Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Şimdi benim İzzet Çapa'nın dünkü köşesinde hakkımda yazdığı yazıya ya da diğerlerine ve sosyal medyadakilere cevap vermem gerek değil mi? Oysa ki hayatımla ya da yaptığım açıklamalarla ilgili İzzet'e veya bir başkasına hesap vermek zorunda değilim. Zaten senin dediğin değil, karşındakinin ne anlamak istediği geçerli değil mi?
Evet bir açıklama yaptım... Gecenin köründe, arkadaşlarımla gittiğim bir mekanda keyfim gayet yerindeyken kapıda magazinciler karşıma çıktı. Ki ben mesleği bildiğimden, hiçbir zaman magazincilerden kaçan, surat asan, onları geri çeviren biri olmadım.
Magazincilerle konuşurken, Beyaz TV muhabiri arkadaşım bir soru sordu ve patladım. Hesabı, kitabı, ajandası, niyeti olmayan bir patlamaydı. En klişe sebebiyle, ben de insanım. Benim de burama (elimi alnıma koyarak) gelmiş olabilir değil mi?
Başka amaçlarım olsa zaten bugüne kadar gelen onlarca röportaj teklifini geri çevirmezdim değil mi? İzzet demiş ki; "Aman iki-üç ay içinde bir kitap ya da şarkı çıkartma; reklam için açıklama yaptığını düşünecekler".
Yahu kardeşim benim işim ne? Benim hayattaki tutkum ne? Benim yapmayı bildiğim şey ne? Ben bir yazarım, ben bir şarkı yazarıyım. Tabii ki kitabım, şarkım, yazım çıkacak. Sana iki-üç ay mekan açma, dükkanları kapat, röportaj yapma denebilir mi? Ha tabii benim kafam, bu âlemin Maksim oyunlarına çalışmaz. Eğer şu hayatta kaybettiğim farz edilen tek nokta varsa, o da budur zaten.
kalp ne ki!
Ha dostluk, arkadaşlık, abi-kardeşlikten dem vuracaksak eğer; benim o salak kafam, sizin bildiğiniz dostluk ve arkadaşlığa da çalışmaz. Buralardan ne dost, ne arkadaş olur insana. Bunu da uzun zaman önce öğrendim. Burada olsa olsa çıkar ilişkisi olur, menfaat olur, karşılıklı ünlerden faydalanma olur, reklam olur, poz olur. Bir gün birbirlerine laf çakarlar, ertesi gün sarılarak 'Arkadaş keyfi' notuyla paylaşırlar. Bir anda canısındır, aşkısındır, balısındır sonra kanlısı... Parayı göster, herkes kankadır; anında davalar düşer.
İyi insanlar iyiliklerinden yorulur. Aşkları, aşıkları vururlar buralarda. İki gözyaşıyla, bir Allah kolyesiyle aklanırsın. Evlenince hanımefendi sayılırsın. Tek başına savaşan bir kadınsan, biraz da güzelsen hep damgalanırsın. Bayılırlar kadınların varlığını oymaya. İşin komiği, bunu da en çok kadınlar yapar. Kimse başarılı ve güzel kadından hazzetmez. İlle de bir halt karıştırıyordur o kadın, bir şeyin peşindedir çünkü. Öyle inanmak isterler. Kimse kalbinden doğru yürüyeni de sevmez. Kalp ne be? Kalbi kim ne yapsın? Beş yıllık planın ve PR'cılar eşliğinde hazırladığın demeçlerin olmalıdır. Her nabza göre şerbet dağıtmazsan yutarlar seni.
Gücün kadar dokunulmazsındır. O gücü kaybettiğin anda vay haline, sağında solunda kimse kalmaz. O yüzden buralarda benim kimseye verilecek hesabım yoktur. Herkes önce kendi kapısının önünü temizlesin. Ben bildiğim işi yapmaya ve bildiğim hayatı yaşamaya devam edeceğim... Hem de bundan sonra daha da büyük bir aşkla.
İzzet'e geri gelirsek eğer; sevdiğim bir abimdir, oluyor arada böyle yazıları... Yapıyor böyle şeyler belki bilmeden, belki bilerek, belki tanımadan, belki yazının hararetine kapılarak... Onun canı sağolsun. Ona vefa borcum vardır.
O yüzden sevgilerimi sunuyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER