YAZARA MAİL GÖNDER Paris'te fırfır, püskül ve 'Star Wars' rüzgarı

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Paris Moda Haftası'nda öncelikle Fransız modasının triko kraliçesi olarak ünlenen Sonia Rykiel'ın, 2015 yılında baş tasarımcısı olan Julie de Libran ile sergiledikleri koleksiyon göz kamaştırıcıydı. De Libran; enine ve dikine çizgili gömlekleri, bluzları, sert kaşeden mont ve pantolonlar ile kombine ederken yakalarda ya da omuzlarda kürk kullanmayı (elbette sahte olduğuna inanıyoruz) ihmal etmemiş.
Öte yandan desenli çoraplar ve uzun diz altı siyah deri çizmeler pek çok kombini tamamlarken, desenli ve uçuşan kumaşlardan fular elbiseler, belinde kemer olsun ya da olmasın oldukça şık görünüyordu.
De Libran'ın geç 1970'ler ve erken 1980'ler havası taşıyan tasarımlarının bir ötesi; Rousteing'in daha çok couture çalışan, eski saygın bir modaevinden bir dünya devi yaptığı Balmain'in 2016 sonbahar hazır giyim koleksiyonunun defilesinde görüldü.

SARIŞIN KENDALL, ESMER GIGI
Neredeyse Kardashian, West ve Jenner klanının birinci dereceden kuzeni konumunda olan genç modacıya elbette tam destek, defilede en öndeki sırada oturan 'teyzesi' Kris Jenner ile 'eniştesi' Kanye West'ten geldi.
Daha önce West'in New York Moda Haftası'ndaki defilesinin partisine sarı saçlarla gelen Kendall Jenner, bu defilede de ablası Kim ve Kloe'nin yolundan ilerlercesine sarı saçlarla arz-ı endam etti. Kendall sarışın olunca da Gigi'nin esmer olması beklenen bir sonuçtu. Açıkçası onlar gibi güzel kızlara her renk saç yakışır demek isterim ama sanırım doğal renkler onlarda daha güzel duruyor.
Korse, kalın rugan kemer, vatka, diz üstü değil kasıklarda güderi çizmeler, toz pembe kadifeden, siyah satene uzanan renk ve doku cümbüşü ile Paris'te Wersaille Sarayı şıklığı yaratan Rousteing'in püskülleri mi, yoksa de Libran'ın fırfırları mı önümüzdeki sonbahara damga vuracak göreceğiz.

KARL LAGERFELD AYRICALIĞI
Birkin ve Kelly çantaları ile yıllardır histeri krizi yaratan Hermes'in özellikle kaşmir uzun etek ve hırka takımlarının 'Star Wars' çılgınlığından etkilendiğini görmek, yılların modaevinin artık daha genç bir kitleyi bilinçaltından etkilemeye çalıştığının bir göstergesi oldu sanki. Kalın topuklu beyaz deri çizmeler, 'Princess Leia' topuzlu modellerin giydiği deri ağırlıklı uzun tunikler ve bunları destekleyen bol pantolonlar; Hermes'te gücün yeniden uyandığının kanıtı oldu.
Fransız modası denilince akla gelen diğer bir isim olan Yves Saint Laurent'in tasarımcısı Hedi Slimane'ın koleksiyonu ise benim için oldukça kafa karıştırıcıydı. Birbirinden 'glam', birbirinden güzel kıyafetlerine hayran hayran bakarken; bir an 2016'da mı yoksa 1986'da mı olduğumuzu karıştırdım. Gerçekten de Saint Laurent'in yeni koleksiyonu iç gıcıklayıcı, göz doldurucu fakat yeni olan ne yazık ki hiçbir şey yok!
Oysa Chanel, ünlü tüvit döpiyeslerini jean eklemelerle yenilemiş, motorcu kaskı görünümündeki şapkalar ile desteklediği elbiselerini, klasik beyaz inci kolyelerle değil, siyah ya da gri oldukça iri, yapay inci boncuklarla desteklemiş. Birbirinden farklı desenli binici çizmeleri, artık Chanel takımları tamamlıyor.
Chanel; tutucu gözler tarafından çok sevilmeyecek de olsa, iddialı ve cesur bir yenilenme sürecine girmiş. Paris Moda Haftası'nın aslında en çok dikkat çekici tarafının bu olduğunu düşünüyorum. İşte Karl Lagerfeld ayrıcalığı bu!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.