dolu ajandanın ortasında boşlukta sallanmak var.
Hep aynı yerden gol yiye yiye nasırlaşmak, kararmak, solmak var.
Her halta aklın ererken kendi sıkışmışlığının içinden çıkamamak var. Bir gün toparlansan ertesi gün yine dibe vurmak var.
Sahte gülmelerden, 'ben iyiyim'lerden bıkmak var.
Ve en fenası bu döngüden çıkamamak var.
Değerli olmaya, birileri için vazgeçilmez ve özel olmaya ihtiyacımız var. Yok, maalesef beceremiyoruz o 'ben kendimi seviyorum, bu bana yeter' vaziyetlerini, o kadar yükselemiyoruz bir türlü.
Kıymetli sayılmak, varlığımızın bir anlamı olduğuna inanmak için ille de birilerinin bizi sevmesine, bize sarılmasına, elimizi tutmasına ihtiyaç duyuyoruz.
Sev beni, ne olur sev beni, bensiz olma...
O yüzdendir galiba aşkın en çok aradığımız ve en çok yaralandığımız hal olması.
Bizimkisi bir başkası üzerinden kendimizi sevmeye çalışma savaşı aslında.
Ah aşk!
Genç bir kadın evinde ölü bulundu.
Adını yazmak istemiyorum. Girdim, sosyal medya hesaplarına baktım. Gözümde canlandırdım. Yukarıda tarif ettiğim kadın o. Ben öyle varsaydım. Nasıl hüzünlü, acı acı bağıran yazılar, şiirler paylaşmış. Duyan olmamış, belki kimse kondurmamış.

SEVDİĞİ ALDATMIŞ
Aşktan yanmış o. Duydum sağdan soldan, ortak tanıdıklardan; maalesef çok sevdiği adam tarafından aldatılmış. Ölümünün gerçek nedenini bilemem elbet.
Şimdi geride kalanlar, 'aşktan öldü' diyorlar onun için. Aşkla yaşamak varken...
Ölümden sonra ne konuşsan anlamsız.
İnsanın nefesini kesmeye niyet edecek kadar çaresiz hissetmesi, bildiği her şeyin bir şey bile etmemesi, ışığının kalmaması, yaşamaya değer tek bir sebep bile bulamaması ne kadar hüzünlü, ne kadar yürek yakıcı, kalp kırıcı.
Birilerinin bize sadece nefes aldığımız için bile her sabah gülümsememiz gerektiğini, her günü sevecek binlerce sebep olduğunu öğretmesi lazım.
Birilerine değil sadece umutlara tutunmayı bilmemiz ve asla unutmamamız lazım: Sen ölünce neyin anlamı var ki.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.