YAZARA MAİL GÖNDER 28 Şubat Yargısı'nın Sefaleti

YAZARLAR

Bana, 'Son 50 yıllık Darbe Dönemi'nin en büyük sorumluları kimlerdir?' diye sorsanız, size darbecilerden ve darbe provokatörlerinden daha önce, Türkiye'deki yargı sistemini ve yargı görevini bir 'emir kulu' şeklinde uygulayan yargı mensuplarını gösteririm. 27 Mayıs'taki 'Yassıada Yargısı' rezaleti, 12 Eylül'de de aynen devam etmiş ve 28 Şubat'ta da tam mânâsıyla yargının sefaleti hâline dönüşmüştür. Ne yazık ki darbeciler, savcıları ve hâkimleri âdeta tank, top gibi kullanmışlardır. 28 Şubat Darbesi sırasında, illegal cunta örgütü Batı Çalışma Grubu'nun (BÇG) Genelkurmay'da Yüksek Yargı(!)'ya düzenlediği 'İrtica Brifingleri'ni başka nasıl izah edebilirsiniz?
O günlerde Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı olarak 28 Şubat Darbesi'ne karşı çıkmış ve darbe aleyhindeki bilgileri ve belgeleri toplayıp BÇG brifinglerine ironik bir şekilde nazire yaparak, kurduğum Demokrasi Çalışma Grubu (DÇG) adına medyaya bir 'Darbe İfşa Brifingi' sunmuştum.
Bu brifingde, 28 Şubat Cuntası'nı, orgeneralinden başçavuşuna kadar açıklamış ve çalışma usullerini gözler önüne sermiştim.
Brifingden önce 27 Temmuz 1997'de başta Ankara DGM Başsavcılığı'na olmak üzere, bütün yargı ve yürütme mercilerine, yazılı olarak 28 Şubat Darbesi hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve iddialarımı klasörler dolusu delillerle belgelendirmiştim.
Bunun neticesinde, darbeciler hakkında takipsizlik kararı verilmişken, ben gözaltına alınmıştım ve hakkımda 'Devlet sırrını ifşa' iddiasıyla DGM'de dâvâ açılmıştı. Ben haklı mücadelemi devam ettirmiştim. Ancak İstanbul DGM'ye yaptığım takipsizlik kararının kaldırılması konusundaki itirazım da reddedilmişti.

***
Aradan 15 sene geçtikten sonra, Türk Yargısı'nın 28 Şubat Darbesi için soruşturma başlatması ve Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dâvâ açılması, Türkiye'deki demokrasi ve hukuk devleti olma hedefimizde çok önemli bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Ergenekon ve Darbeye teşebbüs dâvâlarıyla başlayan bu yeni hukuk anlayışı, Türk demokratikleşmesinin mihenk taşını meydana getirecektir. 28 Şubat Darbe Dâvâsı'nda sanık avukatlarının, benim 16 yıl önceki şikâyetim üzerine verilen tâkipsizlik kararlarına sığınmaya çalışması çok komik ve hazindir.
Tâkipsizlik kararının ve karara itirazım karşısında verilen kararın tetkiki hâlinde, bu kararların gerekçesi, darbeciler ile emirlerindeki savcı ve hâkimlerin nasıl hukuk ve adalet dışı, darbeci zihniyetleri paylaştıkları açıkça görülecektir. 28 Şubat Dönemi'nde özellikle DGM'lerin askerî cuntanın emri altında olduğunu Türkiye'de bilmeyen var mıdır? Benim bu konudaki iddialarım AİHM'de kazandığım beş dâvâ ile de tescil edilmiştir.
Ayrıca, bu dâvânın askerî mahkemelerde görülmesini savunmak, darbe yapmanın bir 'askerlik görevi' olduğunu kabul etmekle aynı mânâya gelir.
Yıllar sonra da olsa adalet tecellî ediyor. 16 yıl önce verilen takipsizlik kararının kaldırılması ve dâvânın açılması, beni Türk demokrasisi ve yargısı bakımından sevindiriyor.
***
Bu arada, 28 Şubat MGK Toplantısı'nın zabıtlarını -tabiî henüz imha edilmemişse- Mahkeme'nin, Başbakan'a bağlı olan MGK Genel Sekreterliği'ne talimat vermesi için Başbakanlık'tan istemesini tavsiye ederim. Şurasını unutmamak lâzımdır ki, devlete ve devlet kurumlarına darbe düzenleyenlerin bu eylemleri, aslâ 'Devlet Sırrı' değil, olsa olsa cuntacı sırrı olur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.