YAZARA MAİL GÖNDER Cem Özer'in derdi ne?

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

, Posta Gazetesi'ne verdiği röportajda "Sevgilim başkasıyla yatabilir, bunu aldatma saymam" demiş. Özer'in gerekçesi ise şöyle: "Sevdiğim kadının, birlikte olduğum sevgilimin canı bir başka beden çekmiş, gitmiş başka biriyle yatmış; benden genç, benden diri biriyle... Yapabilir. Bunu aldatma saymam ki. Ama kadın gider de dertlerini, sevincini, mutsuzluğunu başka bir adama anlatırsa, işte o beni aldatmış sayarım! O zaman benden hiç zevk almıyor, ilişki bitmiş demektir." Elbette herkesin özel hayatı ve tercihleri kendisini ilgilendirir ama de çok paylaşımcı çıktı! Hadi böyle ultra geniş düşünebiliyorsun; bunun sosyal medyada ışık hızıyla yayılacağını bile bile bir röportajda niye açıklıyorsun? Özer tepki göreceğini bilmiyor muydu? Elbette biliyor. Aklıma gelen en mantıklı gerekçe; Özer'in gündeme gelmek, çok konuşulmak için bu sözleri söylediği. Ne yazık ki, kariyerinde büyük düşüş yaşayan ünlülerde, aykırı açıklamalar yapıp gündeme gelme hastalığı var. Son kurşunlarını böyle harcıyorlar. İşiyle değil de garip açıklamalarla gündeme gelmek de pek işe yaramıyor.
Genelde dalga geçilen figürlere dönüşüyorlar.

Devlet terörist yetiştirme üniversiteleri

30 Mart'ta düzenlenen operasyonlarda öldürülen Kamuran Amed kod adlı PKK'lı Ahmet Akdeniz'in; Yüksekova'daki Mehmetçik İlköğretim Okulu'nun eski müdürü olduğu ortaya çıktı. Bu okulda 2015 yılına kadar müdürlük yapan Akdeniz; 2012 yılında yaptığı çalışmalarla Milli Eğitim Bakanlığı Toplam Kalite Yönetimi (TKY) tarafından ödüllendirilmiş.
Akla gelen ilk soru şu: Bu terörist okul müdürü, nasıl öğrenciler yetiştirdi acaba? Ahmet Akdeniz ilk değil ne yazık ki; bu ülkenin devlet üniversitelerinden canlı bombalar, teröristler mezun oluyor hâlâ. Aslında bir gelişme var; eskisi gibi üniversitelerde farklı siyasi görüşlerin meydan savaşları yaşanmıyor.
Ancak öğrenci olaylarının az yaşanması, terör örgütlerinin üniversitelerden elini çektiği anlamına gelmesin! Eskiden terör örgütleri; öğrencileri bilinçli şekilde deşifre eder, cezaevine giren öğrencileri buralarda sıkı bir eğitimden geçirip aramıza terörist olarak geri gönderirlerdi.

POLİTİKAYLA DEĞİL, BİLİMLE UĞRAŞIN


Cezaevlerinde koğuş tipinden, F tipi hücre sistemine geçilmesi bu döngüyü kırdı. Artık terör örgütlerinin yeni taktiği; öğrencileri, üniversite eylemlerinde deşifre etmeden onları terörist yapmak ve bu da toplum için daha tehlikeli. Teröre karşı daha kapsamlı bir savaş gerekiyor. Devletin üniversitelerinde bedava okuyup kamu kuruluşlarında gizlice teröristliğe devam eden doktorlar, öğretmenler, akademisyenler, memurlar vs. var. Devlet ne yazık ki, bu teröristleri okutuyor, iş sahibi yapıyor ve maaşını veriyor. Devlet terör örgütlerinin ekmeğine yağ süren bu döngüyü kırmalı.
Kamu kuruluşlarındaki terör örgütü sempatizanları tek tek belirlenmeli. Daha da önemlisi; devlet üniversitelerindeki terör yapıları çökertilmeli. Hiçbir şey yapılmıyorsa; üniversitelerde tamamen özel eğitime geçmeyi tartışmalıyız. Buna birçoğunuz karşı çıkacak, 'Bileğinin hakkıyla üniversiteyi kazanmış vatanını seven garibanların ne suçu var?' diyeceksiniz. Gerçekten okumak isteyenler için; ABD'de olduğu gibi geniş çaplı burs sistemini hayata geçirebiliriz. Böylece üniversitelerimiz terörün alt yapısı olmaktan kurtulur; vatan hainleri yerine, Nobel ödüllü Aziz Sancar gibi akademisyenlerimiz olur.
Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar, geçtiğimiz hafta New York'taki Harvard Club'da onuruna verilen davette, Türk gençlerine şu tavsiyede bulundu: "Bütün enerjinizi işinize verin. Bilim öğrenmeye çalışın.
Günlük dedikodularla, politikalarla uğraşmayın.
Ben Türkiye'deki günlük politik çekişmeleri takip edersem üzüntümden çalışamam. Gençlere tavsiyem; bu tür kavgalara girmeyin. Memlekete hizmet için, Avrupa ve ABD seviyesinde olmak için bilim lazım."
Bize bilim lazım; bilimsel araştırma yapmayıp teröre destek veren akademisyeler, terörist öğrenciler değil!

Yeni sigara yasakları

Yeni sigara yasaklarına göre; açık alanda bulunan bir restoran veya çay bahçesinin sadece yüzde 25'lik diliminde sigara içilebilecek.
Geri kalan yüzde 75'lik alanda sigara içmek yasak olacak. Plajlarda şezlongların yarısı sigara içilebilir alanda, yarısı içilemeyen alanda bulunacak.
Hükümetin sigarayla savaşını sonuna kadar destekliyorum. Kimsenin kimseyi zehirlemeye hakkı yok. Çocuk parklarında sigaranın yasaklanması ve plajlarda sigarasız alanlar oluşturulması; çok doğru kararlar. Ancak yeni düzenlemede kafa karıştırıcı, ileride kaos yaratacak yasaklar da var. Diyelim bir restoranın veya kafenin hem kapalı, hem de açık alanı var. Bu yasak, o restoranın açık alanının da yüzde 75'inin sigarasız alan olması anlamına mı geliyor? Bu açık alanlar, zaten sigara kullananlara hizmet eder haldeydi.
Bir diğer soru: Bahçesi, açık alanı olmayan işletmelerin kapı önlerinde bile sigara içilmeyecek mi? Son dönemde sigara yasakları; sigara içenleri, açık alanı olan kafe ve restoranlara yöneltmişti.
Açık alanı olan işletmelerin müşterilerinin büyük kısmı sigara tiryakisi. İşletmeler 'Zaten turizmde kriz var. Bu yasaklar bizi zor durumda bırakacak' diyebilir.
Asıl soru ise şu: Bu yeni yasaklar da sadece kağıt üzerinde mi kalacak? Eski yasaklara uyulmazken bu yeni yasaklar nasıl uygulanacak?'

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.