Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN CELAL GÜZEL

Suriye'de sona doğru

Süratle bir iç savaşın eşiğine doğru sürüklenen Suriye, Türkiye için sıradan bir komşu ülke olmaktan çok daha önemlidir. Türkler, 11. yüzyıldan itibaren bugünkü Suriye topraklarında hâkimiyet kurmuşlar ve 1. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar Suriye'yi savunmuşlardır. 21 milyon nüfuslu Suriye'nin en az 3 milyonu Türkmen asıllıdır. Üstâd Yılmaz Öztuna, Arapça konuşan halkın yoğun şekilde Türklerle karıştığını ve Hanefi olanların tamamının da Türk asıllı olduğunu kaydediyor.
Bu hakikati bir tarafa bıraksak dahi aynı din, kültür ve tarihe sahip olduğumuz bu kardeş halkın son dönemde mâruz kaldığı zulüm ve şiddet karşısında sessiz kalamayız. Suriye'de, son beş ayda Baasçı azınlık diktasının saldırıları karşısında canlarını kaybeden Suriyeli kardeşlerimizin de sayısı 3500'e ulaşmıştır.
Suriye devletinin kuruluşundan bu yana, Türkiye Suriye konusunda tutarlı ve aktif bir politika takip edememiştir. Önce, Hâfız Esad'ın mezhepçi azınlık diktasının Suriye halkını ve özellikle Türkmenleri ezmesine seyirci kalınmış; sonra Suriye'nin PKK lideri teröristbaşı Apo'ya yıllarca yataklık etmesi karşısında eli kolu bağlı pasif bir politikasızlık içinde olunmuş; nihayet özellikle Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun gayretleri neticesinde, Suriye ile aramızda 'stratejik ortaklığa' kadar uzanan yeni ve olumlu bir dönem başlamıştır.
Bu yılın ilkbaharından itibaren başlayan muhalif hareketlerden sonra, Türkiye'nin bütün temaslarına ve ikazlarına rağmen, demokratikleşme ve reform yanlısı olarak görülen Beşar Esad, BAAS diktasının tesirinden kurtulamamış ve kendi halkı üzerinde uyguladığı şiddet eylemlerinden vazgeçmemiştir.
Türkiye'nin süratle gelişen Suriye sevdasını işaret ederek gelinen noktayı çelişme olarak gösteren bazı yorumcular, son dönemde uygulanan 'büyük devlet' politikasının ana noktasının 'demokratik meşruiyet' olduğunu görememektedirler. Türkiye'nin son altı aylık dönemde değişen Suriye politikasının ABD'nin etkisiyle Suriye'nin aleyhine döndüğü iddiası doğru değildir. Türkiye, Suriye ile dostluğunu son âna kadar devam ettirmiş; son olarak geçen Ağustos'ta Prof. Davutoğlu Suriye'yi ziyaret ederek Esad ile 6,5 saat süren bir görüşme yapmıştır.
Türkiye, bu temasların netice vermemesi üzerine, Suriye'deki muhalefetin temsilcileriyle görüşmeler yapmaya başlamış ve Esad'ı katliamlarından caydırıcı tedbirlere girişmiştir.
Şu hususu altını çizerek belirtelim ki, Türkiye'nin, silahsız halkın üzerine yürütülen tankların binlerce Suriyeli Arap ve Türkmen kardeşimizi katletmesi karşısında seyirci kalması mümkün değildir.
Suriye'de BAAS diktasının değişmesi için Türkiye'nin tesirli bir rol oynaması, Orta Doğu'da barışın ve huzurun tesisine yardımcı olacaktır.
Suriye'de demokratik rejimin kurulmasında en fazla etkili olacak güç Türkiye'dir. Türkiye, bu konuda üzerine düşeni yapmak mecbûriyetindedir.
Suriye'de yüzde 10'luk bir mezhepçi azınlığa dayanarak Hâfız Esad döneminden beri idareyi elinde tutan BAAS diktası, Irak ve Mısır'dan sonra yıkılmaya mahkûmdur. Baskı, şiddet ve katliamla netice alması mümkün değildir.
Bu gerçeği bilerek Türkiye'nin kesinlikle 'seyirci kalmaması'nı ve tavrını buna göre belirlemesini diliyoruz.
Unutmamalıyız ki, en fazla 2012 yılının başlarından itibaren Suriye'deki BAAS diktatörlüğü son bulacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA