YAZARA MAİL GÖNDER Asıl savaş medya üzerinden yürütülüyor

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Geçtiğimiz cuma günü a Haber'de Zeynep Bayramoğlu'nun sunduğu 'Kadraj' programında 'Teröre karşı medyanın dili nasıl olmalı?' sorusuna yanıt aradık.
Bayramoğlu; program öncesi dersine iyi hazırlanan, sorularıyla meseleye farklı açılardan bakmanızı sağlayan bir sunucu. Programın nasıl geçtiğini anlamadım bile, sohbetimiz medya sitelerine de konu oldu.
Son dönemde artan terör olaylarının arkasında; aslında medya üzerinden büyük algı mücadelesi de yaşanıyor. Avrupa basını kendi bölgelerinde yaşanan terör olaylarında; terör örgütlerinin özgüvenini artıracak en küçük ayrıntıya bile dikkat ederken, Sultanahmet'teki bombalı saldırı sonrası ceset görüntülerini yayınlamakta bir sakınca görmedi. Hele yabancı kaynaklı bazı sosyal medya hesapları, parçalanmış ceset görüntülerini yayınlayacak kadar alçaldı. Paris'teki terör saldırılarından sonra hiç ceset ya da çatışma görüntüsü gördünüz mü?

TERÖR HABERLERİ
Son dönemde tartışılıyor; evet teröre karşı yerli ve milli bir dil olmalı. Elbette medya haberini yapacak ama bunu teröristlerin ekmeğine yağ sürmeden, onların özgüvenini artırmadan yapmalı.
Bizde öyle bir muhalif basın var ki; devleti zor duruma düşürmek için aynı başlıkları, manşetleri atmaktan çekinmiyorlar. Örneğin Cumhuriyet ve Zaman; Rusya'nın Azez'deki hava saldırısını 'Azez düğümü' manşetiyle okuyucularına sunmuştu. Aynı gazeteler, Ankara saldırısı için de 'Devletin kalbine bomba' başlığını kullandılar. İtiraf edelim; devletin kalbine bomba atıldı ama bunu kocaman başlıklara yazdığınızda teröristler keyiften dört köşe olmuyorlar mı? Bu başlıklarla teröristlerin özgüvenini artırmanın, onları güçlü göstermenin; terör gruplarından başka kime faydası var?
PKK, biraz da medyamızın yanlış haber stratejisiyle yıllarca reklamını yapıp büyümedi mi? 80'li yıllarda hem tiraj uğruna, hem de bilinçsizce; PKK'lıların öldürdüğü vatandaşların, askerlerin boy boy fotoğraflarının yayınlanmasının cezasını çok ödedi bu ülke. Sonra aklımız başımıza geldi; medya bazı ortak kararlar aldı, terör haberlerini verirken daha dikkatli olundu.
Şimdi ise daha büyük bir algı operasyonuyla karşı karşıyayız. Bazı muhalif gazeteler, internet siteleri ve sosyal medya hesapları; Türkiye'yi Suriye'deki savaşın sorumlusu, PKK'lıları özgürlük için savaşan barış güvercinleri ve devleti de katil gibi göstermek için elinden geleni yapıyor. Rusya'nın kendi vatandaşının gazını almak için ortaya attığı saçma sapan tehditleri, bizim muhalif basın zil takıp oynarcasına duyuruyor. ABD'nin PYD'yi terör örgütü kabul etmemesi onlarda bayram havası estiriyor. Türkiye'nin Suriye sınırında güvenli bölge oluşturmak istemesi ise muhalif basını adeta çıldırtıyor.
'Türkiye'yi savaşa sokacaklar' diye psikolojik savaş başlattılar. Sanki yabancı ülkelerin istihbarat servisleri ve psikolojik harp daireleri için çalışıyorlar! Ne savaşı! Devlet hem sığınmacıların, hem de ulusumuzun güvenliğini sağlamak için güvenli bölge oluşturmak istiyor sadece.
'Teröre karşı yerli ve milli dil' derken; 90'lı yıllardaki hatalar tekrarlanmamalı. Muhalefet ve eleştiri elbette olacak ancak karşımızda; bombayı patlatırken, TV canlı yayınlarına uygun bölgeleri seçecek kadar sinsi bir güç olduğunu unutmamalıyız. Haber yaparken PKK ve IŞİD'i değil; onların arkasındaki uluslararası güçleri hesaba katmalıyız. Asıl savaş; Diyarbakır'da, Suriye sınırında değil, medya üzerinden yürütülüyor. Günümüzde savaşlar medya üzerinden algı yönetimiyle kazanılıyor. Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz, başka Türkiye yok!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.