YAZARA MAİL GÖNDER Bedava oynatmam ama 100 katını isteyen var

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Bir söyleşiden bölümler alıp köşeyi kapatmak adetim değil ama söyleşiyi yapan Cem Yılmaz'dı ve enteresan açıklamaları vardı...
Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi; kurulduğu 2000 yılından beri sinemaya ilgi duyan öğrencilere, kendilerine geliştirebilecekleri bir ortam yaratmaya çalışıyor. Yaptıkları işlerden biri de; sinemaya emek vermiş isimleri, öğrencilerle buluşturması... Daha sonra bu söyleşileri kitap halinde yayınlıyorlar. Sinemaya ilgi duyanlar, mutlaka bu kitapları almalı. 2013 yılında yapılan söyleşilerin de kitabını yeni piyasaya çıkarmışlar. 'Sinema Söyleşileri 2013' kitabında Metin Erksan'dan Haluk Bilginer'e önemli isimler yer alıyor.
İşte Cem Yılmaz'la yapılan söyleşiden önemli gördüğüm bölümler:

İLK İZLEDİĞİ FİLM: 'Süt Kardeşler' olması lazım, 'Gulyabani'nin olduğu film. Konağın ele geçirilmesi için uydurulmuş korkutucu bir karakter 'Gulyabani'. Filmin bir bölümünü koltuğun altında izledim.

ÇOCUKKEN SİNEMA HAYALİ: Afiş hazırlama merakım vardı. Hâlâ yaptığım bir şey bu, daha ortada film yokken ilk yaptığım şey afişini hazırlamaktır. Bir filmde yönetmen olmak ya da filmde oynamak... Bunları hayal ettiğimi hatırlamıyorum.

BURHAN FELEK'İN YAZISI: 'Neden sahneye çıkıp komiklik yapıyorsunuz', 'Bunun eğitimini aldın mı?' diye soranlar vardı. 'Bu eleştiriler nasıl bir zihniyetten geliyor?' diye düşünürken, Burhan Felek'in bir yazısını buldum, nasıl kıyasıya eleştiren bir yazı. 'Gençler çok kötü şeyler yapıyorsunuz sahnede. Geleneksel bir komedi anlayışımız var... Eğer genre'ınız (tarz) buna uygun değilse yapmayın' diyor Burhan Felek. Diyor ki, 'Münir, Erol; lafım size. Kendinize gelin!' Münir Özkul ve Erol Günaydın'a yazılmış! Ben bunu okuyunca ferahladım; samimi söylüyorum. 40'ların sonu ya da 50'lerin başında yazılmış.

ASKERDE NEYİ KAYBETTİ: 'Her Şey Çok Güzel Olacak' çok beğenilen bir film oldu. Hemen ardından yine Mazhar Abi'yle (Alanson) bir hikaye yazmaya başladım. Çocukluğumda dolandırıcılar kralı zannettiğim bir abi vardı: Ateş Abi... 'Her Şey Çok Güzel Olacak' ile de benzeşen bir öyküsü vardı. Yazmaya başladım ama askere aldılar; kantinde çok ciddi boşluk vardı... Film konusunda yoğun bir üretim içindeydim ama "Kantinde durman gerekiyor" dediler. Yani bir tane daha 'Her Şey Çok Güzel Olacak' olacağına, birazcık daha fazla çokomel satışı oldu. Askerde çeşit çeşit insan tanıdım.

OYUNCULUK: 'Av Mevsimi'nde 'Deli İdris' karakterine çok iyi oynadığına dair gelen soruya Cem Yılmaz'ın yanıtı: Zor değil ki. Ben ustanın (Yavuz Turgul) işine yorum yapmak istemiyorum ama benim için 'G.O.R.A'daki 'Arif', 'Av Mevsimi'ndeki 'İdris'ten altı bin kat daha zor. Ben, 'G.O.R.A'daki 'Arif' değilim ki... 'Game of Thrones'da oynayan meşhur cüce aktör var ya, oyunculuk kabiliyetini tartışmayacağımız bir adam ama şimdi bizi oyunculuğuyla iki metre olduğuna ikna edebilir mi? Mesele şu: O rol için seçildiysen, sende bir mal olması lazım ve klaketi vurduklarında senin o rolü oynaman lazım.

ŞENER ŞEN: Bu meslekle ilgili bildiğim şeylerin sağlamasını yaptım ben onunla... Onunla olayın her evresinin ne kadar farkında olduğunu, ne kadar soğukkanlı davrandığını, bu kendini inşa etme inisiyatifini elden bırakmayan tavrını gördüm...
Ayrıca Şener Şen'i bir müzikalin jönü olarak görmedim mesela, fiziğinin müsait olmadığı gerekçesiyle reddettiği bir sürü rol sayabiliriz. Önce kendinizi, kendi hayatınızda uygun bir kasta oturtacaksınız; sonra işler sizi değil, siz işleri seçer konumda olacaksınız.

KEMAL'LE TV İZLEMEK: Allah o çocuk filmlerini yapanlardan razı olsun... Kemal televizyonu açtırıyor, başka hiçbir şey takip edemiyoruz.
Şu an başbakan kim, Kamer Genç hâlâ var mı; hiçbir şeyden haberimiz yok. Ama pedagojik bir korku da var; kapatsam, tartışmaları izlesem etkilenir mi çocuk; bilmiyorum. 'Bari Pepe kalsın' diyorum.

