Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bugün 'Anneler Günü...' Gençliğimde olsaydı, hemen karşı çıkar; ateşli bir nutuk atarak, 'Anneler Kilisesi'nden etkilenip zuhur eden ve Philadelphia'Jarvis'in gayretiyle 1911'de ABD'de kutlanmaya başlayan 'Anneler Günü' ile 'Bizim ne ilgimiz var?' diye sorardım...
Bunun, ticarî maksatlı olduğunu; çiçekçilerin, pastanelerin ve hediyelik eşya satan mağazaların 'zengin'(!) edildiğini söyler ve ilâve ederdim: 'Biz Batılılar gibi annemizi yılda bir defa değil, her gün hatırlarız...'
Bizim, annelerimize, babalarımıza ve aile büyüklerimize karşı daha fazla sevgi ve ilgi gösterdiğimiz doğrudur. Batılı, artık yaşlı anne ve babasını 'Huzur Evleri'ne âdeta terk ediyor. Bizde bu uygulama, neredeyse yok denecek kadar azdır.
Esnafın para kazanmasına gelince, bırakınız da kazansınlar; bunun kime, ne zararı var?!...

***

'Anneler Günü'nün Hıristiyan menşeli oluşu da doğrusu beni hiç rahatsız etmiyor. Çünkü ben kendi 'İslâm Medeniyetim'de 'anne'ye verilen değerin çok daha fazla olduğunu biliyorum. Kur'ân-ı Kerim'de, 'Rabbin(...) anne-babanıza iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya ikisi sizin yanınızda yaşlanırsa kendilerine öf bile deme, onları azarlama; ikisine de güzel sözler söyle(...)' (İsra 23) buyrulmuştur.
Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizin şu hadîsini bilmeyeniniz var mıdır: 'Cennet annelerin ayakları altındadır.'
Başbakan Erdoğan
'ın merhum annesinin cenazesindeki samimî teessürü, gözyaşları ve muhteşem medeniyetimizin faziletli bir mensubu olarak annesine vefasını göstermesi, milletçe hepimizi çok memnun etmiş ve O'na olan muhabbetimizi arttırmıştır. Melek yüzlü annesine sarılan ve onun ayaklarının altını öpen bir başbakanın tevazuunu ve imanını görmek, huşû içerisinde gözyaşlarını akıtarak aşr-ı şerif kıraatını dinlemek, bana zevk ve inşirah veriyor; bu sebeple de O'nu millî ve manevî bütünlüğümüzün teminatı olarak görüyor; bazen kırılsam bile seviyorum.
***

Benim dünyalar güzeli 'pamuk anam'ı hacca gönderdim.
Melekler gibi ihramına büründü; ağlayıp duâlar ederek gitti ve yüzündeki 'nûr'u arttırarak döndü...
Şimdi hâlâ o mübarek mekânlarda yaşıyor sanki...
O'nu düşününce aklıma ilk olarak; "Benim güzel evlâdım, 'Allah de bakayım; bizi Allah yaratır.
Peygamberimizin adı ne? 'Muhammed...' Bir de sen söyler misin? Muhammed'..."
deyişi ve ardından beni öpücüklere boğarak ödüllendirişi geliyor. Sapık Freud'u çıldırtırcasına 'ana' mefhumu, bende sadece 'iman', 'sevgi' ve 'fedakârlık' gibi tertemiz duyguları çağrıştırıyor.
***

Bizim medeniyetimizde 'anne', bir insanın hayatındaki en önemli kişidir. Bizi aylarca karnında taşıyan anacağımız, ilk 'öğretmenimiz' olur. Bize yemeyi, içmeyi, konuşmayı ve sevmeyi O öğretir. Bir yerimiz incinince 'Oy anam!...' diye feryat ederiz. Yanımızda olmasa da hayatta bulunmasa da anamızın manevî desteğine her zaman ihtiyaç duyarız. Nihayet, ölüp defnedildikten sonra, kabrimizin başında 'talkın'da (telkin) bulunan imam da bizi son yolculuğumuza 'annemizin ismi' ile gönderir. Bu, İslâm'ın anaya verdiği önemin zarif bir nişanesidir. Hûlâsa, 'ana'dan doğar; 'ana' ile anılarak 'anavatanımız'a gömülürüz...
Bütün annelerin, özellikle 'şehit anneleri'nin ve annem Hacı Zahide Sevim'in ellerinden öpüyor, Anneler Günü'nü kutluyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER