Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MEVLÜT TEZEL

‘Damsız’ erkekler için emsal karar!

Evlilik öncesi arkadaşlarıyla kutlama yapmak isteyen A.Ö, İzmir'deki bir eğlence mekânında rezervasyon yaptırmak istedi.
Ancak telefonda sekiz erkek oldukları bilgisini paylaşınca olumsuz karşılık aldı.
A.Ö de mekânın cinsiyet temelinde ayrımcılık yapıldığı iddiasıyla Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'na (Tİ- HEK) başvurdu.
A.Ö, işletmeyle yaptığı telefon yazışmalarının ekran görüntüsünü de delil olarak sundu.
Yazışmalarda işletmenin "Sadece erkek alamıyorum maalesef efendim" yanıtına şikâyetçi, "Kadınlar da aynı şekilde rezervasyon yaptığında bunu mu söylüyorsunuz?" diye sormuş.
Ve şu yanıtı almış: "Hayır, konseptimiz kadın müşterilerimize yönelik olduğu için sadece erkek veya erkek çoğunluğu olan kalabalık grupları da alamıyorum."
TİHEK ise işletmeye, cinsiyet temelinde ayrımcılık yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle 80 bin lira idari para cezası verdi.
Bu karar emsal olabilir. 'Damsız erkeklerin' çilesi bitebilir.
Bir yılbaşı gecesi yurt dışından İstanbul'a gelen arkadaşlarımla birçok mekândan geri çevrildiğimizi hatırlıyorum.
Eminim birçok erkeğin böyle bir anısı vardır.
Elbette sekiz erkek de efendi gibi içip, eğlenip, arıza çıkarmayabilir ama mekânların bu riski göze almak istememelerini haklı çıkaracak birçok olay yaşandı.



DANAYA GİRERİM!
Bu dava ile ilgili sosyal medyada çıkan yorumlar da ilginç:
"Bir mekâna sevdiğim bir müzik grubu geliyor... Ben sırf erkek olduğum için diğer kendini bilmezler kategorisinde değerlendiriliyorum ve sanattan mahrum bırakılıyorum... Kadınsa ister tek ister toplu rahatça girebiliyor."
"Pardon da kadınlar o mekâna sadece içip eğlenmek için mi gidiyor peki?"
"Ben kız arkadaşımla askerlik şubesinden hallice mekâna girip oturmam. Ortamın havasını herkes tahmin eder. 8 erkekle de eğlence mekânına gitmem ama 8 erkekle danaya falan girerim."
Bu yorumların da haklılık payı var. Herkes kendince haklı.
Keşke herkes normal hareket etse, saygılı olsa. O zaman 'dam' zorunluluğuna gerek kalmaz!

***

YAPAY ZEKA VE İŞSİZLİK
Beautiful.ai, dünyada 3 binden fazla yöneticiye 'Çalışanlarınızın yerine yapay zeka kullanır mısınız?' diye sordu.
Ankete katılan 3 bin yöneticiden yüzde 41'i bu yıl içinde çalışanlarını yapay zeka ile değiştirmeyi umuyor. Bu yönde bir adımın mali açıdan faydalı olacağını düşünenlerin oranı ise yüzde 48.
Yapay zekanın insan gücüne olan ihtiyacı azaltacağı için maaşları düşüreceğini düşünenlerin oranı ise yüzde 45.
Yani yöneticilerin neredeyse yarısı yapay zekanın çalışanlarının yerini almasını dört gözle bekliyor.
Aynı ankette yöneticilerin yarısının yapay zekanın kendi pozisyonları için daha düşük maaşlar getirebileceğinden endişe duyduğu ortaya çıktı.
Hatta yöneticilerin yüzde 64'ü, yapay zekanın deneyimli yöneticilerden aynı seviyede üretkenlik sağlayabileceğine ya da belki de daha iyisini yapabileceğine inanıyor.