SEVDİĞİ YÖNETMENLER: Nuri Bilge Ceylan'ı her zaman çok sevmişimdir. 'Kasaba', 'Uzak', 'İklimler', 'Bir Zamanlar Anadolu'da', 'Üç Maymun' hepsini çok beğenirim. Bu filmler 'soğuk' da gelmez bana.
Zeki Abi'nin (Demirkubuz) hiçbir filmi uzak gelmez bana; hepsini çok sever, çok anlamlı bulurum. Kendisinin 'entel dantel' diye alay edilen hiçbir trüğe pirim vermediğini düşünürüm. Onunla iş yapmayı çok isterim. Zeki Abi'nin bir filminde bir karakteri çok yırtıcı bir şekilde oynayacağımı tahmin ederim.
Reha Erdem'i de çok severim, yıllardır komşumdur. Biraz Fransız ekolüdür, Frankofon'dur yani. (gülüyor) Samimi bir insandır, çocuk ruhlu bir kimsedir.

TUTUNAMAYANLAR: Bir izleyicinin "Tutunamayanlar'ın 'Selim Işık' karakterini çok iyi oynayacağınızı düşünüyorum" yorumuna ise şu yanıtı veriyor Cem Yılmaz: Neyi merak ediyorum biliyor musunuz?
1970'lerden bugüne o işle niye kimse ilgilenmiyor? Halit Refiğ de Oğuz Atay'ın yakınıdır aslında. O işe niye kimse girmedi, bilmiyorum. Benim harcım değil, itiraf edeyim... Sorun oynama meselesi değil, filmleştirme meselesi. Benim harcım değil, onu çok iyi biliyorum.
Oğuz Atay'ın eserlerini sinemaya uyarlama işine niye kimse girişmedi, gerçekten merak ediyorum. Yoksa Sinan Çetin, 'Bay E'yi oradan almış olmasın (gülüyor)

BEDAVA OYNATMAM: Oyuncu arkadaşlarımı da tenzih etmeden söylüyorum, bedava oynayan arkadaşım gelip bende bedava oynamaz, oynamamalı. Ama bazıları da gelip normalde aldığı ücretin 100 katını istiyor. Ben her seferinde aynı parayı isterim, hiç de affetmem. Çünkü gerçeği bu. Paranın cebinde kalması için daha akıllıca manevralar yapmam lazım... Bazen arkadaşlar birbirinden bir şeyler isteyebilir, bir dayanışma söz konusu olabilir ama birbirimizi incitmeden olmalı.

MONICA BELLUCCI'NİN FEYKİ
Ferzan Özpetek'e Türkiye'de geçen bir öykü yazmıştım. Filmin İtalyan oyuncuları vardı, bunlardan biri de Monica Bellucci'ydi. Sonra Bellucci bize feyk attı, yapımcılığını Yılmaz Erdoğan'ın üstlendiği 'Gergedan Mevsimi'nde oynadı. Ferzan dedi ki "Yahu bu Monica Bellucci Türkiye'de filmde oynamış, görür o gününü."

KEMAL SUNAL'IN VİDEO DÖNEMİ...
Kemal Sunal çok önemli bir köşe. Arzu Film'den filizlenmiş bir köşe orası, o gayreti en iyi anlatan yerlerden biri. Evet, 'ticari'. Trük gibi görünmemeli, samimi olmalı, bunun kendisi de bir trük olmalı, amenna, ama böyle görünmemeli. Herkes olabildiği kadar gerçekçi görünmeli. Filmlerin büyük bir çoğunluğu o tezgahtan çıkıyor ama her Kemal Sunal filmi de bundan nasiplenmiyor. 1980 sonrasındakilerin bazıları bundan mustarip oluyor. Video döneminde üretilen komedi filmlerinde hiç üzerine konuşacağımız bir şey olduğunu sanmıyorum. Dolayısıyla bizim çocukluğumuzda izlediğimiz, üç-beş, belki 10 tane sofistike komedi filminden besleniyorsunuz.

MAZHAR ABİ'YLE FİLM ÇEKMEK
'Her Şey Çok Güzel Olacak'ta kendi hayatımdan da izler taşıyan, iki kardeşin öyküsünü anlatan bir film olsun istedim... "Mazhar Alanson'la oynamak istiyorum" dedim. Tanışalı da fazla olmamıştı. Teklif ettik, kabul etti. Filmin çekimlerine bir hafta kala vazgeçti, "Ben oynamıyorum" dedi. Bunun nasıl olduğunu anlamak istiyorsanız bir gün Mazhar Alanson'la film çekin. Karavanlar hazırlandı, birinci Asistan geldi ve dedi k: "Mazhar Abi, setin hazır." Mazhar Abi de dedi ki: "Gelsin!"

SENDİKANIN GÜCÜ
Ferzan Özpetek'in evinde okumaya katıldım. (Şahane Misafir filminin okuması) Sonra bir kadın geldi, 70 avro mu ne, bir para verdi zarfın içinde, imza aldı. Okuma provasına katıldığımız için sendika bize ücret veriyormuş...
Avustralya'ya gittim, kostüm provası ve deneme çekimi yapıldı. Benim için değil kendileri için; ben sadece kostümü giyip çıkardım... Sendika geliyor bu çalışma için bin dolarlık ödeme yapıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.