YAZARA MAİL GÖNDER Ağacıma, yaşam tarzıma dokunma; bırak dağınık kalsın

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Cumartesi günü Elmadağ'da genç bir kız, "Taksim'e nasıl giderim?" diye soruyordu. Eyleme gelmiş, neresi olduğunu bilmiyor ama isyanı, söyleyecek sözü var. Dört-beş dakika sonra, bu sefer bir delikanlı; "Abi, eylem nerede yapılıyor?" diye yaklaştı.
Bu gençleri provokatörler yönlendirmedi; geçelim 'Türkiye üzerinde siyasi oyunlar oynanıyor' edebiyatını.
Son beş gündür Taksim, her yerdi; New York'tu, Adana'ydı... Türkiye'de 48 şehir, Gezi Parkı için yürüdü. Dünya da yürüdü; birçok ülkede küçük ama anlamlı gösteriler yapıldı.
Bruce Willis'ten Cem Yılmaz'a, Madonna'dan Tarkan'a yüzlerce sanatçı eyleme destek verdi. Türkiye'de ilk defa apolitik sanatçılar meydanlarda yürüdü.

ELLERDE LİMON!
Solcusu, sağcısı, üniversitelisi, işçisi, Kemalist'i, Kürdü, Alevisi, türbanlısı toplumun her kesiminden insanlar katıldı protestolara. Böylesine geniş tabanlı bir eylem, Türkiye'de ilk kez yaşandı.
90'lı apolitik gençler; ilk kez sivil eylemlerle, protestoculukla tanıştı. Twitter rehberleriydi. Ellerinde molotof kokteyli değil; limon vardı.
Burjuva gençlik de meydanlardaydı. Tommy Hilfiger gömlekli, Gucci pantolonlu tiki kızlar ve delikanlılar da ilk kez protestoculukla tanıştı.
Eylemcinin savunma araçları da değişti. Gözlerde deniz gözlüğü, yüzlerde gaz maskesi, ellerde mide ilaçlı kokteyller...
Eylemciler sanki bilimkurgu filminden fırlamış gibiydi...
İlk defa Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe taraftarları kol kola girip yürüdü. Taraftar protestosu hiçbir şeye benzemez!
Bu öyle bir eylemdi ki; mekanlar internet şifrelerini verdi, otellerden, evlerden yemek, su dağıtıldı. Eylemden sonra da protestocular yerleri süpürüp çöpleri topladı.
Peki, neydi bu kadar farklı görüşten insanı bir araya getiren? Ağaçlar! Eylem gerekçesi bu kadar masum ve insani olunca; 'Bunlar provokatörlerin işi' suçlaması bu kez tutmadı.
Mesele sadece ağaç değildi elbette; yaşam tarzlarına müdahale de isyan sebebiydi. Türk halkına son dönemde "Şunu yap, bunu yapma. Şöyle bir gençlik olacaksın!" deniyordu.
"Alkol içme, eylem yapma, eleştirme, konuşma, biber gazını ye ve sus..." Bunlar birikti birikti ve biber gazıyla birleşip bir avuç ağaçta meyve verdi. Bu meyvenin verdiği mesaj çok açık: Ağacıma, yaşam tarzıma dokunma; bırak dağınık kalsın! Sen kendi hayatını yaşa, ben kendi hayatımı... Ne sen bana karış, ne de ben sana. Dağınıklık güzeldir, herkes aynı tip olmak zorunda değil.
Bu ülke güzel, bu ülke birlikte yaşadıkça güzel...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.