Yöneticilerin meseleye objektif yaklaşmaları, kendilerinin bile işsiz kalacaklarını düşünmeleri anketin güvenirliliğini artıyor.
Yapay zekanın iş dünyasında yaratacağı büyük değişim Türkiye'de fazla gündeme gelmeyen bir konu.
Ama yapay zekanın birçok sektörde insanların yerini alma süresinin sanılandan daha hızlı olacağı bekleniyor.
Özel sektör doğası gereği çok kar hedefliyor.
Yapay zeka dönüşümünde şirketlerin elde edecekleri büyük karı paylaşması için Finlandiya gibi bazı ülkeler şimdiden vatandaşlık maaşı uygulamalarını deniyor.
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de özellikle eğitimli, kariyer sahibi beyaz yaka birçok insanın işsiz kalma ihtimali var.
Yapay zeka dönüşümü için şimdiden hazırlıklara başlamamız gerekiyor.

***

FLORİDA'NIN SOSYAL MEDYA KARARI
ABD'nin Florida Eyaleti, 14 yaş altının sosyal medya kullanmasını yasakladı.
2025 Ocak itibarıyla yürürlüğe girecek olan yasa, 14 yaş altı için sosyal medyayı tamamen yasaklarken, 14-15 yaşındakiler için ise ebeveyn izni zorunluluğu getiriyor.
Böyle bir yasa Türkiye'de çıksa ne olurdu acaba?



Eminim karşı çıkan çok olurdu.
Oysa birçok ülkede buna benzer yasalar çıkıyor. Araştırmalar sosyal medyanın çocukların hem eğitimine hem de fiziksel ve ruhsal gelişimine zarar verdiğini gösteriyor.
Çin de benzer kararlar alınca baskıcı rejim, özgürlüklerin kısıtlanması olarak algılanıyor.
ABD ve Avrupa sosyal medyayı yasaklayınca çocukları sosyal medyadan kurtarmak oluyor.

***

EROS VE MAHRA
Antalya'nın Serik ilçesinde iki yıl önce köpeklerden kaçarken kamyon altında kalan ve 23 gün sonra hayatını kaybeden Mahra Melin Pınar'ın (9) babası Murat Pınar (47) şu açıklamayı yaptı:
"6 dakika işkence edilerek öldürülen kedi Eros davası gündem oldu, 23 gün acı çekerek hayatını kaybeden kızım bu kadar konuşulmadı."
Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Ancak işkence çektirilerek öldürülen bir kediyle kıyaslamak yapmayı doğru bulmuyorum.
Elbette insan hayatı önce gelmeli. Hayvanlara yapılan zulüm de gündem olmalı ve bu zulmü yapan cezalandırılmalı.
Kıyaslama yapmak ne kadar hata olsa da bir kedinin Mahra'dan daha çok gündem olduğu da gerçek.



Bunun nedeni ise hayvan sever lobisinin sosyal medyada çok güçlü olmaları.
Organize hareket edip, mahkemede büyük bir kalabalık oluşturup Eros'u ülke gündeminin üst sıralarına taşıdılar.
Yanlış anlaşılmasın Eros'un gündem olmasından şikâyetçi değilim keşke Mahra da Eros kadar gündem olsaydı! Keşke hayvan severler de Mahra'nın da hakkını savunsalardı belki Murat Bey gibi başıboş köpekler sorununun çözülmesini isteyen insanlar da Eros için adliye önüne giderdi.
Mahra'nın da kedileri vardı. Hayatta olsaydı eminim o da Eros için üzülecekti!
Peki, hayvan sever dernekleri Mahra için eylem yapmadı? Eylem yapmayı geçin bir açıklama bile yapmadılar. Neden taraf olmadan her canlının hakkını savunamıyoruz?

***

Altyazı
"Doğru ya da yanlış diye bir şey yok, sadece popüler fikirler var." (12 Maymun)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA