YAZARA MAİL GÖNDER Kaset sahtekârlığı

YAZARLAR

Ben, Başbakan Erdoğan ile oğlu Bilâl Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen konuşmalara zerre kadar inanmıyorum. Zira tamamen uydurma olduğu açıkça belli olan bu yalana ve iftiraya aklı başında olan insanların inanması mümkün değildir. Düşünebiliyor musunuz? Telefonunuzun dinlendiğini bildiğiniz halde Başbakan olarak oğlunuza telefon edip 10 ton civarındaki milyarlarca euroyu evden çıkarmasını isteyeceksiniz. İnsanın bu palavraya inanabilmesi için ya hepten geri zekâlı olması, ya da CHP ve MHP liderleri gibi gözlerini hırs bürümüş olması lâzımdır.
Daha önce de yazdım; CHP ve MHP'nin 30 Mart Mahallî Seçimleri'nin propagandası sadece Başbakan hakkındaki dinleme kayıtlarına oturtuluyor. Dünyanın hiçbir yerinde herhalde bizimki kadar kısır bir muhalefet görülmemiştir. İsrail ve Neocon'lar ile işbirliği içinde bu dinlemeleri gerçekleştiren ve uydurma kaset montajlayan devletteki yapılanmanın bu sahtekârlığı olmasaydı, acaba muhalefet seçim propagandasında neler söyleyecekti, merak ediyorum.

***

Başbakan dürüst ve namuslu bir liderdir. Oğlu ile arasında geçtiği iddia edilen telefon görüşmesini elbette kabul etmemiştir. Çünkü bu konuşma tamamen acemice hazırlanmış bir iftiradan ibarettir. Kılıçdaroğlu, her gün binlerce defa aksini iddia etse de bu iftiraya kendi militanları dışında hiç kimse inanmayacaktır ve seçim sandıkları açıldığında bu hakikat ortaya çıkacaktır.
Başbakan'ın, zamanın Adalet Bakanı ile konuşması ve devlet için önemli bir ihale hakkında fikrini ifade etmesi normal bir durumdur. Parlamenter sisteme göre devletin yönetilmesinden sorumlu bir başbakana, 'Hiçbir şeye karışma!' diyemezsiniz. Nitekim aslında yayınlanması suç olan bu bantların kendisine ait olduğunu kabullenmesi de Başbakan'ın dürüstlüğünün açık bir göstergesidir.
Fatih'e telefonla talimat iddiasına gelince; eski bir politikacı olarak soruyorum, lûtfen samimiyetle cevap verir misiniz? Bugüne kadar hangi politikacının basınla ilişkisi ve basından ricası olmamıştır; bana tek örnek gösteremezsiniz.
Oynanan oyun açıktır: İsrail'in ve ABD'deki Neoconlar'ın hoşlanmadığı Erdoğan'ı ve AK Parti İktidarı'nı devirmek. Lâkin, buna kimsenin gücü yetmeyecektir.

Üç dönem yasağı kalkmalı
Daha önce de defaatle yazdım. İlk olarak ben YDP genel başkanı olarak bu yasağı uygulamaya kalkmıştım. Niyetim, Başbakan Erdoğan'ınki gibi hâlisti. Gençlere yol açmak, siyasette kaşarlanmayı önlemek istemiştim. Lâkin devlet adamları, liderler lahana gibi tarlada yetişmiyorlar. Bir an için Erdoğan'ın siyaseti bıraktığını düşününüz; AK Parti paramparça olacaktır. Uzağa gitmeye lüzum yok; biz ANAP'ta iken bu fâciayı yaşamıştık.
Üç dönemden fazla üst üste milletvekili seçilme yasağı, hele içinde yaşadığımız ortamda AK Parti'nin kendi bacağına balta vurmasıdır. Erdoğan, hiçbir şekilde sistem hâricine çıkmamalı; ya hak ettiği Cumhurbaşkanlığı makamına gelmeli ya da tam yetkili Başbakan olarak hizmetlerini devam ettirmelidir.
Biz Yeni Türkiye'deki ilk kızıl elmamız olan 2023 hedefine O'nunla ulaşmak istiyoruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.