YAZARA MAİL GÖNDER Eşofmanım, Tuvana defilesi ve Çağla'nın kokoreci

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Cumartesi sabahı üzerimde eşofman, yanımda bilgisayarım evden çıktım. Yok canım, aynı anda hem koşup, hem yazı yazmıyorum.
Hafta sonları sevdiğim bir yerde arkadaşlarımla kahvaltı edip gazetelerimi okuduktan sonra yazılarımı yazıyorum. Böyle bir geleneğim var.
Bu sefer menajerim, arkadaşım Esra (Türker) "Haydi Arnavutköy Any'ye!" dedi. Mekanın cumartesi-pazar kahvaltılarını anlata anlata bitiremedi. Koltuğa yayıldık, kahvaltımızı ettik. (100 puanla şampiyon bir kahvaltı!) Ben yazımı yazdım derken, bu sefer Esra'dan ikinci gol geldi: "Ayşe kalk, Tuvana Büyükçınar'ın defilesine gidiyoruz."
"Nasıl yani? Şimdi mi? Böyle eşofmanla mı? Ha tabii oldu, o dünya güzeli mankenlerin arasına en salaş halimle gitmeye hiç niyetim yok. Kızım zaten uzun ve inceler, sinirlerim bozuluyor; bak valla gelmem" desem de valla gittim.

BURCU, SİNEM, EBRU...
Yarım saat sonra kendimi Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda buldum. Sadece orada bulsam iyi; giriş yaptıktan 30 saniye sonra Tuvana Büyükçınar defilesinin kulisine de girdim.
Acı gerçek şöyle: Bir tarafımda işlemeli tuvaletiyle Didem Soydan, bir tarafta kaslı bacakları, minicik elbisesiyle Çağla Şıkel ve onlarca taş gibi manken...
Dedim, "Esra senin alacağın olsun!" Sadece mankenler mi? Kırmızılar içinde bir Burcu Esmersoy geldi ki, böyle şıklık ve güzellik olamaz.
'Aman Burcu beni görmesin' derken, çat; beyaz takımı ve kahve saçlarıyla Sinem Kobal... Saçlarımı ters yöne savurmak suretiyle tam Sinem virajını alacakken, gece mavisi büstiyeriyle Ebru Akel...
Anneler, 'Bakkala bile giderken süslü gideceksin, kiminle karşılaşacağın belli olmaz evladım' diye boşuna demiyor. Tabii benimki biraz bakkala gideyim derken, defileye gitmek oldu ya neyse. Bu arada kuliste kıyafetlere çıldırmak üzereyim. Hepsini ama hepsini kaçırmak istiyorum. Bu kumaşlar nasıl yapılmış öyle, işlemeler muhteşem. Sorup öğreniyorum ki, kumaşların motifleri ve işlemeleri, Hindistan ve İsviçre'de altı ayda dokunmuş.
Vakit geçiyor ve defileyi izlemek için yerimize oturuyoruz. Anasını satayım, en öndeyiz; iyi mi! Neyse artık, yapacak bi' şey yok, bari tadını çıkarayım.
Defileyi baş manken Çağla Şıkel açıyor, sonrası tam bir Tuvana Büyükçınar rüyası. Daha önce üç-dört defilesini izlemiş, yine hayran kalmıştım ama bu sefer Tuvana kendini aşmış, gördüğüm en iyi koleksiyonuna imza atmış.
Karşımda oturan Burcu Esmersoy ve Şeyma Subaşı her parçaya çığlıklar attı!

ÜÇ KOKOREÇ YEMİŞ!
Gelelim adaletsiz dünyaya sevgili okurlar. Çağla Şıkel, kuliste çok ama çok heyecanlıydı. O kadar güzel ve işinde iyi ki, heyecanlanmasına anlam veremiyorum. Belki de sırrı budur diye düşünürken, Çağla'ya sordum: "Çağla, senin defileden önce uyguladığın bi' şeyler var mı? Mesela Victoria's Secret mankenleri karbonhidratı kesiyor, kimi su içmiyor, ağzına gazlı içecek koymuyor."
Çağla gülmeye başladı: "Ayşeciğim, daha dün gece üç tane ekmek arası kokoreç yedim." Tabii Çağla'nın her gün deli gibi spor yaptığını biliyorum da, biz spor yapsak da üç kokoreç değil, birini bile rüyamızda göremeyiz iyi mi!
Çağla'nın incecik annesi de yanında; şöyle bir bakınca anlıyorsun zaten. Genlerden şanslı olduğu için kendini sıkmak zorunda değil. Ama yine de biz kadınlar, ince ve fit kadınların formlarını korurken acı çektiğini duymak istiyoruz nedense.
Bu arada son not: Çağla kendi koleksiyonunu hazırlıyormuş. İşte bu kadar.
Eşofmanıma kurban olsunlar!

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.