YAZARA MAİL GÖNDER Bulgur ve soğanı mutfağınızdan eksik etmeyin

YAZARLAR

Sağlıklı bir hayat geçirmek için yediklerinizi doğru seçmelisiniz. Vişne, kırmızı soğan, bulgur ve kestaneyi yaz-kış sofranızdan eksik etmemeniz gerekiyor

Eviniz, hayatınızın büyük bölümünü geçirdiğiniz, daha da önemlisi tamamen sizin kontrol ve yönetiminizde olan yegane yerdir. Hayatınızın büyük bölümünü geçirdiğiniz eviniz, tercihlerinizi barındırır ve bu tercihler, ne kadar sağlıklı bir hayat yaşadığınızın en önemli belirtileridir. O halde daha sağlıklı ve uzun yaşamak istiyorsanız, evinizde mutlaka bulundurmanız gerekenlere bir göz atalım. Öncelik tabii ki mutfağınız; daha önce de defalarca tekrar ettiğim gibi yediklerinizden oluşuyorsunuz.
Vişne: Vişne mevsimsel olarak nadir ve kısa süreli tüketebileceğiniz bir meyvedir. Ancak bu mucizevi meyveden yıl boyu faydalanmanız gerekir, ki bu da onu kurutmakla mümkün. Vişne, anti inflamatuar özellikleri sayesinde kas ağrısını azalttığı ve kalp hastalığıyla savaştığı kanıtlanan antioksidan bakımından oldukça zengin bir meyvedir. Son yıllarda özellikle uyku problemi yaşayan kişilerin sıklıkla duyduğu bir hormon var; melatonin. Bu, gereken şartlar oluştuğunda bedeniniz tarafından doğal olarak üretilen bir uyku hormonudur. Vişne, melatonin barındıran nadir meyvelerden biridir. Bu sebeple özellikle akşam yemeğinden sonra tüketmeniz tavsiye edilir. Vişnenin bir diğer özelliği ise düşük kalorili olmasıdır.

KALP HASTALIĞI RİSKİNİ AZALTIR
Soğan: Kültürümüz dolayısıyla soğan, hemen her öğünde yediklerimizin başında geliyor. İçine soğan girmeyen yemek neredeyse yok gibi. Yemeklere dahil edilen soğanın da sağlığınıza ciddi faydaları var ancak burada asıl kast ettiğimiz, kırmızı soğan. Kırmızı soğan, koroner arter hastalığının inflamatuar etkilerini azaltan antioksidanlar olan polifenoller bakımından zengin olduğundan kalp hastalığı riskinizi azaltabilir. Soğan söz konusu olduğunda saklama koşulları da önem kazanıyor. Kuru ve serin ortamda saklamalı, soyarken de ince zar tabakası dışında kalanları asla ayırmamalısınız.
Bulgur: Bulgur, ülkemiz dışındaki dillerde de bulgur olarak isimlendirilir ve mutfak kültürümüzün en önemli üyelerinden biridir. Bulgur; sindirim sisteminizin, dolayısıyla tüm bedeninizin dostu olan, lif yönünden oldukça zengin bir gıdadır. Sadece 180 gram bulgur, ihtiyacınız olan günlük lif ihtiyacınızın yüzde 33'ünü karşılar. Altı gram proteine sahiptir. Amerika'da yapılan araştırmalar, bulgurun, doymuş yağ, kolesterol ve sodyum oranının düşük ve kemik sağlığı için gereken bir mineral olan manganez bakımından zengin olduğunu gösteriyor. Ayrıca, pirinç ve patates gibi glisemik indeksi yüksek besinlere oranla, kan şekeri ve insülin seviyesinde büyük iniş çıkışlara yol açmayan, glisemik indeksi düşük bir besindir. Yararlarını görmek istiyorsanız, bulguru yemeklerin yanında haftada iki veya üç kere tüketin.
Kestane: Özellikle kış aylarının vazgeçilmez atıştırmalığı olan, yalnızca 1 gram yağ ve 28 gramında 70'den biraz daha düşük kalori içeren kestane, düşük yağ oranına sahip tek kuruyemiştir. Narenciye grubunda rastlamaya alışık olduğumuz C vitamini, kestanede de bulunur. Bu özelliğiyle dahil olduğu besin grubunda tektir. Kestane aynı zamanda kandaki kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı diyet lif bakımından zengindir. Faydalarını maksimum düzeye çıkarmak için günde yaklaşık 85 gram kestane tüketmelisiniz.

EVİNİZ İÇİN OLMAZSA OLMAZLAR
Aloe vera içeren jel: Ev kazaları, acil müdahale gerektiren vakalardır. Kesikler, yara ve yanıklar ev ortamında sıklıkla karşılaşılan durumlardır. Son yıllarda kolaylıkla ulaşabileceğiniz hale gelen aloe vera içeren jeller, bu gibi durumlarda uygulanması en faydalı doğal ilaçların başında geliyor. Jel dışında sprey versiyonlarına da ulaşmak artık mümkün.
Son yıllarda ABD'de yapılan çalışmalar, bu mucizevi bitkinin kokusuna da çözüm olduğunu gösteriyor. Aloe vera, kokusunun yaygın bir nedeni olan mide yanmasını rahatlatan B-Sitoserol isimli anti inflamatuar maddeyi içerir. Yarım bardak suyun içine 1/2 bardak saf aloe vera jeli karıştırın ve için! Yalnızca nefes kokusunun semptomlarını tedavi eden nanenin aksine, aloe vera tedavisi kötü nefes kokusunun nedeni olan mide asidini önler.
Rahatlamak için bitki ve baharatlardan faydalanın: Koku almak, rahatlamanızı sağlayacak önemli duyulardan biridir. Hava geçiren bir kese ya da kumaş parçası alın ve içini lavanta, tarçın ve biberiye ile doldurun. Özellikle yorgun olduğunuz saatlerde yanınıza koyun ve soluyun. Son derece iyi geldiğini göreceksiniz.
Kokular kadar sesler de önemli: Yapılan araştırmalar, deniz ya da okyanus sesinin insan psikolojisi üzerinde rahatlatıcı bir etkisi olduğunu gösteriyor. Yapılan yeni araştırmalar, okyanus sesinin nefes alıp verişinizi yavaşlatarak ve kalp atış hızınızı düşürerek, uyumaya hazırlandığınız sırada stresinizi azalttığını gösterdi.

Şakaklara portakallı Hindistan cevizi yağıyla masaj yapın
Bir portakalın kabuklarını bir şişe cevizi yağı şişesine koyun ve 12 saat bekletin. Hazır olduğunda şakaklarınıza hafifçe masaj yapın. Partnerinizden de size masaj yapmasını rica ederek daha fazla rahatlık sağlayabilirsiniz. Portakal kokusunun yüksek tansiyonu düşürdüğü kanıtlanmıştır. Hindistan cevizi ise yoğun bir günün ardından kalan stresi azaltmaya yardımcı olur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.